Ortadoğu: Semavi dinlerin doğduğu vatan… Üç dinin de ortak dili, söylemi, ilk emri: Oku!

Tevrat “Önce Söz Vardı” diyerek oku der, bir nevi sözün ve okumanın gücüne dikkat çeker… İncil, Yahuda İskeryot’u mahvedenin bir söz olduğunu vurgular daima…  Ve Kur’an rahmet elçisine Hira’da düşünceler deryasında yüzerken bir çıkış yolu olarak ilk emrini ve sözünü iletir: Oku!

Okumak bu coğrafyanın kelimenin tam anlamıyla asla terk etmemesi gereken bir farz-ı ayini… Ama işin trajedisi de bu ya; Okumanın en az olduğu, okumanın faziletinin pek de kavranamadığı yegâne yer yine Ortadoğu… Bu topraklar yani…

Sevgi bütün semavi dinlerinin şiddetle emri… Okuduğunuzda sevgi ayetlerinin fazlalığı dikkatiniz ilk çeken konu oluyor. Ama okumadığınızda Din’in kaynağı olan topraklardan aynı zamanda Kin’in de yayıldığını göremiyorsunuz.

Rivayet o ki, Babil’de insanların tamamı aynı dili konuyormuş. Bir gün “Tanrıcılık” taslamaya başlamışlar. Ve büyük bir kule yapıp Tanrı’ya ulaşmak ve Onunla kozlarını paylaşmak istemişler. Rab onların bu amaçlarını yerine getirmelerine müsaade etmemiş. Ve birlikteliklerini bozmak için dillerini farklılaştırmış. Böylece bir ve beraberliği kaybolan yığınlar kuleyi inşa edememişler. Ve yeryüzünün değişik coğrafyalarına dağılıp gitmişler.

Dil bir medeniyeti tümden ya ayakta tutuyor veya yıkıyor, dağılıp gitmesine sebep oluyor…

Bu durum semavi olmayan dinlerde de aynı. Örneğin; Hintlerde tanrıların tanrısı Söz Tanrısı’dır… Her şeye kadir olan Tanrı Vak… Yani Söz…

Söz vermek bizim toplumumuzda şeref sebebidir. Sözünde durmayana şeref yoksunu gözüyle bakılır. Erin sözü olmaz bizde deyim olarak, sözünün eri olmak vardır… Öyle ki sözünün eri olmadığınızda aranıza mesafe koyar insanlar sizinle…

Sen de mi Brutus?” Diyebildi ulu Sezar ölmeden önce… Kendisini hançerleyenlerden biri olarak çok sevdiği Brutus’ü görünce dayanamadı besbelli. İşte bu sözdür ki asırlarca Brutus’ün hainlerden olduğunu ispatlamıştır bize. Ya bu Söz olmasaydı?

Şimdi neden bu kadar Söz’ü övdüğümü soracaksınız elbette. Düşüncem o ki, son zamanlarda en çok doğru Söz’e özden gelen bir söze, Yunus’un deyimiyle savaşı kesen sözlere çok ihtiyacımız var…

Suriye füzelerini bize çevirmiş durumda. Ortalık gergin… Savaş patladı patlayacak…

En mühim ve en güçlü silahımızı neden kullanmayı düşünmüyoruz tam da bu sırada?

Söz’ü yani. Söz’ün gücünü… Diyalogu… Mevlana’nın Anadolu’yu yakıp kül eden Baycu Noyan’ı ikna ettiği sözlerini neden kullanmıyoruz? Neden Savaş’ın dili yerine Barış’ın dilini kaim kılmıyoruz?

Yoksa çok mu uzaklaştık özümüzden…

Her yer Babil Kulesi… Bizler de Tanrılaşan, tanrılaşmak için didinen zavallılar. Ya dîlimizi birleştirir kurtuluruz yahut dîlimizi(Yüreklerimizi) ayırır yok oluruz…

Karar elbette bizim…