Dünya bir buhranın içerisinde yaşarken bizim huzur içinde yaşamamız mümkün müdür? Çevremiz ateş çemberi ve bu çember her geçen süre daralarak üzerimize geliyor. Suriye, Irak, Mısır, Sudan, Yemen, Pakistan, Filistin, Miyanmar, Doğu Türkistan ve daha sayacağımız onlarca  noktada Müslümanların sahipsiz bir şekilde öldürülmesi kimsenin umurunda olmuyor.

 

Mısır hapishanelerinde çağımızın Firavunu Sisi; kadın, yaşlı, genç demeden suçsuz yere mahkeme denilen tiyatrolarla idam kararları veriyor. Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik Çin Rejimi her türlü etnik, dini, milli soykırım uyguluyor dünyada sesi çıkan yok. “Medeni” dünyanın umurunda mı ki ölenler Müslüman. Zaten onlar için Müslüman’ın değeri bir hayvan kadar değerli değil. Ancak en temel yaşama hakkına ırk ve inançlar üzerinden meşruiyet kazandıran bir dünya efkarı umumiyesinden merhamet beklemek hangi akıllı insanın işi olabilir? Dünya üç maymunu değil ne kadar kale alınmayacak, umursamayacak maymun varsa o kadar maymunu oynuyor. Bu “dilsiz şeytan devri” elbette yıkılacaktır.

 

Mazlumların sahipsiz olduğu bir dünya elbette kıyametini beklesin. Mazlumların yanında olmayan, zalimlere ses çıkarmayanlar elbette cehennemlerini beklesin. Türkiye zaman zaman ani çıkışlarıyla en azından mazlumların bir umut kapısı oluyordu. Şimdi seçim sathı maline yenik düşmüş olsa gerek o tarafa dönecek hali kalmamış. Müslümanların yaşadığı ülkelerde iktidar sahipleri gayri Müslimlerle işbirliği içinde Müslümanların katledilmesinin yollarını açıyorlar. Kendi iktidarları için halklarını satanların iktidarları uzun sürmeyecektir. Allah bir Musa’yı elbette gönderecektir. Mesele Musa’yı beklemek değil o gelmeden de Musa olabilmek, en azından o yalda yürüyebilmektir.

 

Müslümanların kurtuluşunun hep Türkiye ile olacağının hamasetini yaptık, yapıyoruz. Lakin Mısır’daki idamlar, Mısırdaki zalimlere karşı baş kaldırış geleceğe dair mazlumların ümidinin Mısır üzerinden gelebilecek bir bağımsızlık ateşi olacağının işaretini veriyor. Mursi devrilmeseydi, darbeci Sisi’ye bölgeyi elinde tutanlar tarafından iktidar altın tepside sunulmasaydı bölgenin kaderi bugünkü gibi olmayacaktı. Şu anda Türkiye’nin en büyük açmazı kendine bölgede güvenilebilir bir dost bulamayışıdır. Onun için Mısır’ın diz çöktürülmesi gerekiyordu. Diz çöktürüldü. Bakalım Türkiye buradan kurtulabilecek mi?

 

Dün Mısır mahkemeleri Hz. Yusuf’a her türlü iftira ve işkenceleri yaparken Allah Mısır hapishanelerinden Hz. Yusuf’u Mısıra Sultan yaptı. Şüphesiz rabbimiz mazlumların yardımcısıdır ve onların yanındadır. Allah zalimlere mühlet verir ancak onları ihmal etmez. Mısır’daki bu idamlara “Batı Medeniyeti” karşı çıkmıyor, çıkmayacaktır. Müslümanlar sesini yükseltmek zorundadır. Türkiye tekrar “Rabia”ya sahip çıkmalıdır. Cumhurbaşkanı bu ara “Rabia” sözünü pek kullanmıyor. Yoksa kendine yeni gündem oluşturmamak, seçimde kafa karıştırmamak için mi Mısır’da yaşananları gündemine almıyor. Belki de biraz daha zaman geçsin Türk Milletinin tepkisi artsın ondan sonra gaz almaya başlarım mı demek istiyor. Ama ne olursa olsun Türkiye’ni sesi gür çıkmalıdır.

 

Allah’ım zalim Sisi’yi zulmünde helak et. Müslümanlara ve yeryüzündeki tüm mazlumlara yardım et. Bize zalimlerin karşısında, mazlumların yanında duracak imanı, cesareti, sabrı ve samimiyeti ver. Rabbimiz içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme.