İki hafta önce yazdığımız on sekiz yaşında vekil olur mu başlıklı yazımıza başta yakın çevremiz olmak üzere epey bir eleştiri geldi. Kutlayanların yanı sıra karşıt görüşte olanların eleştirileri daha ileri boyutlardaydı. Rahatsız olduğumuzdan değil ama konunun toplumda bir karşılığı olmasından dolayı bu konuya devam etmeyi uygun görüyorum. Zira eleştirilerin çokluğu olumlu ya da olumsuz fark etmez, ilgilenenlerin fazlalığına işaret eder.
 
İlk yazımızda karşı çıkanların görüşlerine kısaca değinmiş, gerekçelerini paylaşmaya çalışmıştık. Bir de karşı çıkanların sanki bu değişiklikle mecliste görev yapacak vekillerin çoğunun on sekiz yaşında olacakmış gibi bir hava yaratmaları var ki doğrusu anlayabilmiş değilim. Muhalefet partilerinin bu tutumu sergilemeleri bir nebze anlaşılabilir de karşıt görüşte olan bütün yazar, çizer tayfasının da buna sığınmaları akla ziyan bir durum. Tekrar dile getirmek, unutanlara hatırlatmakta fayda var; Beş yıl önce seçilme yaşı otuzdan yirmi beşe indikten sonra kaç tane yirmi beş yaşında vekilimiz var bir araştırsınlar diyorum.
 
İlla itiraz edilecekse gençlerin oyunu kazanmaya dönük bir hamle iddiası muhalefet partilerinin daha çok işine yarayabilecek bir argüman gibi duruyor, fakat pek çok alanda olduğu gibi burada da ciddi bir muhalefet örneği göremediğimizi belirtmekte fayda var. İki tane genci yanına alıp, pasif bir kimlik görüntüsüyle mecliste basın toplantısı düzenleyip bunlar mı bu ülkeyi yönetecek havası yaratmaya çalışmak her şeyden önce gençlerimize hakarettir ve pekala onların hayal dünyalarına indirilen bir darbe olarak kabul edilebilir.
 
Konu bizim gençlerimiz bu işi ne kadar yapar ya da yapamaz çerçevesinde kısır bir şekilde tartışılmaya devam ederken, diğer yanda dünyadaki örneklerine bakmak fikri basında sıkça işlendi bu günlerde. Evet kanaatimce de dünyadaki örneklere bakmak en azından bazıları için bir nebze ufuk açıcı olabilecektir. Çağdaş Medeniyet diye sunulan Avrupa ülkelerinde mesela durum hangi minvalde? Biz de bu örneklerden bir kaçını burada sizlerle paylaşmak istiyoruz.
 
İtalya’da seçilme yaşı 25, Litvanya’da 25, Yunanistan’da 25, Fransa ve Romanya’da 23, Estonya, Letonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, İngiltere, Polonya, İrlanda, Lüksemburg ve Belçika’da 21 iken Avrupa’nın diğer bir çok ülkesinde seçilme yaşı on sekiz olarak belirlenmiştir. Seçilme yaşının on sekiz olarak belirlendiği ülkeler; Almanya, Avusturya, Danimarka, Hırvatistan, Hollanda, İspanya, İsveç, Macaristan, Portekiz, Malta ve Slovenya.
 
Hemen belirteyim ki batı hayranı, Avrupa meraklısı biri değilim. Fakat yukarıda sayılan ülkelerin tamamı yanlış bir karar sonucu yada popülist bir yaklaşımla mı seçilme yaşını on sekize indirmişler. En azından incelemeye değer olduğunu düşünüyorum. Almanya’da ki on sekiz yaşındaki bir gencin temsil kabiliyetinin bizden daha üstün olduğunu hangi bilimsel verilerle açıklayabiliriz. Hayır bu doğru olamaz, pek ala bizim gençlerimizin de bir çoğunun insanları temsil yeteneğine haiz olduğunu ancak uygulama aşamasında görecek bazıları.
 
Konumuzun sonunda bu hafta idrak edeceğimiz Kurban Bayramınızı tebrik ediyorum. Hepimizin Kurbanı gerçek şuuruyla algılayıp, Rabbine yaklaştığı bayramlara ulaşabilmesi en büyük duamızdır. İsmail’in Hz. İbrahim için hangi manaya geldiğini anlamadan, kestiğimiz kurbanların ne etlerinin, ne de kanlarının Allah(c.c)’a ulaşmadığını bilmeden kesilecek kurbanların eksik kalacağını; her müslümanın bir diğerine anlatması gerektiğine inanan bir fert olarak borcumu yerine getirmek istedim. Hepinize hayırlı bayramlar diliyorum.