Olur mu demeyin oldu bile. Bu yarışmada bilen değil bilemeyen, tahmin eden değil edemeyen, öngörülerinde tutarlı olan değil olmayan,yenen değil yenilen ,gol atan değil de gol yiyen kazanıyor.Nasıl mı diye sorma kardeşim bu oyunun kuralı bu.Bu oyun böyle bir oyun işte.Bu oyunu biz icat ettik ama ,işin doğrusunu söylemek gerekirse tadını da pek beğenmedik aslında.
Milli görüş kökenli biri olarak, Ak parti kurulduğundan bu yana her gittiğim yerdeki konuşmamda onu eleştirmekle kalmadım aynı zamanda da keşke onlar vaat ettikleri bu güzellikleri yapsalar da, biz bu düşüncelerimizde yanılmış olsak dedim. Çünkü bizim bu eleştirilerimizde haksız çıkmamız ,ülkemizin kazanması anlamına geliyordu.Haklı ve haksız eleştirilerimiz oldu.Gelinen noktada lafı eğip bükmeden söylemek gerekirse biz öngörülerimizde yanıldık ve Ak partililer haklı çıktılar bundan da ülkemiz kazandı.
Malumu ilan etmeliydik. Bu bir zorunluluktu da aynı zamanda, asgari insanlık ve ahlak şartıydı. Sessiz kalamazdık bu yanılgımız karşısında. Yoksa biz yanılmayalım da gerekirse ülkemiz batsın düşüncesinde olanlar gibi olmak ve helak olmak içten bile olmazdı.Bir erdemdir yanılgıyı anlamak ve yüksek sesle dillendirmek ve vazgeçtiğini haykırmak.Bizde bunu yapıyoruz.Bunu yaparken de karşılaşacağımız aşırı derecede ki mahalle baskısını da hesaba katarak bunu söylemenin gerekliliğine inanıyoruz.
Defalarca gittiğiniz Mısır Kahire havaalanında bu sefer sizi bir sürpriz beklemekte. Havaalanı yetkilileri Türkçe anons yaparak sizi karşılıyor ,polis eskiden olduğu gibi kapıda gereksiz bekletmiyor,hatta güler yüzle davranıp gerekli işlemleri yaptıktan sonra başka bir emriniz var mıydı diye soruyor.Dışarıda sizi bekleyen bir başka görevlide acaba Mısır Türkiye gibi gelişebilir mi diye soruyor endişeli gözlerle.Kısacası seyirci maçı olduğu yerden izliyor ya,biz futbolcular, sahadaki hatalarımızı veya ne kadar heybetli oynadığımızı onlar kadar göremiyoruz demek ki diye düşündüm.
İstanbul su kanalizasyon kurumunun bir vatandaşımıza kanun dışı uygulamasını vatandaşın bir mail ile Başbakanlığa bildirmesi ardından , Başbakanlığın o dilekçeyi valiliğe,valiliğinde İski’ye sorması ve yanlışın düzeltilmesinin ardından mağdura bilgi verilmesi inanılır gibi değil.Nil kenarında kuzuyu kurdun kapmasının hesabının sorulması gibi yani.
Güneydoğuda bir dağda kışın hasta olan birinin oradan helikopter veya kar ambulansı ile indirilip tedavi edildikten sonra geriye gönderilmesinin ardından evine bırakılması gelinen noktanın zirve olduğuna işarettir.Acaba Milli Görüş olarak biz iktidar olsaydık veya olsalardı bunun haricinde ne yapacaklarını ortaya koymalılar.Ancak biri yapan olarak konuşacak diğeri yapacak olarak işte bu ciddi bir zorluktur.
Mısır’lı bir ticaret adamına vize almak için elçiliğe gittiğimiz de, konsolosumuzla çıkarken karşılaştığımızda , geriye dönerek, mademki geldiniz bu işi halledip de öyle çıkayım demesi hafızamdan hiç çıkmıyor. Konsolosumuzun,biz bir vatandaşımızı yabancı uyruklu birinin yanında zora sokmayız diyerek geri dönmesi ve on dakikada vize işini halledip pasaportu elimize vermesinin şoku hala üzerimde.Bu icraat bana ne haykırdı biliyor musunuz siz, Ak parti hakkındaki görüşlerinizde yanıldınız ama ülkemiz kazandı.
Ancak bu olumlu tabloyu Araplar üzerinde menfi etkiye dönüştürmek isteyenlerin Türkiye’de Türk büyüklerini yeren ve onları şehvet dışında başka bir şey düşünmeyen birileri gibi gösteren dizileri servis etmelerini sıradan bir olay gibi görmek yanıltıcı ve maksadı anlamamak olur.Bu dizilerle denmek isteniyor ki ,Tayyip Erdoğan’ın başarısı sizi çok büyülememeli çünkü onlar (Türkler) şehvetine yenik düşmüş bir milletin neslidirler. Araplar bizleri , bizim dışımızdan bir kaynaktan değil, bizden öğrenmelidirler.Bize başarıyı , o dizilerde sunulan sefih yaşamın değil ,aksine saygı ve sevginin,cesaretin, adaletin ,erdemin ,ahlakın sunduğu anlatılmalıdır.
Bu duygu ne tatlı biliyor musunuz.Yanılıyorsunuz ama , yanıldıkça kazanıyorsunuz.Bu oyun işte böyle bir oyun.Soruların cevaplarında yanılıyorsunuz ama yinede kazanıyorsunuz…
Bilen değil bilmeyen milyoner oluyor anlayacağınız.
Artık kararımız,bilmeden değil ,bilerek milyoner olup kazanmak. Özetle
Hayırlı işlere motor, şerli işlere fren olmak.
Milli görüş kökenli biri olarak, Ak parti kurulduğundan bu yana her gittiğim yerdeki konuşmamda onu eleştirmekle kalmadım aynı zamanda da keşke onlar vaat ettikleri bu güzellikleri yapsalar da, biz bu düşüncelerimizde yanılmış olsak dedim. Çünkü bizim bu eleştirilerimizde haksız çıkmamız ,ülkemizin kazanması anlamına geliyordu.Haklı ve haksız eleştirilerimiz oldu.Gelinen noktada lafı eğip bükmeden söylemek gerekirse biz öngörülerimizde yanıldık ve Ak partililer haklı çıktılar bundan da ülkemiz kazandı.
Malumu ilan etmeliydik. Bu bir zorunluluktu da aynı zamanda, asgari insanlık ve ahlak şartıydı. Sessiz kalamazdık bu yanılgımız karşısında. Yoksa biz yanılmayalım da gerekirse ülkemiz batsın düşüncesinde olanlar gibi olmak ve helak olmak içten bile olmazdı.Bir erdemdir yanılgıyı anlamak ve yüksek sesle dillendirmek ve vazgeçtiğini haykırmak.Bizde bunu yapıyoruz.Bunu yaparken de karşılaşacağımız aşırı derecede ki mahalle baskısını da hesaba katarak bunu söylemenin gerekliliğine inanıyoruz.
Defalarca gittiğiniz Mısır Kahire havaalanında bu sefer sizi bir sürpriz beklemekte. Havaalanı yetkilileri Türkçe anons yaparak sizi karşılıyor ,polis eskiden olduğu gibi kapıda gereksiz bekletmiyor,hatta güler yüzle davranıp gerekli işlemleri yaptıktan sonra başka bir emriniz var mıydı diye soruyor.Dışarıda sizi bekleyen bir başka görevlide acaba Mısır Türkiye gibi gelişebilir mi diye soruyor endişeli gözlerle.Kısacası seyirci maçı olduğu yerden izliyor ya,biz futbolcular, sahadaki hatalarımızı veya ne kadar heybetli oynadığımızı onlar kadar göremiyoruz demek ki diye düşündüm.
İstanbul su kanalizasyon kurumunun bir vatandaşımıza kanun dışı uygulamasını vatandaşın bir mail ile Başbakanlığa bildirmesi ardından , Başbakanlığın o dilekçeyi valiliğe,valiliğinde İski’ye sorması ve yanlışın düzeltilmesinin ardından mağdura bilgi verilmesi inanılır gibi değil.Nil kenarında kuzuyu kurdun kapmasının hesabının sorulması gibi yani.
Güneydoğuda bir dağda kışın hasta olan birinin oradan helikopter veya kar ambulansı ile indirilip tedavi edildikten sonra geriye gönderilmesinin ardından evine bırakılması gelinen noktanın zirve olduğuna işarettir.Acaba Milli Görüş olarak biz iktidar olsaydık veya olsalardı bunun haricinde ne yapacaklarını ortaya koymalılar.Ancak biri yapan olarak konuşacak diğeri yapacak olarak işte bu ciddi bir zorluktur.
Mısır’lı bir ticaret adamına vize almak için elçiliğe gittiğimiz de, konsolosumuzla çıkarken karşılaştığımızda , geriye dönerek, mademki geldiniz bu işi halledip de öyle çıkayım demesi hafızamdan hiç çıkmıyor. Konsolosumuzun,biz bir vatandaşımızı yabancı uyruklu birinin yanında zora sokmayız diyerek geri dönmesi ve on dakikada vize işini halledip pasaportu elimize vermesinin şoku hala üzerimde.Bu icraat bana ne haykırdı biliyor musunuz siz, Ak parti hakkındaki görüşlerinizde yanıldınız ama ülkemiz kazandı.
Ancak bu olumlu tabloyu Araplar üzerinde menfi etkiye dönüştürmek isteyenlerin Türkiye’de Türk büyüklerini yeren ve onları şehvet dışında başka bir şey düşünmeyen birileri gibi gösteren dizileri servis etmelerini sıradan bir olay gibi görmek yanıltıcı ve maksadı anlamamak olur.Bu dizilerle denmek isteniyor ki ,Tayyip Erdoğan’ın başarısı sizi çok büyülememeli çünkü onlar (Türkler) şehvetine yenik düşmüş bir milletin neslidirler. Araplar bizleri , bizim dışımızdan bir kaynaktan değil, bizden öğrenmelidirler.Bize başarıyı , o dizilerde sunulan sefih yaşamın değil ,aksine saygı ve sevginin,cesaretin, adaletin ,erdemin ,ahlakın sunduğu anlatılmalıdır.
Bu duygu ne tatlı biliyor musunuz.Yanılıyorsunuz ama , yanıldıkça kazanıyorsunuz.Bu oyun işte böyle bir oyun.Soruların cevaplarında yanılıyorsunuz ama yinede kazanıyorsunuz…
Bilen değil bilmeyen milyoner oluyor anlayacağınız.
Artık kararımız,bilmeden değil ,bilerek milyoner olup kazanmak. Özetle
Hayırlı işlere motor, şerli işlere fren olmak.
Ömer ALÇEP
Mayıs 2012 - KAHİRE