Aslında hiçbir şey göründüğü gibi değilmiş. Her zaman söylediğimiz gibi olayları değerlendirirken tek yönlü değerlendirmemelidir. Tek taraflı bir dinleme yanlış sonuca vardırır insanı. Sağlıklı karar vermek için tarafların hepsini dinlemek gerekir.

Malum 3. Sürgü çay sezonu açıldı. Geçen ay havaların aşırı sıcak gitmesi ile çayda hissedilir derecede düşüş yaşanıyor. Her ne kadar son zamanlarda yağan yağmurlar biraz olumlu etki yaptıysa da bu yeterli değildir. Yaklaşık %30-40 oranında bir düşüşün yaşanması muhtemel görünüyor. Buna rağmen vatandaş özel sektörün insafına terk edilmiş durumda olduğu hissine kapılmış durumdadır.

ÇAYKUR bu işin lokomotifi olduğunu unutmamalıdır. Veya kafasını kuma gömerek kendini gizlememelidir. Hem vatandaşın çayının rekoltesi düşmüş hem özel sektör fiyatı geçen senenin altına çekmiş göz göre göre vatandaşın mağduriyetine göz yumuyor. Açıkça şunu söylüyorum bunun altında ses çıkarmayan ÇAYKUR vardır. En azından ihale şimdilik ona kalmış gözüküyor.
 
Özel sektör çayın verimini düşmesine rağmen fiyatı neden bu kadar düşürdü diye vatandaş birbirine soruyor. Kendince bazı cevaplar veriyor. Vatandaş diyor ki; "Nasılsa devlet kotayı düşürmüş, vatandaş da bu çayı saklayacak değil tıpış tıpış özel sektöre verecek. Öyleyse fiyatı istediği gibi belirleyebilir. Ette elinde, satırda elinde" diye vatandaş yorum yapıyor.

Buna karşı bu işin içinde olan bölgemizin özel sektör temsilcilerini dinleyince kazın ayağının hiç de öyle olmadığını öğrenmiş olduk. Bir dokunduk bin ah işittik. Gördük ki onlar da çözümü vatandaşlardan bekliyorlar. Bu işin özel sektörce çözümü çok basittir. Ülkeye giren kaçak çayın önlenmesi ile bu iş çözülür. Çünkü ülkeye giren kaçak çay sayesinde ellerindeki çay hala stoklarda bulunuyor. Elindeki çayı bu nedenle tüketemeyen bu özel sektör böylece fiyatı aşağıya çekiyor. Hiç almamak tercih ettikleri yoldu. Fakat müstahsillerinin yüz üstü bırakmamak adına imkânlarını zorlayarak alım yaptıklarını belirtiyorlar.

Hatta bu sezon çayın az olması bir fırsata dönüşebileceğini bunun yolunun da ülkeye kaçak çayın girmemesi ile mümkün olduğu kaydediliyor. Yani ellerindeki stoklarda bulunan çayın satılması ile seneye yine yüksek fiyattan çay alabileceklerini söylüyorlar.

Burasını bilmiyorum ama şuna inanıyorum. Elinde çayı olmayan bir çay tüccarı fabrikayı çalıştırmak için çaya ihtiyacı olacak bunu elde etmek için vatandaştan çay almak zorunda bu çaya ne kadar çok gereksinim duyarsa o kadar yüksek fiyata çay alacak olduğunu tahmin edebiliyorum. Öyleyse bu konuda işin tüm sorumluluğu siyasi otoriteye düşüyor.
 
Eskiden beri bu ülkede kaçakçılığın büyük bir ranta dönüştüğünü hepimiz biliyoruz. Ancak son zamanlarda yapılan özellikle uyuşturucu, silah, sigara, akaryakıt gibi kaçak malların üzerine gidilmesi çay sektörünü umutlandırmıştı. 

Ülkemizde çay Doğu Karadeniz’de üretiliyor. Fakat bu çayın paketlemesi az bir kısmının dışında çoğu doğu illerinde yer alması ilginç değil mi? Doğuda çay mı üretiliyor ki paketleme fabrikaları doğuda yapılıyor? Kaçak çay ülkemize nereden geldiği bellidir.

Öyle ise bu iş bilerek ve isteyerek yapıyorlar. Bu iş sıkı tutulursa bu çay kaçakçılığı engellenebilir. Engellenmiyorsa birilerinin bu işte bir çıkarı vardır demektir.

Mesela bu ülkede 5000 ton çay üretip de 15.000 ton çay satan bir firma bu çayı uzayda mı üretmiştir? Bu birilerince bilindiği halde buna rıza gösteriliyorsa bütün çay üreticisinin yemeğine kan doğruyordur. Bir de bunun engellenebildiği halde engellenmiyorsa vatana ve millete ihanettir.

Bu noktada Osmaniye Valimiz Sayın Celalettin Cerrah’a bu bölgenin bir evladı olarak teşekkür ediyorum. İnşallah bütün devlet yetkilileri bu hassasiyeti gösterirler. Kaçırılan her kaçak çay, çay üreticisinin ekmeğinin çalınması demektir. Unutmayalım zulme rıza zulümdür.

Artık vatandaşın da bu gerçeği görmesi gerekiyor. Hatayı yanlış yerde aradığını görmelidir. Aslında iyi adamların hiç de iyi adam olmadıklarını görmelidir. Tıpkı yıllarca beyaz adamı bize hep masum diye yutturdukları gibi. Hâlbuki asıl suçlu beyaz adammış. Çay da suçlu olan beyaz adamı koruyanlar da bu suça ortaktırlar. Birileri buna dur demelidir.