Selâmların en güzeliyle;
“Es-Selâmu aleyküm ve Rahmetüllah”
Allah’ın Selâmı ve yardımı üzerinize olsun.. Sevgili Dostlar..
Yaz mevsimindeyiz. Okullar tâtilde… Yaz Kurslarını vesîle bilerek, yârınlarımız adına ihmal, ve gözardı edilen büyük eksikliğe dikkatlerinizi çekmek istiyoruz.. Câmi cemaatimiz gençleşmeli..
Evet dostlar, İslâm namaz kılan nesil istiyor.. Çocuk, torun, yeğen olsun; okul derslerinden takdirnâme veya teşekkür aldığında sevinir, “âferin” dersin, Rabbimizin koyduğu ve başöğretmenimiz Peygamberimizin “Aman hâââ dikkat edin” (1) diye dikkatimizi çektiği “Namaz Dersi” için de teşekkür alacak mı?
Evet.. Çocuklar câmi ile tanışmış, kaynaşmış bir nesil olarak büyümelidirler..
Bütün başöğretmenler Peygamberlerin derdi buydu.. Rabbimiz bizlere Kur’anda şöyle düa etmeyi İbrâhîm sûresi; âyet 40’da Hz ibrahim a.s. ağzıyla dua etmeyi öğretiyor:
“Rabbim, beni ve soyumdan gelecekleri, namazı âdâbına riâyet ederek aksatmadan kılanlardan eyle. Rabbimiz duamı kabul buyur.”
Ve Peygamber Efendimizin tâlimatını hatırlayınız:
“7 yaşına geldiklerinde çocuklarınıza namaz kılmayı öğretin, 10 yaşına geldiklerinde kılmazlarsa cezalandırın, yataklarını da ayırın” (2)
Bu sene Diyanet İşleri Başkanlığımızın bir uygulaması olacak. Yaz kurslarına gelen çocuklar için derse giriş saatlerini 9.30’a çekiyor ki 3 saat dersten sonra öğlen namazını camide cemaatle kılabilsinler ve câmiye alışsınlar diye..
Caminin en değerli misafirleri çocuklar, camilere gelmeliler ki, câmiler gençleşsin. Çocukları câmi ve kalp hattına alma zamanıdır bu yaz.
Camiyle, cemaatle, mihrapla, minberle, kürsüyle, mâneviyatla ve “Besmeleli eğitimle” buluşsunlar.
Ey camilerin devamlı misafirleri; babalar dedeler, amcalar, dayılar, hazır mısınız çocuklarla birlikte namaza durmaya?.. Yanı başınızda bir çocuk duracak safda. Fotoğrafınızı melekler öyle çekecek. Emin olun siz de seveceksiniz o fotoğrafı yarın mahşer ortamında karşınıza konduğunda!..
Fakat bizler böyle söylerken, bir kısım cemaatimiz “ yahu çocukları camiye sokuyorsunuz” diyebilirler. Doğrusu ne? Doğrunun ölçüsü Peygamber Efendimiz (s.a.v)in uygulamalarına bakalım… Güzel ahlaklı nesiller yetiştirmeyi dert edinen, en güzel örnek olan Peygamberimiz (s.a.v)i tanıyalım ve örnek alalım.. Öyleyse buyurun:
-Hz. Peygamber (s.a.v.) çocuklarla karşılaştığında; “selam verir, kucaklar, başlarını, yanaklarını okşar, öper, sohbet eder, şakalaşır ve onlarla oyunlar oynardı.”
-Hz. Peygamber (as), “torunlarını sırtına alarak camiye götürmüş, namaza alıştırmak maksadıyla çocukların camiye götürülmelerini” tavsiye etmiştir.
-Kızı Zeynep’ten olan torunu Ümâme’yi omzuna alarak cemaate namaz kıldırırdı.
Cemaate namaz kıldırırken, secdede torunu Hasan sırtına çıktığı halde, onun neşesini kaçırmamak için ininceye kadar secdeyi uzatırdı. Namazda bacaklarının arasından geçmek isteyen torunları için bacaklarını aralardı.
-Cuma hutbesi sırasında torunu Hasan (veya Hüseyin) mescide girip, düşecek gibi sendeleyince hutbeyi keserek kucaklayıp yanına oturtmuş ve hutbesine öyle devam etmiş.
-Bir sabah namazında birinci rekâtta 60 ayet okuduğu halde ikinci rekâtta en kısa sûrelerden biriyle namazı tamamlamış, kendisine bunun nedeni sorulunca da; “Bir çocuk ağlaması duydum ve annesine eziyet vermeyeyim diye namazı kısa tuttum” buyurmuş. Sabah namazında çocuk” düşünebiliyor musunuz?.
Peki, böyle bir peygamber bize Rabbimiz tarafından örnek gösterilmedi mi?
Öyleyse, “Camiler, çocuklara sevdirilmeli.. Camilerin çocuk sesleri ile şenlenmesine vesile olmalı, hatta bunun için seferber olmalıdırlar.
Cami görevlileri veya cemaat, çocukları kovalayan ve azarlayan asık suratlı kişiler değil, sevecen ve iyi insanlar olarak görmelidirler.
Gündüz işte olan babalar akşam ve yatsı namazlarını çocukları ile camiye gitmeye özen göstermelidir.
Camiye girdiğimizde eğer içeride hiç çocuk yoksa hep birlikte oturup şunu diye düşünmeli ve hüzünlenmeliyiz:
Çocuksuz bir camide Allah’ın rahmeti bize nasıl ulaşabilir? Hani dua ederken; “şu yaşlılar hürmetine” derken, “şu sabiler ve çocuklar hürmetine” de demiyor muyuz?. Allah c.c. bir insana mescide girmeyi nasip etmişse, evine girmeye izin vermiş demektir. Buna göre; camiye gelen erkek, kadın ve çocuktan her biri Allah’ın misafiridir.
Allah’ın misafirlerine özellikle günahsız, masum çocuklara ilgi ve güler yüz göstermek belki hediye vermek, onları memnun edecek ve Allah’ın rızasına vesîle olacaktır.
Onları hoş görelim, zihin ve gönül dünyalarında güzel hatıralar bırakalım. Tıpkı Efendimiz gibi onlarla birlikte namaz kılalım, saf tutalım, kendilerine her zaman sevgi dolu bir kalple bakalım..
“Câmi haddında kalınız” “Allah’a emânet olunuz”
Kaynak:
1- İbni Mâce vasâyâ 1 – Beyhâki Şuayb VII, 477)
2-Ebû Dâvûd, Salât 26.