Günümüzde yaşaşanların ışığında ayrışıyor muyuz acaba?
Aynı anne babadan farklı düşüncede insanlar gördüm.
Biri Taksim’deki olaylarla yatıp kalkarken, diğeri tam tersi devletine karşı gelme, Hakk’ın rahmetinden mahrum kalma korkusuyla yaşıyor.
Bazıları ben müslümanım diyor, küfrün haçlıseferi haline gelmiş Taksim olaylarına destek vermekten çekinmiyor. Peki sendeki iman nasıl bir iman kardeşim!
Kimileri ne destekliyor ne de desteklemiyor, yani bir küfrün yanında oluyor bir olmuyor. Bazı yönleri ile destekliyor bazı yönleri ile desteklemiyor. Burada da imanı görmek mümkün değil.
Özellikle halka malolmuş, halkın örflerini işleyerek para kazanmış, şöhret olmuş insanların halka ihanet etmesi kabul edilemez.
Evet iman ile küfür mücadele ediyor yıllardır, bu yaşanılanları başka türlü izah etmek mümkün değil. 1992 de İtü’den mezun oldum ve bu olaylarda değişen bir şey yok. Asıl amaç hep aynı “ imana saldırı”. Yani haçlı zihniyeti.
Yani dostlarım, bugün yaşananlar, dün yaşandığı gibi, muhtemelen yarın da yaşanacağı gibi, iman ile küfürün mücadelesidir.
Küfür bir yönetim idoolojisi kıyafeti giymiş komunizm olmuş ( eski Rusya’nın kalıntısı).
Başka bir kıyafet giymiş ülke çıkarları olmuş, kapitalizm olmuş(Almanya,bütün Avrupa ve Amerika ).
İslam’dan intikam almak hırsı olmuş yanıbaşımıza oturmuş ve Pers klığına girip saldırmış (Suriye ‘nin gölgesinden İran ).
Ehli dünya yaşantısı olmuş, sözümona özgür yaşam safsatalarıyla nefislerinin kölesi olmuş bir yığın insan, asıl özgürlük ve iradi yaşam dinamizmine, yani öz islam atmosferini benimsemiş topluma diğerleriyle birlik olmuş saldırmış.
Amaç Hakk’ın yükselen sesini, Efendimiz’in gün geçtikçe benimsenen hayat felsefesini durdurmak, bilerek ya da bilmeyerek.
Amaç Çanakkale’de susturamadıkları Hakk’ın sesini ( haşa) bu şekilde kesmek, kurtuluş savaşında yenemedikleri milleti bu şekilde ruhsuz hale getirip teslim almak.
Burada saflar netleşmiştir anlayana.
İnsan imana destek olur, ya da imana destek olmayarak küfre kuvvet verir anlamayarak.
Bu yüzden bulunduğu yeri bugünlerde iyi bellemeli insan.
Sabır ilk anda olduğu gibi Allah muhafaza bir an bile şaşırıpta küfre destek olacak bir yerde durmamalı.
Küfür cami avlumuza kadar gelip dansedecek kadar davasına bağlı iken, bizdeki imanın cami avluna kadar ulaşamaması kabul edilir birşey olmasa gerek.
İnsanlar müslümanca yaşarken Allah davasına omuz vermesi, en az küfür tayfası kadar bu işle dertlenmesi gerekmez mi?
Küfrün bu azgınlığının baş aktörlerinin asıl hedefi aslında, Türk milleti vesilesiyle, dünyada oluşan, müslümanlar arasındaki birlik beraberliğin, küfür için korkutucu güç haline gelmesi ve kendilerince bu güç birliğinin ana kaynağında yani Türkiye’de yok edilmek ve zayıflatılmak istenmesidir.
Hal böyle iken, kendi milletimiz içinden, bazı nasipsizlerin kullanılarak çıkartılan bu olaylar karşısında alacağımız tavır, bizim huzur-u mahşerde hesap vermemiz gereken bir tavır olur kanısındayım.
O halde tam destek, sonuna kadar destek.
Her kim bu davayı sırtlanmışsa ve bu iman kabına su taşıyorsa.
Öncelikle aleni bir şekilde baskı altına alınan Hükümete ve son yüzyılın en etkin şahsiyeti olarak, bizim dönemimize nasip olması hasebiyle şanslı olduğumuz, Sayın Başbakan’a, bu davayı Hakk çizgisinde götürdüğü sürece, müslüman olduğunu hisseden bütün siyasi gurupların, sonuna kadar destek vermesi Hakk’ın yolunda olmanın gereğidir kanısındayım.
Ahir zamanda zuhur edecek olaylarla ilgili, müslüman olupta küfrün yanında olacaklara vurgu yapılıp müslümanların dikkatlerinin çekildiği bir dünya hayatında, imanı muhafaza edip daha da arttırmanın yollarını aramak akıllı bir müslümanın yol haritası olsa gerek.
Rabbim bizlere müslümanca bir duruş sergilemeyi nasip etsin, bizi cennetine koyacak bir dünya hayatı ile ötelere alsın. Amin...
Sürç-i lisan ettiysek affola...
Adil...