Şehirlerin kaderlerini yaşadıkları coğrafya etkiler. Zor coğrafyada bulunan şehirler ve insanlar bu zorluklarda kendilerini yetiştirirler. Of; bu zorluklarda kendini farklı şekilde ortaya koyan, kendine bu zorluklar içerisinde bir karakter oluşturan sadece bir şehir değil önemli bir yerdir. Öyle bir karakter oluşturmuş ki Of, kendini farklı bir yere konumlandırmış. İlme ve alimlere verdiği önemle yetiştirdiği ilim adamlarıyla “Alimler Şehri Of” etiketini alarak orijinal bir Of’un karakteri ortaya çıkarmıştır. Bunun yanında kendine güven Of’ta öyle bir tavan yapmış ki “Dünyanın Merkezi Of” ifadesi sosyal medyada Of’un ve Oflu’nun en çok kullandığı ifade biçimine dönüşmüş.

 

İnsanın doğasında yaşadığı şehri önemsemesi, önemli görmesi hatta daha da ileri giderek kutsaması eğilimi vardır. Biz de ise bu anlayış adeta tavan yapmış, öyle hal almış ki zaman zaman kendimizden başka kimseyi önemsemeyen bir tavır ortaya çıkarmıştır. Bütün bunlar belki bir yere kadar anlaşılabilir. Bu söylenenlerin anlamlı olabilmesi için; kendini yenileyen, ilme ve alime geçmişten gelen değeri veren bir Of’tan bahsedebiliyorsak bu algı ayakları yere basan bir hal almıştır. Ancak üzülerek söylemek gerekirse son yıllarda şehrimizin geçmişten gelen ve bu güzel örnekliklerle oluşturduğu “Alimler Şehri Of” mirasının üzerine çok şey koyduğu söylenemez. Bir nevi üretmeden tüketmeye, giderek fakirleşmeye dolayısıyla hatta daha ilerisi iflasa mı gidiyoruz sorularını sormuyor değiliz.

 

Şehirler insanlarla insanlar da şehirlerle büyür. Bu şehir çok büyük insanlar yetiştirdi. Bugün ülkemizin siyasetinde, ekonomisinde, bürokrasisinde, eğitiminde kısacası her alanında söz sahibi olan öncü Oflu hemşerimiz var. Bu topraklardan beslenen ve ülkesinin geleceğine yön veren insanların şehri için bazen büyük okyanusları aşıp nehirlerde boğulma endişesi taşıyoruz. Şehrimiz için güzel ve büyük hizmet binaları yapıldı bunu alkışlamamak vicdan yoksunluğu olur. Katkısı olanlardan Allah razı olsun. Bunları alkışlarken şehrin sokaklarının, caddelerinin patates tarlasından kurtulamamasını ve sürekli bir yerlerini plansız ve programsız kazılmasını da bu şehrin kaderi olmaması gerektiğine inanıyoruz.

 

Bütün bunların yanında asıl önemli olan “Alimler Şehri Of” hâlâ adına yaraşır bir kütüphaneye sahip değildir. Nisan ayında “Of Halk Kütüphanesini” durumunu anlatmak için “Âlimler şehri Of’a kendine yakışır kütüphane gerek” diye bir köşe yazısı kaleme almıştık. Demiştik ki bu şehre çok güzel Kaymakamlık binası yapıldı. Yakında hizmete girecek yeni Sosyal Güvenlik Kurumu binası, İlçe Emniyet Müdürlüğü binasının yapıldı. Bunların yapılabildiği yerde “Of Halk Kütüphanesi” de yapılabilseydi ne güzel olurdu. Yeni yapılan Kaymakamlık hizmet binasının içinde eski de olsa bir kütüphanesi vardı Of’un. Bugün Of Halk Kütüphanesi Mikdat Sarıalioğlu Ortaokulu’nda sığıntı şeklinde hayatını sürdürüyor. Hayat sürdürmek denirse buna evet Of Halk Kütüphanesi “komada” hayatını sürdürüyor. Aslında kitap ölürse insan madden yaşasa da manen ölüyor demektir.

 

Eskiden büyük medeniyetlerin tezahürü hamamları ve kütüphaneleri ile ölçülürdü. Çünkü hamam beden kirlerini, kütüphane zihnin kirlerini temizlerdi. Kütüphaneler şehrin alternatif yaşam merkezi olarak düşünülüp öyle yapılandırılmalıdır. Bugün şikâyet ettiğimiz olumsuzlukları gidermenin bir yolu da gençleri, çocukları kısacası 7’de 77’ye kadar herkesi kütüphaneye çekebilmektir. Bu şehir zorlukları kolaya çevirmesini bilen, en zor zamanda bile bir çözüm yolu geliştiren bir şehirdir. Tüm zorluklara rağmen inandığım bir şey var ki bu şehir gerçekten istese kendi adına yaraşır bir kütüphaneyi çok kolay yapabilecek potansiyeli var. Benim bu yazım sadece karınca misali iyi niyetle bu şehrin gündemine, bu şehri kendine dert edinenlerin gündemine Of’ta bağımsız ve her şeyiyle adına yaraşır bir kütüphane yapılmasına bir katkı sağlayabilmektir. Gayret bizden Tevfik Allah’tandır. Haydi Of Şehrin kalbine, kalbi ve zihni doyuracak bir kütüphaneyi al gündemine.