
Bu yıl bölgemiz için heyecanlı, mutlu ve umutlu bir sezon yaşamayı umarken yine umut ve heyecanı tarumar ettiler. Çay sezonu başlarken taban fiyatı yaşanan pahalılık ve enflasyona göre yetmez ama bilinçaltına yerleştirilen 35 liralık ücret üretici tarafından ekseriyetle kabul gördü. Mevsim normallerine göre havalar soğuk gitse de yağan yağmurlar çayın rekoltesinde önceki yıllara göre gözle görülür bir artış sağladı. ÇAYKUR da bu durumda sezon hazırlıklarını tamamlayarak kampanyayı erkenden açtı.
Yaşanan soğuk havalar nedeniyle sahil ve yüksek kesimlerde çay hasadı bakımından bir kademe oluştu. Oluşan bu kademe sahil kesimindeki üreticilerin büyük kısmı tarafından zayi edildi dersek yanlış olmaz. Çünkü bir kısım yerli gurbetçiler bayramı da yapalım öyle döneriz, çay zaten gelişim aşamasında rahatlığıyla bayramdan sonra gelmesi gelince de birden günlükçü ile çaya girmesi ile tüm sistemi akamete uğrattı. Bu kadar yoğun ve kesintisiz çay toplama arzusu ile ÇAYKUR ve özel sektör çay fabrikaları izdiham yaşayarak, dönüşemez hale geldi. Bu durum her yıl olduğu gibi sistemi tıkadı.
Yaşanan yoğun çay toplama işiyle tıkanan sistem nedeniyle ÇAYKUR kontenjan ile özel sektör de fiyatları düşürerek klasik çözüm üretme yoluna gitti. Her ne kadar haklı gerekçelerle ortaya konan çözüm yöntemlerinde özellikle bazı büyük özel sektör firmaları bunu fırsata dönüştürerek fiyatı düşürdükçe düşürmesi ayrı bir ahlaki meseledir. Bu kronik hale gelmiş ahlaki tutumu hiçbir zaman düzeltemeyiz. Çünkü daha çok kazanma arzu ve hırsının önünde hiçbir gerekçe tutunamıyor. Burada biraz vicdan ve cüzdan meselesi ortaya çıkıyor. Bu da doğal olarak ahlaki bir meseledir. Bunu değiştirmek nerdeyse imkansız.
Şuanda kısa vadede bu yoğunluğu önleyecek tek güç vatandaşın gücüdür. Vatandaş 2-3 gün çaylığa girmesin yoğunluk ortadan kalkacağı için fiyatlar doğal olarak normal seyrine dönecektir. Yıllarca 3. Nesil Üretici olarak nitelendirdiğim çayda hiçbir emeği olmayan, daha önce çaydan para kazanamayan kendisine; babadan, dededen kalan çaylıkları sahiplenmemiş kazanılan parayı ganimet olarak gören zihniyet çayın fiyatının ve yoğunluğunun düşmesindeki başta gelen sebeplerindendir. Gerçekten başka geliri olmayan, paraya ihtiyacı olan vatandaş da darda kalması nedeniyle ürününün çabuk satarak bunu paraya dönüştürme isteği yoğunluğun yaşanmasına dolayısıyla fiyatların düşmesinde etkili oluyor.
Her yıl yazdığımız bu minvaldeki yazıda ÇAYKUR’un hatalarını sayıp dururduk. Bu yılki mesele ÇAYKUR’un alım meselesi değil. ÇAYKUR bu yıl hazırlıklarını yaparak erkenden sezona girdi. Arefe günü ve bayramın 1. günü tatil olmasında diyecek çok şey yok. ÇAYKUR’un yapacağı en temel çözüm yeni fabrikaya sıcak bakılmadığına göre mevcut fabrikaların üretim kapasitelerini artırmak olacaktır. Çoğu fabrikadaki makinalar 50-60 yıllık makinalar. Bunlarla bugünü yönetemezsiniz. ÇAYKUR yöneticileri bunu neden yapmaz anlamak mümkün değil. Halbuki buradan makul talepler devlet kademelerinde olumlu sonuçlanacağını düşünüyorum. Yoksa aman biz bir şey istemeyelim, masraf çıkarmayalım, bizi mevcudu koruyarak iyi iş yapıyor sansınlar kolaycılığına mı kaçıyorlar? Her zaman dediğimiz gibi kendi ikballerini milletin ikballerinde önde görenler nerede olursa olsun kurumlarını geliştiremezler. ÇAYKUR’da da mesele biraz da buradan kaynaklanıyor.
Gerçekten hem ürün açısından hem de vatandaşın yaşadığı sıkıntılar açısından dramatik bir duruma evirilmiş bir ürün olan çayı ilk olarak üretici koruması lazım. Acele edip çayın fiyatını da kalitesini de düşürmemelidir. Çayın gerçek sahipleri hep birlikte bu aceleci, vurdu kaçtıcı tayfaya dur demelidir. Dillere plesenk olmuş Çay Kanunu da artık çıksın. Neden çıkmıyor? Yoksa Temel’in fıkrasında olduğu gibi bu kanunun TBMM’den geçmesini istemeyen çok yukarıda birileri mi var? Var ki bu kadar zamandır geçmiyor diyenler de var.
Lütfen! Allah’ın verdiği bu kadar güzel nimet olan “Yeşil Altın” çayı pula dönüştürmeyelim.