Türkiye’yi yeni bir seçim heyecanı sarmış. Türkiye yaklaşık bir yıl aradan sonra yine seçim sathı maline girmiş bulunuyor. Her seçim kendi içinde önemlidir. Ancak bu seçim hepsinde daha önemli olduğu ifade ediliyor siyasetçiler tarafından. Türkiye normal şartlar altında 2019 yılına kadar seçim olmayacak. İşte bir başka heyecana neden de seçimlerin kısa sürede olmayacak olmasıdır. İstikrar adına bir fırsat olsa da kaybeden için olumsuzluk ifade eder.

 

Ülke genelinde partiler ipi en önde göğüslemek için aday belirlemeye dikkat ediyor. Belki de bize öyle görünüyordur. Değişik süzgeçler konularak halka mesaj verilerek ciddi çalıştıklarını ima etmeseler bari. Önemli olan gerçekten milletin vekilliğine aday olacaklarda milletin değerlerini yansıtacak ve millet için çalışacak adaylar çıkarmak olmalıdır. Aday belirleme sürecinde millete rağmenci adaylar aday gösterilirse tüm yapılan iş ve işlemler için dağ fare doğurdu denilir. Kaybeden her adayın yerine kazanan millet olabiliyorsa yarınlarımızdan umutlu olabiliriz.

 

Bugünkü Türkiye Büyük Millet Meclis’inde dört siyasi parti TBMM’de parti  grubuna sahiptir. Görünen o ki yine de aynı görüntü olacaktır. BDP barajın altında olsa da barajı geçeceğini zannediyorum. Paralel yapı uzantıları ve marjinal sol oylar ya da iktidara ders vermek isteyenler BDP’yi destekleme adına  o tarafa kayması çok olağan görünüyor.  Önemli olan kendilerinin kazanmasından çok hükümetin kaybetmesidir. Rakibinin kaybetmesi üzerinde hayal kuranların hiçbir zaman kazanmayı bekleme lüksleri de olamaz. Evet, yine kaybedeceğiz ama çok farkla kaybetmeyelim düşüncesiyle her türlü ittifak ve rakibi aşağıya çekme planları yapılıyor.

 

Kim ne derse desin bu seçimin galibi yine Ak Parti olması yüksek ihtimal olarak görülüyor. Bunu söylemek bir tarafgirlik değil durumun görüneni söylemektir. Kaç dönemdir iktidarın en büyük avantajı karşısında rakip sayılacak derecede halk desteğine sahip parti olmamasıdır. Kendi yaptığı iyiliklerden başka rakip hatalarından beslenen bir siyasi iktidar ne umut olmayı ne de iktidar olmayı ilelebet sürdüremez.

 

Ülke genelinde olduğu gibi Trabzon özelinde de en fazla aday adayı başvurusu Ak Partide yaşanmış. Bu durumda aslında yarışın ne aşamada olduğunu göstermesi bakımından çok açık kendini belli ediyor. Bu seçim aday belirleme ve belirlenen adayın profilinde dikkat edilecek hususlar bakımından da önemlidir. Aday belirleme sürecinin önündeki engeller arasında; yanlış yapanlar, üç dönem kuralına takılanlar ve paralel unsurların yer almaktadır. Sağlıklı bir süzgeçten geçirilmeyle bunun önü alınırsa yeniden bir umut olabilir iktidar partisi. Yoksa belki de son seçimi olur iktidar yolunda.

 

Yurdun tamamında herkesin beklediği adayların belli olmasıdır. 7 Nisan kritik tarih oluyor bunun için. Liyakatsiz sadakatlere verilecek destek kişiyi başarılı kılmaz. Unutulmamalıdır ki başarısızlıkların başında bilinçsiz kör sadakatler gelir. Trabzon Türkiye için sadece önemli değil çok önemli bir şehirdir. Burada aday belirleme sürecinde gösterilecek itina ve hassasiyet diğer bölgeler için de bir gösterge olacaktır. Aday adayları 49 olsa da amacı ve liyakati yeten aday o kadar olmasa gerekir. Asay adayları arasında Mehmet Atalay, Davut Çakır, Nihat Tosun, Abdülkadir Uraloğlu, Muhammet Balta, Şeref Malkoç, Salih Cora, Ayşe Sula Köseoğlu muhtemel adaylar olarak görülüyor. Diğerleri arasından olur mu? Sürprizler olur mu? Olur. Çünkü siyasette bakmışsın %99’a karşı %1 öne geçmiş. Siyasetin “hava durumuna”, insanları manipüle durumlarına göre değişiklik olabilir. Aslında bu tür son dakika değişiklikler faydadan çok zarar verir. Fakat bunu uygulayan yok maalesef.

 

Ülkenin kalkınmasını istiyorsak işin ehli insanlar tercih edilmelidir. Yoksa bugün eleştirdiklerimizi yarın da eleştirir dururuz. Güçlü ve kaliteli bir muhalefet ve iktidar sorunları ortak akılla çözebilir. Biz Türkiye’de bunun hayalini kuruyoruz. İnşallah bir gün bu hayalimiz de ülkemiz adına gerçekleşir. İktidar ve muhalefet birlik olup ülkenin daha iyi yönetilmesi için yarışa girerler. Umudumuzu hep koruyacağız en iyilerin seçileceği güne kadar.