İnsanlık var olalı beri olaylar ve kişiler arasında adaletsizce hükmedenler, çifte standart sergileyenler hep olmuştur. Bugün Mısır’daki insanlara reva görülen çifte standart karşısında dünya genelinde sergilenen vurdumduymazlık ise hiç olmadığı kadar vicdanlarımızı yaralamaktadır. Mısır’ın ilk seçilmiş cumhurbaşkanı ve onun masum destekçilerini katleden emperyalist güçlerin yerel kuklaları ne kadar insaf ve vicdan yoksunu olabileceklerini önceki gün keskin nişancılar marifetiyle göstermeye başladılar bile.

 

Yönetimden silah zoruyla uzaklaştırdıkları Muhammed Mursi’ye olan halk desteğinin her şeye rağmen artarak devam ediyor olmasını hazmedemeyen kukla General ve yandaşları zıvanadan çıkmış bir halde halkın üzerine ateş açmakta bir beis görmüyor. Tek suçları meydanlara toplanıp yalnızca iktidardan zorla uzaklaştırılıp tutuklanan Mursi’ye destek olmaya çalışan ve darbecileri hiçbir şiddet unsuru içermeyen eylemleriyle protesto etmeye çalışan insanlara çatılardan rastgele ateş açarak büyük bir katliama neden olan General Sisi ve adamlarına dur diyecek bir güç şimdilik ne yazık ki yok.

 

Böyle bir güç olmadığı gibi onlara yol veren batıl emperyalist güçler henüz Mısır’da yapılan darbeye darbe demekten dahi kaçınıyorlar. Üstelik darbeci güçlerin masum insanları pervasızca öldürmelerini de Mursi yanlılarının çıkardığı olaylar şeklinde sunmaya çalışarak çifte standardın kralını yapmaya devam ediyor. Darbe hükümetine verdikleri maddi manevi desteklerini sürdüren başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Avrupa’nın diğer zalim ülkeleri sanki orada öldürülen her Müslüman için ayrı bir zevk alıyorlar.

 

Avrupalıları anlamak kolay da, Müslüman diye geçinen diğer Ortadoğu ülkelerini, İslam İşbirliği Teşkilatını ve Arap Birliği gibi bölgesel oyuncuları anlamakta zorluk çekiyoruz. Daha darbenin ilan edildiği ilk günden itibaren darbe hükümetine yapılmaya başlanan nakit yardımların tutarı on altı milyar dolara ulaşmış durumda. Hemen yanı başında öldürülen masum Müslümanların kanlarının kendi üzerlerine sıçramayacağını düşünen halkı Müslüman ama yönetimleri münafık ülkeler bu vahşete dur demek bir yana milyarlarca dolar para akıtarak katkı sağlamakta bir utanç duymuyorlar. Neden?

 

Çünkü batılı ve Amerikalı ağabeyleri onlardan böyle davranmalarını istiyorlar. Sahip oldukları ekonomik değerleri dahi yönetemeyip emperyalist devletlerin onlara bıraktıkları küçücük paylarla zevk-ü sefa sürmekten başka hiçbir icraatı olmaya bu Müslüman görünümlü ülkeler varlıklarını bu şekilde sürdürmeye devam ettikçe, dünya üzerinde birlikte hareket eden bir Müslüman toplum olmadığı sürece Müslüman katliamlarının ardı arkası kesilmez. Daha orucu hangi gün tutup, hangi gün bayram yapacaklarına karar veremeyen bugünkü İslam dünyasından bu anlamda bir birliktelik beklemenin çok fazla iyimserlik olduğunun elbette farkındayım.

 

Tüm bu gerçeklerden hareketle zalim batı diye bağırıp slogan atmanın bir gerçeği örtbas edebileceği endişesini taşıyarak diyorum ki, darbeci generalleri ve onun destekçisi batı ülkelerini protesto etmek gerçeğin bir kısmını yok saymak olacağından İslam dünyasındaki düzensizliğe dikkat çekmek çok daha yararlı olacaktır. Zira zalim zalimliğini yaparken, tek ses olması gereken İslam dünyasının zevk-ü sefa sürmesinin vicdanları daha fazla kanattığının yüksek sesle dile getirilmesi gerekiyor.