2015 genel seçimleri yaklaşırken her seçimde olduğu gibi,  durdurun Türkiye’yi inecek var diyesi  geliyor insanın.

 

Son iki seçimde hezimete uğrayan hizmet muhalefeti, eceli gelen köpek cami duvarına işer misali elindeki  medya gücüyle saldırılarını kesintisiz sürdürüyor.

 

Sayın Cumhurbaşkanına karşı olan kin ve nefret, diktatör başlığı altında toplanarak algı operasyonu yüksek tozda devam ediyor.

 

Sayın Cumhurbaşkanı da inlerine  gireceğiz  sözünden hareketle yeni derin devleti bertaraf etmek için çabalıyor.

 

17- 25 Aralık operasyonuyla atılan  öldürücü yumruğa karşı,  yıldönümü olan  14 Aralık operasyonuyla sadece puan alma yumruğu atılabildi.  Sonuçta bir taraf nakavt olacak ama genel seçimler sonrasına kadar bu müsabaka devam eder gözüküyor.

 

Tarafları izlemeye devam ederken yazının başlığındaki sıfatlara çok kısa  değinmek istiyorum.

 

Diktatör ve terörist tanımlarının içinin boşaltıldığını düşünüyorum. Kısaca Sayın Erdoğan diktatör olsa bugün cemaatin C’sinden bahsedilemezdi. Bir başka deyişle hizmet  silahlı terör örgütü olsa AKP’nin A’sı kalmamıştı.

 

12 yıl Sayın Erdoğan’a kayıtlı ve şartlı destek vererek, başbakanın ne istedilerse verdik sözüyle her istediğini alan bir yapılanmanın bugün diktatör kelimesine sarılması tam bir cambazlıktır.

 

Bugün cemaatin bulunduğu durumu en güzel “İmamın dediğini yap ama yaptığını yapma” atasözü özetlemektedir.

 

Cemaatin  hedefi  27 kat sevap almak olmalıdır.  Ahiret sualleri dururken KPSS suallerini sızdırmak  kimseye hizmet etmez.

 

Son olarak Erdoğan’a oy cemaate yardım yapan birisi olarak diyorum ki;             

                                             

Her savaşın sonunda bir sulh vardır. Bu savaşta  iki tarafta da ülkeye zarar veren yapılanmalar ayıklanmalı bu ülkenin gerçek hizmetkarlarının önündeki piyonlar toplanmalıdır.

 

Filler oynaşırken olan çimlere olur.

 

Lütfen  çimlere fazla zarar vermeyelim.