Son zamanlarda Kuran ve sünnet üzerinde çok yoğun bir tartışma ortamı var. Bu tartışmalar tamamen Kuran ve sünnete aykırı bir durum arz etmektedir. Ben bugün bu yazım ebadınca Kuranın tarihselliğini irdelemeye çalışacağım.

Bu kavramı çokça duyardım da yakın çevremde duyunca irkildim. Arkadaşımla sohbet ederken bana Nizamettin Hocam “ Kuran tarihseldir “ dedikten sonra benden bu konuda yorum getirmemi istedi. Kendi inancını bana da tastik ettirecekti.

O arkadaşıma cevap verdiğim gibi bu yazımda da bu konuya bir açıklık getirmek isterim.

Kuranın tarihselliği diye bir şey yoktur. Kuran her çağa hitap etmektedir. Kuranı Peygamberimiz dönemine hasr etmek doğru bir yorum değildir. Kuran Peygambere inmiştir o dönemi kapsar demek Allah’a ve Peygambere iftira atmak demektir. Kuran o çağa hitap ettiği gibi kıyamete kadar da gelecek çağlara ve nesillere hitap etmektedir. Rabbimiz Peygamberimizden sonra ne bir Peygamber göndermeyeceğine göre ve ne bir kutsal kitap göndereceğine göre Peygamberimizden sonra ki dönemlerde gelen insanlar ne ile amel etmesi lazım gelecek?! Kuran Peygamber zamanına ışık tutmaktadır ondan sonra ki dönemlere geçerli değildir demek nasıl bir kafanın ürünüdür?! Bu söz ya çok cahilce ya da kusura bakmayalım ama yine de yazacağım çok büyük bir ihanettir.

Peygamberimizden sonra gelecek nesiller bu kafaya göre imtihanla sorumlu değiller mi?! Bu Rabbimizin zariyat süresi 56. Ayetinde açıkça ifadesini bulan “ Ben insanları ve cinleri bana iman etsinler ve yalnız bana ibadet etsinler diye yarattım “ ayetini düşündüğümüzde Peygamberimizden sonra ki nesiller bu imtihanla mesul değildir demek nasıl bir anlayışı ifade eder?! Bu doğru mudur?! Ben cevap vereyim asla doğru değildir. Rabbimiz biz kullarından nasıl Peygamberimiz zamanında ki nesilleri imtihana tabi tutuyorsa biz ahir zaman kullarını da imtihana tutmaktadır. Bizler imtihanla sorumlu değiliz demek olan bu Kuranın tarihselliği Kuran ve sünnetin ifade ettiği hiçbir anlayışla uymamaktadır. Bu kafaya sahip olan kişiler imtihanla sorumlu olmadıklarını ve bundan dolayı her türlü naneyi yiyebiliriz ayrıca diğer insanlarda bizler gibi düşünsün ve öyle yaşasın anlamına gelen bu sorunlu kafa yapısıyla kendilerini sorumluluktan kurtarabilirler mi?!

Bir insan bir söz söylerken yüz düşünüp bir konuşmalıdır. Bir söz edilirken bu sözün nereye gideceği önceden düşünülmelidir. Öyle her kafamıza gelen konuşulursa bu işin sonu nereye varır?!

Bu kardeşlerime şu soruyu sorarak yazıma devam edeceğim. Kuranda evlenilmesi, haram olan kadınlar ; “Anne, anne veya baba tarafından olan büyük anneler, kız, oğlan ve kızın çocukları yani torunlar, kız kardeş, kız ve erkek kardeşin kızları, hala, teyze, eşin annesi, kendisiyle birleşilen eşin başka kocasından olan kızı, oğlun eşi, evlilikleri devam ettiği sürece eşin kız kardeşi ile teyzesi ve halası (eşinden ayrılmadan bunlarla evlenemez), puta, ateşe, yıldıza tapanlar, sütanne, sütkız kardeş, süt hala, süt teyze ve başkalarının nikâhında bulunan kadınlar “ (Nisa, 4/23-24; Mevsılî, el-İhtiyâr, III, 43).

Bu ayette Rabbimiz evlenilmesi haram olan kadınları sayarken kişinin öz annesiyle evlenilmesi haram saymaktadır. Kişi annesiyle evlenemez. Şimdi bu kardeşlerime şunu sormak isterim; Rabbimiz Peygamberimiz zamanında evlenilmesi haram olan kadınları sayarken kişinin öz annesini de saymaktadır. Şimdi bizler o emir o zamanda vardı bugün bizler öz annemizle evlenebiliriz derlerse bu ne kadar doğru olur?! Yahu! Hiç bu söz doğru mudur?! Bu söz ne kadar doğru olur?! Hiç bin dört yüz seneden beri İslam diyarlarında böyle bir uygulama duydunuz mu?! Böyle saçma sapan bir görüş olur mu?!

Böyle konuşulmamalı…