Bayramları bayram yapan ortak birliği sağlamasıdır. Cumhuriyet, halkın kendi kendisini yönettiği yönetim şeklidir diye tanımını kazımışız beyinlere. Öyle işlemişiz ki hafızalara halkın kendi kendisini yönetmesine cumhuriyet denir diye slogan varı bir tanım yapmışız. Halk yönetiminin bayramını halka bayram olarak armağan etmişiz. Gel gör ki kendi bayramına sahip çıkmayan bir halk var ortada. Madem bayram, madem halk için önemli bir halk günü halk neden sahip çıkmaz kendi gününe?

 

Devlet tarafından konan ve devlet tarafından sahiplenen milli bayramlar bir türlü halka mal edilemedi. Yıllarca okullarda tören yürüyüşünde düzgün yürüyebilmek için haftalarca yürüdük durduk. Bu yürüyüşler sevgiyi ve bağlılığı değil sevgisizliği ve benimsemezliği artırdı. Kendinden bir şey bulamayan, sanki kendine rağmen konan bir kutlama algısı halkın uzaklaşmasına neden oldu.

 

Ülke genelinde bunlar yaşanırken Of’ta bundan farklı bir şey yaşanmıyor. İlçe stadyumunda kutlanan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı yine halkın gerekli teveccühüne mazhar olamadı. Sahada öğrenciler, protokol tribününde yönetici zevat, diğer tribünde az miktarda halktan oluşan seyirci. Gelenler de seyirci koltuklarının kirliliğinden bahsetmesi başka bir eleştiri konusu oluyor.

 

Cumhuriyet bayramında çeşitli etkinlikler yapıldı. Mesela Cumhuriyet konulu koşuların yapılması sanki laf ola beri gele türü bir etkinlik olmuş. Çünkü ne okullar müsabakaları ciddiye almış ne de stadyumda bu iş için hazırlık yapılmış. Yarışmalar yapılacak kaç tur atılacağı, parkurun nereden olacağı belli belirsiz kimi içeriden kimi dışarıdan koşarak yarışma yapıp öğrenciler arasında haksızlıkla suçlamalara neden oldu. Kimse sorumluluk almak istemez gibi bitsin de gidelim tutumu içerisinde.

 

Müsabakalara katılan öğrencilerin yarışmalarda tel tel dökülmesi bu koşular için öğrencilerin hiç hazırlanmadığını gösteriyor. Mesela bir ayrıntı dikkatimi çekti. Koşuya katılan bir grup öğrenci ile konuşurken kollarında saat olmadığını görünce şaşırdım. Demek ki öğrenciler zamana göre değil de gruba göre koşmak zorundalar. Bu da hızlarını ve kondisyonlarını ayarlayamamalarına neden oldu. Çoğu da patır patır döküldü öğrenciler. Her okulda çok kaliteli ve bu işin ehli hocalarımızın olduğu bir yerde bunun bu koordinasyonsuzluğu anlamakta güçlük çektim. Bence bu yarışmalar önceden yapılmalı, daha sonra ödüller törende verilmelidir. Üstelik ödüllendirmenin simgesel değil de biraz da maddi içerikle süslenip daha çekişmeli ve düzeyli olması sağlanmalıdır.

 

Bayramları halka mal edemedikten sonra, halkın gönüllü katılımını sağlayamadıktan sonra böyle resmi tören havasından kurtaramayacağız bayramları. İçinde halk olmadıktan sonra da işin sevinci ve zevki çıkmıyor. Milli bayramlar içerisinde 23 Nisan’ın yeri ayrıdır. 23 Nisan’ı farklı kılan oyunlarla eğlencelerle öğrencilerin ve halk tarafından sahiplenilmesidir.

 

Cumhuriyeti ve diğer bayramları halka mal edemedikten sonra biz bu resmi törenleri, tören bayramlarını kutlamaya devam eder dururuz. Bir gün öncesi Of Kaymakamlığı tarafından halkın katılımıyla yapılan yemekli toplantı farklı bir program olmuş. İçeriği daha da genişletilerek ve geliştirilerek yapılırsa daha güzel olur. Halk kendinden bir şey bulmadığı yerde olmaz. Kendinden bir şey bulursa oradan geri durmaz. Cumhursuz cumhuriyet olamazsa cumhurun katılımını sağlayacak aktiviteler olmalı ki işin içinde ve gerçek sahibi olsun bayramının.