Eylül ayı hüzün ve neşenin birbirine karıştığı aydır. Yaz ve sonbaharın bayrak değişimi yaptığı aydır. Çünkü yaz ayı bitip sonbahar ayına girişin ayıdır eylül. Hem yazdan sayılır, hem de kıştan. Aynı zamanda romantizmin son anlarının yaşandığı aydır eylül. Ülkemiz için ise farklı siyasi ve sosyal anlamlar barındırsa da eylül ayı bir acı ve umut ayıdır.
 
     Maalesef ülkemiz başla gövde arasındaki uyumsuzluktan dolayı çok acılar çekti. Baş gövdenin aksine hareket ettikçe gövdede ne takat ne de istek kaldı. Bütün enerjisini birbirine düşmanlıkla geçiren çift başlı bir yapı oluştu. Birisi ileriye çekerken diğeri geriye çekip durdu. Halkın iradesine ipotek koyarak, onu askıya alarak, onurunu kırarak darbeler yapıldı bu ülkede. Bu hayâsız eylemlerden birisi de 12 Eylülde vuku buldu. Şartların belli odaklarca olgunlaştırılarak darbeye zemin hazırlandı. Kardeşi kardeşe kırdırarak hazırlanan bu sosyal zemin neticesinde darbe güya ‘’meşru’’ bir eylem haline dönüştürüldü. Böylece sözüm ona kardeş kavgasının önüne geçilmiş olundu. Tabi ki bu sadece ülkeyi daha karanlık günlere götürmekle kalmadı aynı zamanda ülke suni kamplara ayrıldı. Sağ ve sol diye ikiye ayrılan toplum arasında derin yaralar açılmış oldu. Böylece hedeflenen toplumsal ayrışma yerine getirilmiş oldu. Gerçi bu toplumu kamplara ayrıştırma planı bundan sonra her darbe girişiminde sahneye konmak istenmiştir. İhtilalın şartlarının olgunlaşması için kaos ve anarşi ortamı gereklidir. Bunu da son zamanlarda gördüğümüz Balyoz darbe planı ile bir kez daha görmüş olduk. Amaçlanan darbe için halkı nasıl birbirine kırdıracaklarını okurken insanın kanı donuyor.
 
     12 Eylül 1980 darbesi ve ardından askeri konseyin hazırlattığı 1982 anayasası ülkemizin üzerinde askeri vesayeti hep güncelliğini korudu. Ülkenin önünü açmak için yapılan her değişikliğin önüne kale gibi durdu darbe ürünü anayasa. Ancak 12 Eylül 2010 tarihinde Türkiye darbe ürünü anayasanın bazı temel maddelerinde değişiklikler yaptı. O nedenle artık 12 Eylüller kötüyü değil umudu hatırlatacak bize. Bu umutla yarınlara daha güven ve istikrar içinde gireceğiz. Dünkü 12 Eylül nasıl karamsarlık ve korkunun izlerini taşıyorduysa; bugünün 12 Eylülü umut ve geleceğe daha güvenle bakma düşüncesini müjdesini veriyor bize.
 
     Of için 12 Eylül bir başka anlam ifade ediyor. Çünkü 12 Eylül 2007 tarihinde Of basınında OFHAVADİS diye Of halkının sesini duyuracak bir gazete doğdu. OFHAVADİS gazetesi 4. Yılını doldurdu 5 yaşına bastı. Bu günümüz kutlu olsun. Daha nice yıllara sağlık ve sıhhat içinde girilmesi temennisinde bulunuyorum. OFHAVADİS onca kıt imkânlarla bu zamana kadar gelmesi tamamen bir aşk ve fedakârlık sonucudur. Bu manada genel yayın yönetmenimiz Yüksel YAŞAR Bey çalışmalarından dolayı taraflı, tarafsız herkes tarafından kutlanmalıdır. Bu imkânlarla pek kimsenin aynı fedakârlığı yapacağını zannetmiyorum. Eminim ki bundan en az bir on yıl geçtikten sonra Of için neler yapılmış diye inceleme zahmetinde bulunanlar için OFHAVADİS bir ana kaynak olacaktır. Bunun yanında Of’ta başka ‘’gazete ve gazeteciler’’ de varmış. Onları da Of’a gazeteleriyle yaptığı ’’ katkıdan dolayı’’ kutlamak gerekir(!).
 
     Demek ki 12 Eylülü güzel hatırlayacağımız tarihler de varmış. Umulur ki artık 12 Eylülün o çirkin ve toplumu birbirine düşman eden izler silinir de artık hep güzel 12 Eylüller hatırlarız.