BOYKOT, MÜMİNLİK ŞUURU VE MAZLUM KARDEŞLERİMİZE KARŞI SORUMLULUĞUMUZ

Bugün dünyanın birçok yerinde, özellikle Filistin başta olmak üzere, mazlum Müslümanlar açlık, savaş, zulüm ve yokluk içerisinde yaşam mücadelesi vermektedir. Çocuklar yetim kalmakta, anneler evlatsız, babalar yuvasız bırakılmaktadır. Bu manzaralar karşısında müminin kalbi sızlamıyorsa, vicdanını yeniden muhasebe etmesi gerekir.

Müslüman sadece kendi ibadetinden sorumlu değildir. Aynı zamanda din kardeşinin derdiyle de dertlenmekle yükümlüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

«اَلْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ...»

"Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu zalimin eline terk etmez."
(Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58)

Hadisin devamında Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur:

"Kim din kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın sıkıntısını giderirse Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir."

Bugün elimizden fiilen yardım gelmiyorsa bile, zalimi desteklememek elimizdedir. İşte boykot, bu noktada müminin vicdanını ortaya koyan bir duruştur. Boykot; kin veya düşmanlık değil, zulme destek olmamaya gayret etmektir. Mümin, harcadığı her kuruşun nerelere gittiğini düşünmek zorundadır. Çünkü yaptığı her tercih, ya hayra ya da şerre destek olabilir.

Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır:

"İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın."
(Mâide Sûresi, 2)

Bir başka ayette ise:

"Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur."
(Hûd Sûresi, 113)

Bu ilâhî ikazlar, zulmü desteklemenin veya ona sessiz kalmanın mümin için ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu göstermektedir.

Elbette boykot tek başına bütün sorunları çözmez. Ancak boykot, mazlumun yanında olduğumuzu gösteren önemli bir vicdan ve iman tavrıdır. Bunun yanında dua etmek, maddî yardımda bulunmak, doğru bilgiyi yaymak ve birlik içerisinde hareket etmek de Müslümanın vazifesidir.

Unutmamalıyız ki, bir gün Allah'ın (c.c.) huzurunda bize, "Mazlum kardeşlerin için ne yaptın?" diye sorulacaktır. "Ben elimden geleni yaptım." diyebilmek için bugün imkânlarımız ölçüsünde sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Aksi hâlde duyarsızlık ve umursamazlık büyük bir vebale dönüşebilir. Mümin, zulmü normalleştiremez; zalimi alkışlayamaz ve mazlumu yalnız bırakamaz.

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve birbirlerini korumada bir beden gibidir. Bedenin bir organı rahatsız olursa diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle ona ortak olur."
(Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)

Bugün dünyanın neresinde olursa olsun bir Müslümanın acısı, bütün ümmetin acısıdır. Rabbimiz (c.c.) bizlere mazlumun yanında olmayı, zalime destek olmaktan sakınmayı ve kardeşlik hukukunu en güzel şekilde yaşamayı nasip eylesin. Âmin.

Ahmet BAYRAKTAR

İlahiyatçı/Araştırmacı