Gazetecilik mesleğinin sorumluluklarından ve zorluklarından her fırsatta bahseder dururuz. Öyle bir meslek ki; mesai mefumu yok, hafta içi-hafta sonu ayrımı yok, bayram tatili-resmi tatili yok, gecesi yok, gündüzü yok… 7 gün 24 saat bir fiil göreve hazır olmak zorundasınız…
Şükürler olsun sağlığımız ve imkanlarımız ölçüsünde bu gayreti sarf ederek 7/24 çalışmaya devam ediyoruz…
Gittiğiniz her ortamda gazeteci kimliğiniz mutlaka ama mutlaka gündeme gelir… En küçük bir olayda ya “dikkat gazeteci var” denerek konuşulanlara dikkat edilir, ya da en küçük sorunda “Yazsana kardeşim” telkini alırsınız…
Sokaktaki aksaklığı siz görüp siz yazmak zorundasınız…
Resmi kurumlardaki yanlışlığı sizler görüp yazmalısınız…
Vatandaşın sorununu sizler çözüme kavuşturmalısınız…
Yolda ters yönde gidenleri siz uyarmalısınız…
Çalanları siz görmelisiniz…
Yıkıp devirenleri siz uyarmalısınız…
Belediye Başkanlarını, kaymakamları ve valileri sizler eleştirmelisiniz…
Milletvekillerinin ve Bakanların sürekli eksiklerini görmelisiniz…
Örnekler uzar gider…
Arkadaşlar bizler köyün delileri değiliz…
Her şeyi bizler düzeltmek zorunda değiliz…
Bizler elçiyiz…
Vatandaş Ahmet’in, Mehmet’in veya Hasan’ın…
Siyasilerin veya sivil toplum temsilcilerinin…
Esnafın, tüccarın, amirin veya memurun…
Fikirlerini, düşüncelerini, olaylara tepkilerini
kamuoyuna duyurmaktır görevlerimiz…
Of’ta yaşıyoruz…
Her gün bir dünya eksiklik veya aksaklık görüyoruz…
Doğalgaz çalışması yapılıyor, doğal olarak cadde ve sokaklar kazılıyor…
Beldelerimizde içmesuyu ve kanalizasyon çalışmaları var.
Bu çalışmaları yapmak için de doğal olarak yollar kazılmak zorunda…
Bu hizmetlerin havadan gelme, ya da uzaydan ışınlama yoluyla yapılma şansı yok maalesef… Bu kazılar, bu çalışmalar yapılmak zorunda…
Ama insanlar sabırsız, kazıyı gören tepki gösteriyor…
Haklı olabilirsiniz ama bazı zorluklara ve sıkıntılara katlanmak zorundasınız..
Doğumlar sancılı olur, güzelliklere ulaşmak için ciddi sıkıntılardan geçmek gerekir…
Kendi yaptığımız işleri sanki dört dörtlük yapıyormuşuz gibi başkalarını en ufak hatalarında hemen eleştiriye başlamamalıyız…
Olayın taraflarını, sorumlularını dinlemeliyiz...
Biz bunları yaptığımız için dinlediğimiz insanlara hak veriyoruz. Böyle olunca da o olayı tekrar haber yapmanın anlamlı olmadığını düşünüyoruz.
Bizler karşılaştığımız her sorun esnasında anında muhataplara ulaşıyoruz. Gerekli bilgilendirmeleri yapıyoruz ve olayın çözüme kavuşmasına katkı sağlıyoruz.
Yukarıda da bahsettim, bizler elçiyiz…
Bizler, yapılan açıklamaları kamuoyuna duyururuz. Bunu da başarıyla yerine getirdiğimizi sanıyorum.
Ama yapılan açıklamaları yeterli buluyor musunuz derseniz ona hayır derim.
Muhalefet Partilerinin, sivil toplum temsilcilerinin kamu yönetimlerinde önemli görevleri vardır. Çağdaş Kamu Yönetiminde artık yönetim şekli yeni bir boyut aldı. Bir kurumu sadece o kurumun idaresi yönetmiyor. Sivil Toplum ve özel sektör de artık yönetimlerde aktif olarak rol almaya başladı.
Şimdi Of’a dönüp bir bakalım…
Hangi sivil toplum kuruluşu bir olay hakkında çıkıp açıklama yapmıştır…
Hangi oda çıkıp bir olay hakkında fikir beyan etmiştir…
Hangi muhalefet Partisi çıkıp daha iyisinin yapılması için bir olay hakkında eleştiri yapmıştır… Kapalı kapılar ardında, kahve sohbetlerinde, cenaze ve düğün sohbetlerinde yaptıkları eleştiriler yetmez…
Çıkıp basın önünde açıklamalarını yapsınlar, bizler de elçiye zeval olmaz misali elçilik görevimizi yerine getirerek yapılan açıklamaları halkımıza duyuralım…
Gazetecinin görevi her şeyi görüp eleştiri yapmak ve onu haber yapmak değildir…
Kusura bakmayın bizler köyün delileri değiliz…