Dünya siyaseti yeniden şekillenirken bugün gördüklerimiz bugün için değil yarın için kurgulanan siyasal komplolardır.11 Eylül 2001’de ABD’de İkiz Kulelere yapılan saldırı sonrası başlatılan saldırıyla bütün suç Müslümanlara yüklendi. Bu nedenle ABD’nin resti karşısında tüm dünya ABD’nin yanında İslam Dünyasına karşı birlikte hareket ederek ABD’nin yanında saf oldu. ABD’ye o kadar geniş ittifak desteği oldu ki Afganistan, Pakistan ve Ortadoğu’da her türlü müdahaleyi yapmakta hiçbir beis görmedi Amerika. Bu geniş desteği alan ABD, İsrail’in güvenliği ve kendi çıkarı için tüm dünyayı kan gölüne çevirdi. İnsan hakları, uluslararası hukuk, bölgesel dengeler demeden hiçbir şey düşünülmeden şuursuz saldırılarla tüm değerler yok edildi.
ABD öncülüğünde oluşturulan koalisyon güçleri her nedense tek düşman Müslümanları gördü. Dün kendilerinin oluşturduğu El Kaide ve buna benzer örgütleri düşman ilan ederek savaş alanlarını ve gerekçelerine meşruluk kazandırdılar. Dünya kamuoyununun desteğini aldıktan sonra yaptıklarınız yanlış da olsa karşı çıkan olmuyor maalesef. ABD ve koalisyon güçleri bunu çok iyi oynadılar. Fakat ne yaptılarsa İslam dünyasındaki özgürlük ve insan hakları taleplerini engelleyemediler. Baskı kurdukça daha çok ses verdiler. Bu sesin kısılması için bugün yeni senaryolar yazılıyor. Bunu görmek lazımdır.
Dünyanın neresinde olursa olsun hangi ülke olursa olsun BATI Medeniyetinin içinden hangisini alırsanız alın hepsinin ortak noktası çıkar üzerinde birleşmesidir. Çıkarı için kendinden olanı da karşısında olanı da yok etmeyi, öldürmeyi hiç çekinmeden yapar. Öldürerek medeniyet kuranların yaşatma ve medeniyet kurma iddiasına kimse inanmaz.
İslam Dünyası karşısındaki geri kalmışlığını sonlandırmak, maddi ve manevi atılım yapmak içim İslam ülkelerinin üzerine Haçlı Seferleri düzenleyen Batı kendini yenilemiş ve güçlü yapıya kavuşmuştu. Bu gücünü ve iktidarını kendinden olmayanları yok etmede kullandı. Amerika Kıtasında yerlileri katleden, İspanyada Müslümanları ve Yahudileri yok eden, Afrika’da ve dünyanın diğer bölgelerinde kendilerinden olmayanları ortadan kaldıran Batı, bugün önünde en büyük engel olarak yine Müslümanları görüyor.
Ölüm kustuğunuz topraklardan yetişecek taze fidanlar ölüm kokusuyla uyanacaklar. Afganistan’da, Pakistan’da, Irak’ta, Filistin’de ve Afrika’nın birçok yerinde kan ve göz yaşlarıyla büyüyen neslin yarın ne yapacağı kestirilemez. Elbette bunların dünün intikamını almak için bir planları olacaktır. Bunların hepsi olabilir muhtemeldir. Ama bundan daha önemlisi Batı’da yükselen İslam’ın engellenemeyen ilerleyişidir Batı’yı korkutan. Dışarıdan gelenlerden çok Avrupa’nın yerlilerinin hızlı şekilde Müslümanlık eğilimi göstermesi ise bir başka korkudur. Avrupa içindeki Müslümanları tehdit değil geleceklerinin sigortaları olarak görmelidir. Düşmanca tutum sergilendiğinde ise Avrupa ve medeniyetini hep tehdit altında olacaktır.
Bir anlık komplo teorisi olarak olaya bakmaya çalışalım yaşananlara. Neden Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (SAV) hakaret içeren karikatüristleri yapan dergiye saldırı yapılmış. Aradan geçen iki yıl sonra bu saldırı yapılmış. Ne güzel değil mi yükselen İslam fobiye bir katkı da buradan olsun mesela. İkinci saldırının Yahudi bir Fransız vatandaşın marketine saldırması İsrail’in güvenlikçi politikalarına daha da meşruiyet kazandırmaz mı? Üstelik Fransa yaklaşık bir ay önce Filistin’i devlet olarak tanıyacağını açıklamış ve İsrail’in bundan duyduğu rahatsızlığı açıkça belirtmişken.
Zulüm nerede olursa olsun karşısında olmak gerekir. Bir Müslümanın en büyük farkı da bu olsa gerekir. İşte bu minval üzerine Fransa ve diğer Batılı ülkeler Fransa’da yapılan saldırılar ile dünya yanlarında yer almasını yanlış okumamalıdır. 11 Eylül’de ABD’nin yaptığı gibi topyekûn bir Müslüman avına çıkarsa kendi kaybeder. Batı ya birlikte yaşamayı başaracak ya da içine çekildikçe düşman üretip yeni şiddete zemin hazırlayacak. Paris’teki yürüyüşe Türkiye’nin katılması son derece yerinde olmuştur. Türkiye nerede olursa olsun zulme ve teröre karşı olduğunu haykırdı. Fransa’daki ölenlerle Filistin’de ya da dünyanın neresinde olursa olsun ölenlerin karşısında olunmasını söyledi Türkiye. Biraz da dünyanın bundan önce yaptığı ve bundan sonra muhtemelen yapacağı iki yüzlülüğü yüzlerine vurmak için Türkiye oradaydı. Tarihe not düşmek için Türkiye Fransa’daydı. Bunu böyle okuyamadıktan sonra bunda yanlış anlamlar çıkarırız. Türkiye’nin Fransa çıkışına Fransız kalanların yine yanıldığını tarih bize gösterecektir.