Bugün sizlerle güncel ve bir o kadar da önemli konuyu mütalaa edeceğiz. Konu" İslam'da cihad" üzerine olacak.
Bakınız bugün emperyalist devletler Avrupa, Amerika ve İsrail genellikle İslam ülkelerinde laboratuarlarında kurduğu örgütlerle PKK, İŞİT ve Taliban gibi önce bu örgütleri İslam ülkelerine musallat ediyor daha sonra da bu bölgelerde ki bu örgütleri bahane ederek bu ülkelere özgürlük getireceğiz diyerek işgal etmektedir. Mesela Afganistan, Irak ve Suriye gibi ülkeleri hep bu bahanelerle işgal etmiştir. Durum böyle mi?!
Cihad; Gayret etmek irade göstermek vb. gibi manalara gelir. Istılahı manası ise ; Kişinin Allah yolunda malıyla canıyla savaşmasıdır.
Bugün bu konuyu Peygamberi metodu göz önünde bulundurarak çözmek isterim.
Peygamberimize vahiy gelme tarihi olan 610 yılından itibaren yaklaşık üç yıl gizli davette bulunmuştur. Bu davet esnasında İslamı en yakındakilerine yapmıştır. Bu yakındakilere yaptığı davet esnasında ilk inananlar ; Kadınlardan Hz. Hatice, Erkeklerden Hz. Ebubekr, Çocuklardan Hz. Ali ve azatlı kölesi Hz. Zeyt Bin Harise 'dir. Gizli davet Hz. Ömer'in 40. Müslüman oluncaya devam etmiştir. Hz. Ömer'in Müslüman oluşundan sonra Hz. Ömer Peygamberimize gelerek kendisinin 40. Müslüman olduğunu ve artık gizli davetin bitmesi ve aleni davete geçilmesi gerektiğini belirtmiştir. Hz. Ömer'den sonra yaklaşık on yıl Mekke'de aleni davet yani açıktan davet edilmiştir.
Mekke'de ki bu on üç yıllık davet esnasında Peygamberimiz tanıdık tanımadık tüm insanlara emri bil maruf nehyi anil münker yani farz ibadetlerden olan iyiliği emretmek kötülüklerden sakındırmak diye Türkçemize geçen ibadetle meşgul olmuştur. Burada konuma devam etmeden önce emri bil maruf ve nehyi anıl münker farz bir ibadet olduğu ve tüm Müslümanların bu farz olan ibadeti yerine getirmesi gerektiğini önemle belirtmek isterim . Bu konuda onlarca ayet ve hadis vardır. Konumla ilgili bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır; " Ya emri bil maruf nehyi anil münker yaparsınız yada Allah'tan bir musibet bekleyiniz." Ayette de Rabbimiz şöyle buyurmaktadır; " İçinizden iyiliği emreden kötülüklerden sakındıran bir cemaat olsun."
Bu farz olan ibadetle her Müslüman imkanları ölçüsünde mesul olduğunu önemle hatırlatmak isterim . Bu ibadetin yerine getirilmesinde kadın erkek ayrımı yoktur. Kadınlarda kendi hem cinsleri arasında emri bil maruf ve nehyi anil münkerle imkanları ölçüsünde bulunması lazım gelmektedir. Yazımın burasında şunun da tespitini yapmamda herhangi bir sakınca olmaması lazım gelmektedir. Kadınlar arasında güzel dinimizin anlatılması ve kabul görmesi erkeklerden daha çok olmaktadır. Erkekler tebliğ ve kabul görmede kadınlardan daha geride. Erkekler nefislerine daha düşkün gibi.
622 yılında Mekke'den Medine'ye hicret gerçekleştikten sonra durum biraz farklılık arz etmeye başlamıştır. Rabbimiz Peygamberimize Medine'de devlet olma nimetini nasip etti. Artık Peygamberimiz Medine İslam devletinin Devlet Başkanıdır. Mekkeli putperestler Peygamberimizin bu olağan üstü nimetini çekememezlik ederek Peygamberimize savaş açarlar. peygamberimize de artık Allahımız cihat iznini vermiştir. Peygamberimiz bu tarihten sonra kendisine savaş açan Mekkeli putperestlerle belli başlı üç savaş yapar. 624 yılında Bedir, 625 yılında Uhut ve 627 yılında da Hendek
savaşını yapar. Rabbimiz artık Peygamberimize cihad iznini verdikten sonra devleti büyür ve Medine'nin sınırlarını aşarak daha büyük coğrafyalara uzar.
Emperyalist ülkelere Avrupa, Amerika ve İsrail'e bir dur denilmesi lazım gelmektedir. Bizler yaklaşık yüz yıl Devletimizin bekası için yurtta sulh dünyada sulh prensibiyle yaşadık. Ama bugün gelinen noktada emperyalistler her geçen gün adım adım komşularımızı işgalle meşgul olduğundan devletimizde kendi varlığının milletinin varlığı için bu yurtta sulh dünyada sulh prensibini bırakıp yeni prensipleri hayata geçirmesi lazım gelmekteydi. Allaha ne kadar şükretsek azdır devletimizin Atatürk ten gelen yaklaşık yüz yıllık bu prensibi bırakılarak askerimize ve gizli servisimize saldırı emrini vermiştir. Artık bizlerde devletimizin ve milletimizin bekası için saldırı pozisyonuna geçmiş durumdayız. Askerimiz ve gizli servisimiz özgürleşmiştir. O Avrupa ne diyecek Amerika ne diyecek psikolojisinden kurtularak kendi prensiplerini uygulamaya koymuştur.
Ya Rab! Ya Muiz' Ya Kahhar!
Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve Türk Gizli Servisimize dosta güven düşmana kurku salacak izzet ve şeref ver...