İslamiyet öncesi Mekke’li zengin müşrikler, kurmuş oldukları ekonomik ve siyasi idarelerinde bugünkü batılıların demokrasiyi oturttukları yere, putlarını koymuşlardı.İnanmadıkları halde inanır gözüktükleri putları ile, içinde yaşadıkları halkın üzerinde baskı kuruyorlar,madden ve manen çıkarlar elde ediyorlardı.Güzel bir kıza talip olacaksa ,putların emri olduğu için bunu yaptıklarını söylüyorlardı.Ticaret kafilelerinden haraç alacaklarsa ,bunu putlara saygı gereği olduğu için yaptıklarını söylüyorlardı.Uğrunda çıkar elde ettikleri bu vahşi düzenin ilahlarının heykellerini helvadan yaparak acıktıklarınca da yiyerek midelerine indiriyorlardı.Hem uğrunda para kazanıyorlar,hem de helvadan yaptıkları putları ile karınlarını doyuruyorlardı.
Bugün de batılılar demokrasiyi Mekkeli müşriklerin yıllar öncesinde yaptıkları gibi çıkar amaçlı kullanmaktadırlar.Kendi istedikleri kişiyi sömürmek istedikleri ülkede seçtirebilirlerse yaşasın demokrasi.Sömürüye karşı olan biri seçilirse onu iş başına getirmeyi önlemek için ne icap ederse o yapılmalıdır görüşünü dilendiriyorlar.Kısaca Mekke’li müşriklerin yaptığı gibi demokrasiyi helvadan yapıyorlar, acıkınca hemen midelerine indiriyorlar.Mısır’da demokratik kurallar çerçevesinde iş başına gelen Mürsi ve arkadaşlarını askeri inkılapla iktidardan uzaklaştırdılar.Askerin yönetime el koymasına alkış tuttular darbe diyemediler.Özetle helvadan yapma demokrasi putunu yediler.
Oyunun kurallarını onlar koydular ve oyuna göre yüzde ellinin üzerinde bir oy fazla alan seçimi kazanır dediler.Bu kurallara göre seçimlere giren Ihvan-Müslimin hareketi seçimleri kazanınca helvadan yaptıkları demokrasiyi hemencecik yutuverdiler.Bu sonuç onların istediği gibi değildi çünkü.Onlar içeriden Baradey ve benzeri bir işbirlikçiyi demokrasi sayesinde seçtirip istediklerini yapabilme, Mısır’da at koşturabilme fırsatını yakalamayı hayal ediyorlardı.Halk yıllardır bu düzenin farklı versiyonu olan Mübarek döneminden bıkmıştı zaten.Suriye’de de niçin seçime gidilsin demiyorlar?Çünkü çıkacak sonuç onları rahatsız edecek ve çıkarlarına uygun düşmeyecektir.Bosna Hersek’te yıllar öncesinde yaptıkları da buydu.Türkiye’de 28 şubat’ta olan bunlardan farklı değildir.
Reel politika adı ile uydurdukları bir düzenekle,Mısır’da Suriye’de olup bitenleri görmezden gelmemizi istiyorlar.Ortadoğu uzmanı olarak tanıdıkları kimselere bu çarpık düşüncenin meşruluğunu anlattırıyorlar.Suriye’de Esad,Mısır’da Sisi’nin yanında yer almamız gerektiğini uluslar arası siyasetin ve reel politikanın gereği gibi görüyorlar.Hani demokrasi havarileri.Nerede demokrasinin faziletini anlata anlata bitiremeyenler.Avrupalıları ve papazlarını bizlere hoş göstermeye çalışan diyalogcular,medeniyet ittifakının mimarları hepsi suspus oldular.Helvadan yapılan putun törenle yenilmesini seyretmekten başka ne yapabildiniz ki.Yüzlerine kuzu postu giydirip yanımıza kadar soktuklarınızın maskesi düştü.Birer acımasız ve sadece çıkarlarını düşünen çakallar oldukları ortaya çıkmıştır.Sizlerin işi de bundan sonra çok zor…
Mısır’da askerin inkılapla iş başına gelmesi ve Suriye’de meydana gelen çatışmalar,turnusol kağıdı görevi icra ederek dünyada ve ülkemizde iki yüzlü olanların takkesini önlerine düşürmüştür.Bu olaylar,hoşgörü adı altında yapılan bütün faaliyetlerin ve medeniyetler ittifakı projesinin savunucularının milletimize pembe yalanlar söyleyerek kandırdıklarının da tescili olmuştur.Bu çifte standart uygulamaları Müslümanların içinden ve dışından seçtikleri bir takım işbirlikçiler ile de uygulamaya koymuşlardı.Ama hem Türk,hem de Araplar batılıların bu tutumu karşısında artık uyandılar.
Oysa eksikleri olsa da demokrasi ve çoğulculuk ilkelerine sahip çıkıldığında ve geliştirilmesine katkı sağlandığında , eskiye oranla ne derece iyi sonuç verdiği ve adalet tesis ettiği , Ak Parti’nin yönettiği Türkiye’de ortaya çıkmıştır.Bu örneği Mısır’da denemek yerine, halkın yüzde elli ikisini yok etmek üzerine kurulu bir sistemi getirme girişimi ,ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından reddedilecek beklentisinde olanlar vardı.Bırakın bu kimseleri reddetmeyi aksine, ihtilalcilere ve öldürenlere sessiz kalarak destekleme yolunu seçtiler.Helvadan yaptıkları demokrasiyi yediler.Şimdi ne olacak peki?
İşte bu sorunun cevabını vermek güçtür.Ya onların müsaade ettiği kadar hak ve hürriyetlerimizi kullanabileceğiz.Ya da onların dayattığı her şeyi reddederek bize özgün demokratik bir sistem kurup bütün tehditlerden arındırılmış bir sisteme geçerek, bu sistemi onlara da tavsiye edeceğiz.Ancak bu sistemi kabullenmezler.Çünkü bu sistemde sömürü olmaz.Yatarak para kazanmak olmaz.Demokrasiyi helvadan yapıp yemekte mümkün değildir.Böyle bir sistem de zaten onların işine gelmez.Bu yüzdendir ki haklıdan yana değil çıkarlarını koruyacaklardan yana tavır almaktadırlar.
Mısır’daki durumun benzerini ,Taksim Gezi parkı olaylarını desteklemekle Türkiye’de de denemek istediler.Şimdilik kaybettiler.Bu isteklerinden vazgeçtikleri anlamına gelmesin sakın.Yine deneyecekler.Mısır’da oluşturulacak yeni sömürü modelinin tatbikatı yapılmaktadır.Başarılı olursa bu uygulama diğerler İslam ülkelerinde de ihraç edilecektir.Bu yüzden Mısır’daki Suriye’deki uygulamaları başta kendimiz için reddetmeliyiz.