Geçici Menfaatler İçin Değil, Hak ve Hakikat İçin Yaşamak

İnsan hayatında iki farklı duruş vardır: Menfaati için eğilenler ve hak uğruna dimdik duranlar. Menfaat peşinde koşan, şartlara göre yön değiştirir; istikâmet sahibi ise yalnız kaldığında bile hakkın yanında durur.

Yüce Rabbimiz, “Hak geldi, bâtıl yok oldu. Şüphesiz bâtıl yok olmaya mahkûmdur.” (el-İsrâ, 17/81) buyurur. Gerçek mümin, insanların hoşnutluğu uğruna hakikatten taviz vermez. Çünkü onun ölçüsü menfaat değil, Allah’ın rızasıdır.

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.), “Kim Allah’ı razı etmek için insanların hoşnutsuzluğunu göze alırsa, Allah ondan razı olur.” (Tirmizî, Zühd, 64) buyurarak mümine açık bir ölçü vermiştir.

Mümin, zulme de haksızlığa da taraf olmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et.” buyurmuş; zalime yardımın, onu zulümden uzaklaştırmak olduğunu açıklamıştır. (Buhârî, İkrâh, 7)

Unutmayalım: İzzet, insanlara eğilmekte değil; Allah’a kullukta ve istikâmet üzere yaşamaktadır.

“Kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet bütünüyle Allah’a aittir.” (Fâtır, 35/10)

Ey Rabbimiz! Bizleri menfaat uğruna eğilenlerden değil, hak ve istikâmet üzere yaşayan kullarından eyle. Âmin.

Allah’a emanet olunuz.

Selâmetle kalınız.

İbrahim Noğman

27 Zilkade 1447 - 14 Mayıs 2026 Perşembe