Genel seçimlerin ardından ilçe gündemini en çok meşgul eden seçim önümüzdeki hafta sonu gerçekleştirilecek olan Ak Parti’de yapılacak olan ilçe başkanlığı seçimi. Prosedür gereği genel seçimlerden sonra belde teşkilatlarından başlamak üzere ilçe ve il kongreleri yapılacak, ardından büyük kongre ile bu süreç tamamlanmış ve tüm teşkilat yenilenmiş olacak. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin aynı zamanda iktidar partisi olması hasebiyle ilçe başkanının kim olacağı partili partisiz bütün Ofu bir şekilde ilgilendirmekte.

Yerel siyaseti şekillendiren ilçe teşkilatları aynı zamanda genel merkezle diyalog kurulması noktasında ifa ettiği kilit rol sayesinde her zaman önemli merkezler olmuşlardır. Hele iktidar partilerinin ilçe teşkilatları için bu rol çok daha önemlidir. Özellikle anadoludaki küçük yerleşim yerleri için Ankara’da lobi faaliyetlerini yürütmek için teşkilatlar her zaman kilit rol oynamışlardır.

Bu rolün önemine binaen daha önce konuyla ilgili yazdığımız yazıda iktidar vizyonunu taşıyabilecek bir teşkilattan söz etmiştik. Ve yeni seçilecek başkan ve ekibinin ilçeyi hatta bölgeyi temsil edebilecek yetkinlikte olmasından bahsetmiştik.

Bu süreçte gelinen nokta itibariyle iki aday başkan olmak için ortaya çıkmış ve yarış devam ediyor. Üzerinde durmak istediğim husus ne başkanların ismi ne de hangisinin yarışı kazanıp kazanamayacağı. Benim dikkatimi çeken ve sizinle paylaşmak istediğim seçim süreci boyunca ilçe gündemini meşgul eden ve çok da hoş olmayan diyalogların ortaya saçılmış olması.

Gazetelerde ve televizyonlarda birbiri ardına değişik kaynakları referans alarak yapılan kimi açıklamalarla sürecin diğer tarafındakini çürütmeye çalışmak, her gün bir önceki günle çelişen ve aynı şahıslarca yapılan değişik açıklamalar, bir diğer adayı destekleyenlerin suçlandığı beyanatlar inanın hizmet etme iddiasıyla yola çıktıklarını söyleyen her iki kesime de zarar veriyor. En azından bizde oluşan kannaat bu yönde.

Eğer amaç yalnızca hizmet etmek için söz sahibi olmak ise herkes kendi penceresinden yarışını sürdürür ve yarışın sonunda kazansa da kaybetse de bu hizmetin bir parçası olarak yoluna devam edebilir. Fakat bu seçim süreci boyunca karşınızdaki adaya vermeye çalıştığınız zarar aslında sizin hizmet dediğiniz teşkilatın tamamına yapılmış olmuyor mu? Tabi bizim bahsettiğimiz gerçekten hizmet yarışı için yarışanlar için geçerli. Yoksa ortada bir iktidar pastası var ve biz de nasiplenelim diye yola çıkmışsanız attığınız hiçbir adımın saygı duyulacak bir yanı yoktur.

Bu süreçte en çok hoşuma giden Belediye Başkanı Murat Beyin açıklaması oldu. Geçenlerde Trabzon TV’deki bir programa katılan başkan herkesi aklı selime davet ederken aslında herkesin dikkat etmesi gereken bir hassasiyetten bahsetmiş ve benim de çok sevdiğim bir ifadeyi kullanmıştı: Birbirimizin arkasından konuşarak hiçbir şey elde edemeyiz, aksine zarar veririz mealindeki açıklamalarının ardından ‘‘birbirimizin etini yemeye bir son verelim’’… Anlayabilenler için bu çok anlamlı bir ifadedir. Ayrıca ilk defa bir canlı yayına katılan başkanın performansı da kanaatimce oldukça üst düzeydeydi. Yeri gelmişken hem aklı selim uyarısı için, hem de canlı yayın performansı için kendisini tebrik ediyoruz.

Biz de bir tavsiyeyle yazımızı sonlandıralım. Yarışın her iki tarafındaki kesime de kendilerine şu soruyu sormalarını rica ediyoruz:

Neyin yarışı içerisindeler seçimi kazanarak hizmet etmek mi, yoksa pastadan pay alma yarışı mı? Cevapları hangisi ise o yönde çalışsınlar…