Siz hiç kaybedenler kulübünü duydunuz mu ? Ya da çevrenizde, yanı başınızda kaç kişinin bu kulübün üyesi olduğundan haberiniz var mı? Bunu da geçelim aynı ortamda olup, serseri mayın gibi dolaşan, aynı gezegende olup da farklı dünyalarda yaşadığınız kaç kişiyi fark ettiniz?  
 
İnsanoğlu böyle bir biyolojik varlıktır işte. Amaçlar hayata tutunmayı sağlayan en önemli hayat bağlarıdır. Şayet amaçtan yoksun olunursa ya da amacın kaybolduğu bir hayatı yaşanıyorsa işte tehlikedesiniz. Hayatını anlamlılaştıranlara dikkat edin muhakkak ki hepsinin bir amacı vardır. Çevrenizde boş ve amaçsız ne kadar insan görüyorsanız hepsinin ortak noktası mutsuz ve karamsar olmalarıdır. Bu nevi insanlardan olsa olsa hayatın rüzgârına kapılan, kendi yaşamlarına dair değerler oluşturamayan toplumsal sürü olur.
 
Hayat her şeye rağmen devam ediyor. Okullar tatil heyecanına şimdiden yaşamaya başladılar. Okullarda son dönemini yaşayanlar için yeni ve gayesiz bir yaşam başlayacak. Okullar bu gibiler için amaçsızlıklar içinde bir çeşit amaç oluveriyor. Bütün hayatını okula gelip gitmeye endekslemiş bir topluluktan ülke,ülkenin geleceği adına ne bekleyebilirsiniz? Biz ne büyük canavarız böyle millet olarak. İnsanları ‘’okutmak ve toplumun kalitesini artırmak’’ için 8 yıllık eğitimi şart koştuk. Böylece bir insanı 8 yıl okulda tutuyoruz; ancak bu süre zarfında değişen bir şey olmuyor. Nasıl başlamışsa aynı şekilde bir arpa boyu ilerlemeden okuldan çıkıyor. Bu, millete karşı düpedüz ihanettir. Anlamıyorum bu mantığı. Belki de 8 yıllık öğretimin en sakıncalı yanı budur. Hiç okuyamayacak olanı da ille de okulda tutmak. Her şey de olduğu gibi eğitimde aslolan gönüllülük olmalıdır. İçinde okuma adına hiçbir duygu bulunmayan bir öğrenciyi okumaya zorlama ile okutamazsınız. İşkenceye dönüşen bu hadise zararlarla kendini gösteriyor.
 
Böyle bir anlayışa sahip öğrenciler için ya da vatandaşlar için söylenecek tek bir kelime var. ‘’Kaybetmişler Kulübü Üyeleri’’ diye. Maalesef bu kulübün müdavimlerinin çokluğu ülkenin durumunu da izah etmeye yetiyor. Eğitim elbette beşikten mezara kadar devam eden bir süreçtir. Bu sadece okulla olacak bir mesele değildir. Anne karnından başlayıp son nefese kadar devam eden süreçte eksiklikler zincirleme devam ediyor. Atılan her yanlış ilmek yapının yukarıya doğru bozulmasına neden oluyor. Yapılan yanlışlar ileriki aşamada değiştirilmesi zorlaşıyor, belki de imkânsızlaşıyor.
 
Adına ne derseniz deyin. İster Kaybetmişler Kulübü, ister boş işler müdavimi olsun bunun zararlarını en aza indirmeliyiz. Öyle eğitim vermeliyiz ki bu tarz hayat sürenlere; herkesin ilgi ve yeteneğine göre onları hayata tutacak kendilerine ve toplumun bir faydalı bir parçası haline getirecek bilgiyi vermeliyiz. Bütün ülke çapında okullarda tarama yapılmalıdır. Hangi alanda başarılı olunuyorsa o alanda eğitim yapılmalıdır. Belki maliyeti çok olur; ama bütün vatandaşların mutlu, kendilerine ve ülkelerine karşı bir şeye yaramanın inancına sahip olurlar. İlle de okulda insanları eğitmek olmamalıdır yöntemimiz. İnsanların mutlu ve bir şeye yarayabileceklerine inandığı her ortam okul olmalıdır. Evler, sokaklar, caddeler, kahveler düşünebildiğiniz her ortam insanın eğitimine dolayısıyla topluma uyumlu olmasına yarayacaktır.
 
Bu saydığımız boş ve amaçsız insan toplulukları devletler için terör gibi bir güvenlik sorunu olarak algılanmalıdır. İnsanları bu psikolojik moratoryumdan kurtarmak gerekir. Böyle insanları herkes çok rahat zararlı yollara kanalize edebilir. Bu da güvenlik zafiyetine sebep olur. İnsanları hayat tutturmak için başarabilecekleri amaçlara ulaşma yolu gösterilmelidir.