Gayret Yolumuzu, Samimiyet Neticemizi Güzelleştirir

İnsan, hayatı boyunca ailesine, milletine, ilme ve insanlığın hayrına hizmet etmeye çalışır. Ancak hizmetin kıymeti yalnızca yapılan işin büyüklüğüyle değil, o işe gösterilen gayret ve niyetin samimiyetiyle ölçülür. Güzel bir niyet gayretle desteklenmediğinde eksik kalır; büyük bir gayret samimiyetten uzak olduğunda ise bereketini kaybedebilir. Bu sebeple hizmet yolunda gayret ve ihlâs, birbirini tamamlayan iki temel değerdir.

Yüce Rabbimiz, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm, 53/39) buyurmaktadır. Bu âyet, hedeflere ulaşmak için emek vermenin ve sorumluluk üstlenmenin önemini hatırlatır. Hiçbir hizmet yalnızca temenniyle gerçekleşmez. İyiliği isteyen kimse, onun gerçekleşmesi için elinden gelen gayreti göstermelidir.

Hizmet ehli, şartların mükemmel olmasını beklemek yerine mevcut imkânları en güzel şekilde değerlendirmeye çalışır. Çünkü hizmet yalnızca büyük makamların ve geniş imkânların işi değildir. Bazen bir gönlü kazanmak, bir çocuğa güzel söz söylemek, ihtiyaç sahibinin elinden tutmak veya bir yanlışı hikmetle düzeltmek de büyük bir hizmettir.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.), “Allah, yaptığınız işi sağlam ve güzel yapmanızdan hoşnut olur.” (İbn Sa’d, Tabakât, I, 142) anlamındaki hadis-i şerifiyle işlerin özenle yapılmasına dikkat çekmiştir.

Öyleyse mümin, üstlendiği görevin büyüklüğüne bakmaksızın onu hakkıyla yerine getirmeye çalışmalıdır.

Gayretin Ruhu: Samimiyet

Gayretin yanında hizmete değer kazandıran temel unsur samimiyettir. Samimiyet, yapılan işi Allah’ın rızâsını gözeterek yerine getirmek; insanların takdirini kazanmak için değil, doğru ve hayırlı olduğuna inandığı için iyilik yapmaktır. İhlâs ise bu samimiyetin kulluktaki en önemli tezahürlerinden biridir.

Resûlullah (s.a.v.), “Ameller niyetlere göredir.” buyurmuştur. (Buhârî, Bedʾü’l-Vahy, 1)

Bu hadis, yapılan işin değerinde niyetin belirleyici olduğunu ortaya koyar. İnsan çok çalışabilir; ancak gayretinin hangi amaçla ortaya konulduğunu daima sorgulamalıdır. Asıl mesele yalnızca iş yapmak değil, yapılan işi doğru bir niyetle ve güzel bir usulle gerçekleştirmektir.

Bazen insan bütün gayretine rağmen beklediği neticeyi elde edemeyebilir. Böyle durumlarda gayretinin boşa gittiğini düşünmemelidir. Zira insanın sorumluluğu sonucu kendi istediği biçimde gerçekleştirmek değil, üzerine düşeni en güzel şekilde yapmaktır. Neticeyi takdir eden Allah’tır; kulun vazifesi ise gayret etmek, sabretmek ve sorumluluğunu yerine getirmektir.

Nitekim Yüce Rabbimiz, “Kim zerre ağırlığınca hayır yapmışsa onu görür.” (Zilzâl, 99/7) buyurmaktadır. Bu müjde, hizmet yolunda atılan hiçbir hayırlı adımın Allah katında karşılıksız kalmayacağını hatırlatır.

Görünmeden İyilik Yapabilmek

Hizmette samimiyet, insanın davranışlarına da yansır. Samimi insan, yaptığı iyiliği başa kakmaz; takdir görmediğinde hizmetten vazgeçmez. İnsanların alkışından önce Allah’ın rızâsını gözetir. Çünkü hizmet, alkış arama makamı değil, emanet taşıma sorumluluğudur.

Bu sebeple insan zaman zaman kendi niyetini sorgulamalıdır:

“Ben bu işi neden yapıyorum? İnsanlar beni takdir etsin diye mi, yoksa Rabbim razı olsun diye mi? Kimse görmese de aynı gayreti gösterir miyim?”

Bu sorular, kişinin niyetini gözden geçirmesine ve hizmet şuurunu diri tutmasına yardımcı olur.

Hizmette başarı, yalnızca ilk heyecanla değil, istikrarla da mümkündür. Resûlullah (s.a.v.), Allah katında amellerin en sevimlisinin az da olsa devamlı yapılanı olduğunu bildirmiştir.

(Buhârî, Rikāk, 18; Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn, 216)

Dolayısıyla bir günde çok iş yapıp sonra vazgeçmek yerine, imkânlar ölçüsünde düzenli ve kararlı biçimde çalışmak daha kalıcı sonuçlar doğurabilir.

Hizmet yolunda zaman zaman engellerle karşılaşmak, eleştirilmek veya emeğinin karşılığını hemen görememek mümkündür. Ancak bunlar, samimi gayretin önünde aşılmaz engellere dönüşmemelidir. Mümin, başarıya ulaştığında şükretmeli, zorluklarla karşılaştığında sabretmeli ve niyetini daima gözden geçirmelidir.

Bu hakikati şu söz özetlemektedir: “Hizmet ederken gayretiniz kadar yol, samimiyetiniz kadar olumlu netice alırsınız.”

Gayret bizi yola çıkarır, samimiyet hizmetimize değer kazandırır, ihlâs niyetimizi arındırır, sabır ise yolumuza devam etmemizi sağlar. Bize düşen, sonucu sahiplenmeden çalışmak, başarıyla övünmeden şükretmek ve geciken neticeler karşısında ümitsizliğe kapılmamaktır. Çünkü gayret kulun vazifesi, tevfîk Allah’ın lütfudur.

Ey Rabbimiz! Bizi gayretinde kararlı, niyetinde samimi, hizmetinde ihlâslı eyle ve bütün çalışmalarımızı rızâna vesile kıl.