KATAR HAKKINDA

Bugünlerde körfezde yeni patlak veren Katar krizinin üstüne durmakta fayda var.

Öncelikli olarak Katar ülkesi hakkında kısaca bilgi vermemiz lazım;Bölge arap aşiretlerin ikamet ettiği yerdir,Katar’ın kontrolü 19.yy’da Muhammed al Sani’ye geçmiştir.Osmanlı Devleti 1913 de Katar üzerinden haklarından vazgeçip.Son Türk askeri Ağustos 1915’de çıkmıştı.I. Dünya Savaşı'nın çıkmasının akabinde 3 Kasım 1916'da Katar İngiliz işgaline girdi. Katar 3 Eylül 1971’de ise İngiltere hakimetinden çıkıp bağımsızlığa kavuşmuştur.Katar hem nufüs hem yüzölçümü olarak çok küçük bir ülkedir.2.26 milyon nufüsü vardır,çoğunluğu dışardan gelen göçmenlerdir.

KATAR EKONOMİSİ

Petrol ve doğalgazlar keşifleri bu ülkeyi nufüsun azlığı sebebiyle kişi başına düşen

milli gelir sıralaması içinde en zengin ülkeler arasında yapmaktadır.Ülke, dünyadaki en çok gaz rezervlerine sahip ülkeler arasındadır. Ülkede hemen hemen hiçbir tüketim maddesi üretilmemekte, dışarıdan ithal edilmektedir. Fakat ülkedeki oldukça az olan vergi oranları ve enerjinin çok ucuz olması bu mallardaki fiyatı oldukça düşük tutması beklentisi doğursa da gıda benzeri tüketim malzemeleri ucuz değildir, ama elektrik ve elektronikte ucuzluk kendisini hissettirmektedir.Dünyanın en büyük üçüncü doğalgaz rezervine (24.5 trilyon metreküp ile) sahip ülkesi.Böyle olunca haliyle çoğu ülkenin ağzını sulandırıyor,pastadan pay kapma derdine düşüyor.

ABLUKAYA ALINAN KATAR

Öncelikle Katar ekonomisinden bahsettik ,emperyalistlerin iştahından bahsettik,

bunun dışında Körfezde Katar krizine sebep olan unsurlar olarak şunları sayabiliriz.

*Müslüman Kardeşler;

Katar ve Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi'ndeki ülkeler,

Arap Baharı'ndan sonraki siyasi değişimde karşı cephelerde yer aldı.

Doha, bazı ülkelerde siyasi kazançlar sağlamayı başaran İslamcıların destekçisi olarak görülüyordu.

Örneğin Mısır'ın eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin 2013'te devrilmesi sonrası Katar, Mısır hükümetinin yasakladığı Müslüman Kardeşler'in üyelerine belli bir platform sağladı.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise Müslüman Kardeşler'i "terörist örgüt" olarak tanımlıyordu.

*İran'la yakınlaşma;

Şimdiki kriz, Katar emiri Şeyh Tamim bin Hamad el Tani'nin ABD'yi İran karşısında "iki yüzlü" davranmakla suçladığını iddia eden haberlerle tetiklendi.

Katar, devlet haber ajansında yayınlanan bu açıklamaların arkasında hackerların olduğunu savundu.

Suudi Arabistan'ın, uzun süredir Tahran'ın bölgedeki hedefleriyle ilgili kaygıları sürüyor.

Aynı zamanda Yemen’de Şii güçlere destek olmakla suçlanan Katar, “başka ülkelerin egemenliğine saygı duyduğunu, uluslararası ilişkilerine müdahale etmediğini" diyerek kendini savunmuştu.

*Medya,Al Jazeera

Bölgede bağımsız,özgür olarak görev yapan Al Jazeera medyası;

bölgede büyük medya gücü haline geldi.Burada Suud’ların başta olmak üzere istenmeyen haberlerin çıkması,darbe veya darbe düşüncesine destek verdiğini düşünmeleri.

Örneğin Tarihte ilk kez Suudi Arabistan devletinden resmi olarak İsrail’e

telefon görüşmesi yapıldı,bu durum anında haber olarak Al Jazeera ekranlarından bildirildi.Şu an ki Suudi Arabistan dışişleri bakanı Adil el-Cubeyr özellikle Amerikan-İsrail yanlısı duruşuyla tanınmaktadır.

Burada sorulması gereken sorulardan biri de Suudi Arabistan yönetiminin bu davranışlarının zamanlaması Trump görüşmesi sonrasına bırakılması.Bu gösteriyor ki Suud yönetimi Abd’den destek almış.Trump seçim öncesi konuşmalarında Suud’ları devamlı suçluyor,11 Eylülde olayı içindeki Suud’lardan örnek veriyordu.Gösteriyor ki Suud’ların anlaşma sonrası yapılan 300 milyar $ bulan satın alma sonucu ;bunun keza 100 milyar $ silah harcaması,Trump’ın duyguları değişti.

Peki Ne Yapılmalı?;

Mevcut durumun sıkıntılı bir durum olduğu malum,Katar’ın Türkiye’de hem yatırımları var hem ilişkilerimiz gayet iyi.

Durum değerlendirmesi olarak şunu görmeliyiz.

Bu Arapların bir tür kendi iç işleri gibidir,dışardan fazla müdaheleye hoş görmez,sonradan yalnız kalma olasılığımız var.Lakin bunun dışında yardım edebileceğimiz konularda yardımımızı gösterip ortamı germeden uzlaşmacı olarak davranmalıyız. Sonuçlar iyi giderse bu işten karlı bile çıkarabilir.

Katar’ın yapması gereken karar ise ya Suud’ların ve Abd’nin istediği;bunun sonucu yönetim değişmesi veya başka türlü çıkar istekleri olabilir.Ayrıca burada Abd’nin büyük bir üssü vardır,

Abd bunu görmezden gelemez. Ya da tamamen kılıçları çekip,tamamen kendini Rusya,Çin,İran’a yakınlaşması ve bu ülkelerden koruma talep etmesi.Bunun sonucunda doğabilecek sonuçlardan yüksekle ihtimal gelir kaybı olacaktır.Çünkü batı dünyası arapları bu şekilde yönetiyor; sana benden

garanti para ama ses çıkarma mantığı ile.Ekonomisinde geliri düşüşünde halkının vereceği tavır da önemlidir.Halkı gelir kaybını nasıl karşılar?Burada bölge halkını iyi bilen insanların görüşleri önemli ama görünen o ki zenginliğe alışmış bir toplum özgürlük için bazı şeylerden feragat edebilir mi?Ayrıca karşı tarafın elini kuvvetlendiren Katar için dezavantaj teşkil eden diğer konu

çalışan işçi kesiminin çoğunlukla göçmen oluşu bu da ilerde krize sebep olabilir.

Bölgede en mutlu ülkelerden biride İsrail çünkü gelişmeler genellikle kendi lehine sonuçlanıyor.Silah harcaması yapmadan,antipatik siyasi girişimlerde bulunmadan bölge kendi lehine siyasi olarak şekilleniyor,İsrail’in istediği enerji koridoru açılmaya gayret ediliyor.

Suudlar av mı avcı mı?

Tarihte çoğu olaylar, hatalar sebebiyle tekrar eder ;o yüzden iyi devlet adamlarının her zaman tarihi karşı bilgili olmalı ,olaylara bakış açısını genişletmelidirler.Biliyorsunuz bir Saddam örneği var, Suud yönetimi için işler tersine dönebilir,bu aslında tümüyle Abd’nin ters operasyonu olabilir.

Bölgesel Güç Olmak

Katar örneğinde gördüğümüz bir bölgede bölgesel güç olabilmek için ekonomik zenginlik başlı başına yeterli değil.Katar zengin doğal kaynaklarına rağmen temel ihtiyaç mallarını ithal eden,nufüsü az olan savaşacak kara ordusu ,jeopolitik olarak sıkışmış vaziyette olan bir ülkedir.Ne kadar zengin olunursa olsun salt zenginlik bölgesel güç olmak için yeterli değildir.Bunu Katar,İsviçre,Güney Kore gibi örneklerde görebiliriz.

KATAR’IN YATIRIMLARI

Katar mevcut doğalkaynak rezervlerinden bütçe dışı kalan servetini Katar Yatırım Otoritesi (Qatar Investment Authority -QIA) adı altında toplayıp petrol ve doğalgaz dışında varlıkları çeşitlendirmek için kurulmuştur.Bizim Varlık fonumuz gibi ama bunların daha çok döviz üzerine bizde ki ise daha yönetimsel,kamu şirketlerin dahil edilmesi şeklindedir.

QIA’nın belli başlı yatırımlarını şu şekilde sıralayabiliriz;

Katar Yatırım Otoritesi emlak yatırım şirketi Qatari Diar ile Qatar Holding LLC'nin tek hissedarıdır ve Katar Milli Bankası'nın %50 ile Katar İslami Bankası'nın %16 oranında hisselerine sahiptir.

Bununla birlikte

• Çin Ziraat Bankası,

• Airbus Group(%6.65),

• Londra Menkul Kıymetler Borsası (%15.1)

• Total(%4)

• Barclays(%6.65)

• Glencore(%42.8)

• Vivendi(%3)

• Volkswagen AG(%17)

• Porsche,Lagardère Group(%12.83)

• Royal Dutch Shell(%3)

• Paris Saint-Germain FC(%100)

• Virgin Megastore,

• HSBC

• Credit Suisse(%5.20)

• Miramax Films(%100)

• Sainsbury's

• Alpha Bank

• ve Veolia Environnement

gibi birçok çok uluslu şirket ile ortaklığı bulunmaktadır.

Türkiye’de belli başlı yatırımları şunlardır;

• Abank

• Finansbank -QNB

• Digitürk- Bein Sports

• Boyner’ın yarısı

• Bmc’nin yarısı

Yorum sizin kapitalismin gayet içinde olan Katar’ı akıbeti zamanla belli olacaktır.

Şimdiden bölgenin ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.