"Bu kitap kendisinde şek ve şüphe bulunmayan bir kitaptır. Muttakiler için rehber-kılavuz (huden)dur." (2/Bakara, 2) açıklaması yapılarak okuyucunun kitap hakkında endişe etmemesi gerektiği âdeta teyit edilmiştir.
 
O, hak ile batılı ayırt eden bir söz, Allah’ın sımsıkı sarılması lazım gelen sağlam ipidir. Allah Teâlâ, onu dertler için deva, kalplerin pasını silmek için cila, ders almak isteyenler için öğüt, hak dava için hidayet rehberi, abidler için feyz kaynağı kılmıştır.
Müslüman Kur’an’a bağlı olarak yaşar. Gönlü, kişiliği onun ikliminden nemâ bulur. Kur’an bizlere Rabbimizden uzanan bir iptir. O’na sarılan kurtuluşu bulur. Kur’an sırat-ı müstakimin işaret çizgilerini belirler.
 
Bir müminin Kur’an’dan ayrı düşünülmesi imkânsızdır. Bir müminin Kur’an’dan ayrı kalması Rabbi ile olan iletişimini kaybetmesi anlamına gelir. Kur’an-ı Kerim’in devre dışı bırakılması demek; insanın kendi var oluş sebebini iptal etmek anlamına gelir ki, bu insan için muhaldir. İnsanın Rabbi ile olan hukukunu bitirmeye kalkışması akıl alır bir davranış değildir.
 
Kur'an'ın amacı, Yüce olan Allah'ın insanı kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmek, yönlendirmektir. Yani Kur'an bir inşa düşüncesinin adıdır. Kur'an'ın hedefi, gönderildiği zamandaki toplumdan bu güne, bugünden geleceğe, tüm insanlık için hayatı tanımlayacak, inşa edecek olan, Kur'an insanını oluşturmaktır. Bu ise insanı öğrenme ve yaşamada sorumlu kılar. Yani niçin yaratıldığını bilen ve bu bilmeye göre yaşayan insanı hayatı oluşturmaktır.
 
Bu ilâhî ikazı, zamanımızda bir de Kur’ân-ı Kerîm öğretim ve eğitimi hakkında bilhassa değerlendirmek lâzım. Çünkü bazıları, Kur’ân eğitmine ayrılacak bir yıllık zamanı, sudan bahanelerle kayıp bir zaman parçası olarak değerlendirebiliyor. Ya da geçiştirici tutarsız yaklaşımlarla başka şeyleri daha değerli olarak görüyor. Hayatî meseleler, sadece maddî ve sadece dünyaya ait olarak düşünülüyor. Oysa bu, bir sonsuzluk yolcusu olan insan için en büyük tehlikedir. Bütün hazırlıkları mola yerine göre yapmak, son gidilecek yere eli dolu gidememek, ne kadar doğru bir davranıştır.
 
Unutmamalıdır ki Kur’ân, bizi sonsuzluğa ve Allâh’a bahtiyar olarak kavuşturacak olan en temel adımdır. Kur’ân’ı öğrenmek ve kavramakla geçen aylar ve yıllar, hayatımızın en verimli ve en kârlı anlarıdır. Çünkü bu anlar, insan hayatının bütün bir ömrüne ve hatta ölüm sonrasına da her yönüyle tesir eder. Elimizdeki bütün yılların olumlu veya olumsuz olarak şekillenmesinde son derece önemli rol oynar. İnsan ömrünün aslâ bitmeyen yegâne sermayesi budur. Bu sermayeden mahrumiyet ise, bütün bir nesli çorak ve güçsüz hâle dönüştürür.
 
Gelin, bu yıl; neslimize, hem vatanımıza ve bayrağımıza sahip çıkacak güç, hem de sonsuzluk yolunda ömürler ve cennetler kazandıracak bir Kur’ân eğitimi seferberliği başlatalım!