Bir yemin ettim ki dönemem. Belki de çok zorlarsanız düşünürüz. İnsan büyük lokma yemeli ancak; büyük söz söylememelidir. Sonuçta işin içinde mahcup olmak da vardır. Niyet üzüm yemek olmayınca yapılan eylemler de gerçek değerini bulmuyor. Niyetler de sorgulanıyor bu sebeple. Halkın iradesine karşı darbe teşebbüsünde bulunanlara dokunulmazlık zırhı giydirilince gerçek değişecek mi? Milletvekili dokunulmazlığına baştan beri karşı çıkacaksınız sonra bunu bir fırsat olarak göreceksiniz bu işte tezat oluşturuyor. İnandırıcılık konusunda tereddütler artıyor.
Türkiye seçimini yaptı. Seçimde vatandaş; önünü açacak, kendini daha müreffeh bir ülke yapacak tabiri caizse bir üst lige çıkaracak atılımlar yaması için siyasileri yetkilendirdi. Milletin verdiği bu mesaj içerikli görevi duymazlıktan gelmek topu taca atmaya benziyor. Oynamam yerim dar demekten farksız değil.
Seçim neticelenince herkeste büyük bir umut ışığı doğmuştu çözüm adına. Fakat bu belli mahfillerden emir alınarak gerçekleştiği anlaşılan izlenimi veren ‘’yemin etmeme krizi’’ söylediğimiz o havayı biraz bozdu. Bu dönem ülke için çok kıymeti harbiye ye sahiptir. Milleten alınan yetkiye gölge düşürmek kimsenin hakkı ve haddi olmamalıdır. Çünkü sistem olarak çözümlerin adresi orasıdır. Meclise giderek halk adına her türlü yasama faaliyetini yerine getirmelisiniz.
Ülkemizde topyekûn bir kalkınma isteniyorsa doğu batı ayrımı yapmadan bütün aktörler işin içinde olmalıdır. Bu çözüm acı da olsa daha ileriye götürülmeden çözülmelidir. Çünkü sorunları bu zamana kadar çözmek adına hep kulak tıkayarak görmezden gelinildi. Sürekli söylediğimiz gibi pislikler temizlenmek yerine halının altına süpürüldü. Artık halının altı bu pislikleri taşıyamaz duruma geldi. Nihayet bu durumun farkına gelinen nokta itibari ile geç de olsa varıldı. Öyle ise artık çözüm için bütün taraflar bir araya gelerek ortak akıl ve vicdan geliştirerek taşın altına elini sokmalıdır. Bu yapılmazsa herkes kendi mağduriyetinin giderilmesi adına çalışılırsa yine aynı noktada dönüp dolaşıp dururuz.
Bu işin çözümünde çıkış noktası iyi niyetle çözüm taraftarı olmaktır. Ortak akılla oluşturulacak çözüm yolu korkulardan uzak birlik ve beraberliğimizi ayrıştırmak değil aksine pekiştirme adına herkesi kucaklayıcı bir anayasa yapmak olacaktır. Bu süreçte işi yokuşa sürmekle çözüme ulaşamayacağımızı görmüş bulunmaktayız. Mecliste oluşan temsil kabiliyeti açısından önemli bir çeşitlilik oluşmuş durumdadır. Hemen hemen bütün unsurlar temsil edilmektedir. Bu temsil çözümün bir parçası olmazsa yazık olur. Hem milletin oyuna hem çözüm beklentisine yazık olur.
Bu ülkede sadece Kürt meselesi olmadığını herkes biliyor. Atılacak adımlar asgari müşterekler dikkate alınarak atılmalıdır. Herkesi tam olmazsa da genel olarak mutlu edecek bir anayasa çalışmalarına bir an önce başlanmalıdır. Hem bugünümüzü hem de yarınımızı rahatlatacak çözüm için diyalog kanalları açık tutulmalıdır.
Yemin yapmayanlar için de hiç beklemeden şartsız şurtsuz beklemeden bu çözüme katılmalıdır. İradesini başkalarının elinde bulunduranlara halk uzun süre hoş karşılamaz. Hele yapılacak halkoylaması girişimi bir gözdağı ise bu tamamen işi germekten başka bir işe yaramaz. Çözümsüzlüğü isteyenlere hizmet etmekle eş değerdir bu girişim. Türkiye bu girişimleri gayet soğukkanlı olarak aşmalıdır. Halkın kardeşliğine halel getirecek her türlü girişim milletin vicdanında mahkûm olacaktır. Bu mahkûmiyet temyizi olmayacak bir mahkûmiyettir. Bunu engelleyecek olanlar ancak korku imparatorluğu kurmaya çalışanlardır. Bu millet bu korku imparatorluğuna boyun eğmedi ve eğmeyecektir diye düşünüyorum.
Yarınların güzel olması bugünlerin zorlu geçmesi gerekiyor. Bu sıkıntılar çekilmezse yarınlar güzel olmayacak, yarın da aynı sıkıntılarla debelenip dururuz. Bir olalım iri olalım diri olalım.