Doğru Bir Neticenin Yolu, Doğru Bir Usûlden Geçer
İnsan hayatında gerçekleştirilen her işin bir usûlü, her gayretin ulaşmak istediği bir hedefi vardır. Bir işin güzel bir netice vermesi, yalnızca samimi bir niyet ve yoğun bir gayretle değil; aynı zamanda doğru bir usûl takip edilmesiyle mümkündür. Zira doğru hedefe yanlış yollarla ulaşmak çoğu zaman mümkün değildir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi emreder.” (Nahl, 16/90) Bu âyet-i kerîme, hayatımızın her alanında ölçü, adalet ve ihsan üzere hareket etmemiz gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bir işin idrâki, o işin mahiyetini doğru anlamaktır. İnşâsı ise doğru anlaşılan hakikatin hayata geçirilmesidir. İhyâsı da ortaya konulan eserin, insanlara ve topluma fayda sağlayacak şekilde yaşatılmasıdır. Dolayısıyla idrâk, inşâ ve ihyâ birbirini tamamlayan üç önemli merhaledir.

Bu hakikati ifade etmek üzere şöyle demek mümkündür: “Bir işin idrâk ve inşâsı usûle ne kadar uygun ise; ihyâsı da o ölçüde olumlu netice verir.”
Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Rabbimiz, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 53/39) buyurmaktadır. Ancak çalışmak kadar nasıl çalıştığımız da önemlidir. Gayretin bereketi, doğru usûlle birleştiğinde ortaya çıkar. Plansız, ölçüsüz ve usûlsüz bir gayret, bazen büyük bir emeğin karşılığını zayıflatabilir.
Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.s.) de

işlerin ehline verilmesine büyük önem vermiştir. Nitekim bir iş ehil olmayan kimseye bırakıldığında, o işin neticesinin hayırlı olmayacağını bildirmiştir. (Buhârî, İlim, 2) Bu sebeple bir işi yapmak kadar, onu ehliyet, liyakat, istişare ve hikmet çerçevesinde yapmak da önemlidir.
Hayatımızdaki birçok başarısızlığın temelinde, hedefin yanlışlığından ziyade usûlün ihmal edilmesi vardır. Doğru bir düşünce yanlış bir yöntemle uygulandığında beklenen netice ortaya çıkmayabilir. Aynı şekilde güzel bir hizmet, samimiyetle başlatılsa bile planlama, istişare, ehliyet ve

süreklilikten uzak yürütülürse istenilen berekete ulaşamayabilir.
Atalarımızın “Usûlsüz vusûl olmaz.” sözü, bu gerçeği kısa ve veciz bir şekilde ifade eder. Hedefe ulaşmak isteyen kimse, o hedefe götüren yolu da doğru seçmelidir.
Özellikle insan yetiştirme, eğitim, irşat ve topluma hizmet gibi alanlarda usûlün önemi daha da büyüktür. Çünkü burada yapılan her iş, yalnız bugünü değil, geleceği de etkiler. Bir neslin inşâsında kullanılan yöntem ne kadar sağlam ve hikmetli olursa, yetişen neslin hayata ve topluma katkısı da o

ölçüde güçlü olur.
Bu noktada istişare, usûlün en önemli unsurlarından biridir. İnsan kendi bilgi ve tecrübesini yeterli görmemeli; farklı bakış açılarını dinlemeli, ehil kimselerin görüşlerinden istifade etmelidir. Zira istişare, hem hatayı azaltır hem de ortak aklın bereketini ortaya çıkarır. Nitekim Yüce Rabbimiz, müminlerin işlerini istişare ile yürüttüklerini bildirerek şöyle buyurur: “Onların işleri, aralarında istişare iledir.” (Şûrâ, 42/38)
Bunun yanında sabır ve süreklilik de ihyânın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bir

işin doğru başlatılması kadar, doğru şekilde devam ettirilmesi de önemlidir. Bugün yapılan güzel bir hizmetin yarın terk edilmesi, emeklerin kalıcı bir esere dönüşmesini engelleyebilir. Bu sebeple geçici heyecanlardan ziyade, istikrarlı ve sürdürülebilir bir anlayışla hareket etmek gerekir.
Bazen insanlar büyük işler yapmak ister; fakat küçük adımların önemini gözden kaçırırlar. Oysa sağlam eserler, çoğu zaman küçük fakat doğru adımların sabırla ve kararlılıkla bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Resûlullah (s.a.s.), Allah katında amellerin en

sevimlisinin az da olsa devamlı olanı olduğunu bildirmiştir. (Buhârî, Rikāk, 18; Müslim, Müsâfirîn, 216)
Demek ki süreklilik, yapılan işin bereketini artıran önemli bir ölçüdür.
Bu nedenle bir işe başlamadan önce “Ne yapmalıyım?” sorusu kadar “Nasıl yapmalıyım?” sorusunu da sormalıyız. Niyetimizi düzeltmeli, hedefimizi belirlemeli, doğru usûlü araştırmalı, ehil insanlarla istişare etmeli ve sabırla yolumuza devam etmeliyiz.
Unutmayalım ki güzel neticeler, çoğu zaman görünmeyen doğru adımların eseridir. İdrâk doğru olacak, inşâ

usûlüne uygun gerçekleşecek ve ihyâ süreklilik kazanacaktır. İşte o zaman gayret, berekete; emek, esere; hizmet de kalıcı bir hayra dönüşecektir.
Ey Rabbimiz! Bizi doğruyu doğru anlayan, doğru usûlle inşâ eden ve yaptıklarını hayırla ihyâ eden kullarından eyle.