Aylardan ramazan ayıydı. Ne heyecanla ve arzuyla bekledik seni. Üstelik gelirken ne de çok hesaplar yapmıştık. Biz nasıl bu yaz günlerinde açlığa ve susuzluğa dayanırız diye hesaplar yapmıştık. Bu yaz gününde bu kadar uzun zaman nasıl oruç tutacağız diye kaç kez sorular sormuştuk kendi kendimize. Allah kuluna hiçbir zaman zorluk dilemez. Müminin işini kolaylaştırır. İşte bakın bu ramazan da aynısı olmadı mı? Bir ay bütün iş yoğunluğuna rağmen oruçlu geçirdik. Sonunda bu ramazanın da sonuna geldik.  Ne mutlu bu mevsimde Ramazan iklimini yaşayan Müslümanlara. Ne mutlu Allah’tan sevabını umarak oruç tutanlara. Ne mutlu hayatını ulvi duygularla yaşayanlara.

 

 

Millet olarak ne kadar büyük değer kaybına uğradığımızı ramazan ayında oruca karşı takındığımız tavırla anlayabiliyoruz. Eski ramazanlar ne güzeldi deyişi işte tam da burada karşılık buluyor. Dünkü ramazanlara verilen önemle bugünkü ramazanlara verilen önem kendini hissettiriyor. Eskiden çevremizde ramazan ayında oruç tutmayanı ya göremezdiniz ya da  tutmayan olsa aleni olarak kendini ifşa etmezdi. En sekülerin bile bir saygısı vardı oruç tutanlara karşı. Bugün kendini nasıl ifade edeceğinden bile habersiz insanların oruca karşı takındığı tavır ileriye dönük son derece tehlikeli bir yöne doğru gidiyor. Bugün belli yaşın üstündeki yaşlılarımız diyelim hasta da olsa oruç tutmak için kendilerini zorluyorlar. Fakat alt yaş grubundaki genç ve orta yaş grubundaki insanlarımız oruç tutmamak için  en basit sebeplerle kendini oruçtan sakıt tutabiliyor. Kimi kandırıp kimi inandırdığımızı düşünüyoruz da onu da bilmiyoruz. Aldattığımız kendimiziz de farkında değiliz.Maalesef geldiğimiz noktada ramazan ayı ülkemizde oruç ayı olmaktan çıkmak üzere. Allah böyle günleri göstermesin ülkemize.

 

 

Bu ülke için en büyük tehlike İslami anlayıştan uzaklaşmaktır. İslam bu ülke için güvenlik meselesi olarak değerlendirilmelidir. Türk’ün İslam’la bağını koparınca Türk’ün hayat damarını koparmış olursun. Türklük İslam’la öyle içi içe geçmiş ki birbirinden ayrılınca ikisi de büyük zarar görür. O nedenle Batı ve İslam düşmanları bu gerçeği çok iyi biliyor. Yeryüzünde İslam’a karşı bir oyun oynanacaksa Türkiye’nin tavrına bakılması boşuna değildir. Bunu kırmanın yolu da İslam’la Türklerin bağını koparmaktır. Yıllarca buna uğraşılıyor. Epey yol kat ettiklerini görüyoruz. Batının bu düşüncesinde başarması demek tüm oyunların kazanılması demektir. Tüm Batı menşeili projelerin özünde Türkiye’nin İslami özden uzaklaştırılması vardır.

 

 

Din, bir ülkede kültürün ana yapıcılarından olduğu için dini yaşantıda zayıflık kültürün zayıflamasına ve kaybolmasına neden olmaktadır. İster çağdaşlık deyin, ister Batıcılık deyin dini hayattan uzaklaştırıcı sözüm ona özgürleştirici ne kadar vaat varsa hepsi düşmanlık içindir bizim medeniyetimiz için. Bugünden geriye baktığımızda milletin inançlarıyla oynamanın getirmiş olduğu sonucu yaşıyoruz. Herkesin inanç özgürlüğü olduğunu kabul ediyoruz ve inanmalarını anlıyoruz. Lakin inananlara karşı da saygılı olunması gerektiğini düşünüyoruz. Bugün Of’ta bile Ramazan ayında rahatlıkla milletin gözüne soka soka yemek yeniyorsa öteki şehirlerin halini tahmin edebiliyoruz.

 

 

Bir ramazanı daha yolcu ediyoruz hüzünle ve bir daha kavuşabilecek miyiz diye düşünerek. Böyle düşünenlerin sayısı her geçen gün azaldıkça yarınlarımızdan endişe etmemiz gerektiğini de unutmamalıyız. Ramazanın ardı bayramdır tutana ve inanana. Ramazanda oruçsuz geçen bir ay hüsrandır tutmayana. Allah tüm oruç tutanların oruçlarını kabul etsin. Oruç tutamayanlara da tutmayı nasip etsin. Bizim tuttuğumuz Ramazanın da kimse bayramını yapmasın. Bütün İslam âleminin ve ülkemin oruç tutanların bayramını şimdiden tebrik ediyorum. Bayramın mübarek olsun Türkiye’m. Selam ve dua ile.