Yeryüzünde yan yana gelemeyecek iki kelime varsa bunların “Allah” ve “Kin” kelimeleri olduğunu düşünürüm hep. Ancak günümüzde tam tersi bir durumla karşı karşıyayız.
Akşama kadar Allah deyip, bunu bağıra çağıra yobazca, şuuru örtülmüş bir zihniyetle söyleyenlerin sayısı artmaya başladı. Onlar her şeyin en iyisini bilirler, en doğrusuna karar verirler, en mükemmeliyle hareket ederler. Onlar insanlığı “Biz ve Onlar” diye ikiye ayırıp, kendi gibi düşünmeyen ve inanmayanları mümkünse ölüme bile mahkûm etmekten çekinmezler. Allah’ın kendilerine vermiş olduğu en yüce nimet olan aklı hayatlarında birkaç defa kullanabilmişlerdir…
Bunun yanında bir salona doluşup, onu bunu cennete ve cehenneme sokmayı marifet bilirler. Daha kendilerinin bile nereye gideceği belli değilken, ona buna cehennemlik demeyi ilim sayarlar. Üslupları çok haşin, kalpleri çok sert, insanlıkları çok zayıftır bu tiplerin… Eleştirmekten başka bildikleri bir meslek yoktur onların…
Daima eleştirirler. Zira bir makale, deneme hatta şiir bile yazacak güçleri yoktur. Bir cümleyi zor kurarlar ama eleştirmekte onlardan iyisi yoktur. Bununla beraber bilmedikleri bir konunun da olmadığı aşikârdır. Siyasetten sanata, dinden bilime, spordan edebiyata her sorunu halletmişlerdir.
Bu insanların tek sorunları ciddiye alınmaktır. Siz onları ciddiye aldıkça onlar sizi alaya almaya başlarlar. Tıpkı bir mağribi’nin mal bulunca şaşkın ördeğe dönmesi gibi.
Utanmadan sıkılmadan “Allah” diye diye kin kusar bu zevat. Allah’ı bile tahrif etmiştir böyleleri. Aykırı görüşler diye düşünen, taşınan, geceleri uyumayıp ilim kesbeden insanları bir çırpıda harcarlar.
İşin garibi karşınıza geçip size nasihat vermeye çalışırlar. Kasıla kasıla konuşunca haklı olduklarını sanırlar. Bilmezler ki kasıla kasıla konuşanlara, kasıla kasıla güleriz içimizden…
Tarih boyunca bu böyledir. Üretenler, üretmeyip tüketenlerden üstün kılınmıştır. Fakat bu üstünlüğü bir türlü kabul edemez asalak yaşayanlar. Mütevazilikten sustuğunuzda “korktu” zanneder. Konuştuğunuzda “ukalalık” yaptı der. Onlarla anlaşamazsınız bir türlü…
Arkanızdan bazen sizi överler. Bu kırkta bir zekât vermeye benzer. Farzdan kurtulmuşlardır. Açıkça vicdanlarıyla baş başa kaldıklarında çelişkiye düşmemek için böyle davranırlar.
Aslında ne istediklerini kendileri bile bilmez.
İşin garibi bilmediklerinin bile farkında değillerdir.
Açıkça söylüyorum ve haykırıyorum ki; Böyle devam ederseniz, ancak kendinize yazık edersiniz. Adınızı kimse bilmez ve anmaz. Baki’nin deyimiyle “sühan erbabına iltifat ediniz” ki adınız Baki kalsın. Yoksa korbakor ola! Derler arkanızdan… Yaptığınız iyilikleri başa kakmayın. Ve karşılık bekleyerek iyilik yapmayın. İnsanlara babalarının zenginlik seviyesine göre yaklaşmayın.
Kuyudan çıkar o hor gördüğünüz Yusuf bir gün vezir olur… Hatırlatmadı demeyin…
Kervan döner sap döner, bir gün gelir hesap döner…
Gul: İnteziruu innaa meaküm min’e-l münteziriin…