Engelli olmak eksiklik değil, aksine bir adım önde olmak demektir.
Her ne kadar bu gerçeklik yakın tarihimize kadar dikkate alınmayan bir mevzu olarak karşımıza çıksa da, her geçen gün bu durumun ciddiyetini artıracak çalışmalar engelli kardeşlerimizin insanlar içindeki konumunun düzelmesine, istenilen seviyeler olmasa da belli bir noktaya çekilmesine olanak sağlamıştır.
 
Toplumsal yaşam içerisinde, kamusal alanların herkesin eşit ölçüde kullanım hakkı vardır. Bu hak engelli olanlar için de geçerlidir. Bu açıdan bakıldığında engelleri kaldırmak adına yapılacak her türlü çalışma o kardeşlerimizin de sıradan insan şeklinde yaşamalarına katkı sağlayacaktır. Diyanet işleri başkanlığının camilere ulaşım noktasında çevre ve müştemilatın yeniden revize ettirme projesi bu alanda takdire şayan bir örnekliktir.
 
Engellilere yol açalım, önlerine yeni engeller koymayalım ki, zaten varolan engelli halleriyle baş edebilsinler, toplumsal yaşam içerisinde yer alacak özgüvenlerini yitirmesinler. Onlara da yol açalım ki, yeteneklerinden, bilgi birikimlerinden, yaşam deneyimlerinden ve potansiyellerinden yararlanabilelim. İnsan vücudunun kan damarlarından birini nasıl yok sayamazsak, engelsizler ve engelliler olarak değil de, tüm toplum olarak hep birlikte varolalım ve zenginleşelim.
 
Her türlü anlam karmaşası bir yana engelli dediğimizde ilk akla gelmesi gereken engellenmiş olandır. Yani bu onların değil insanlar açısından engelleyenlerin kusurunu yansıtan bir kullanımdır. Şöyle ki: insanların fiziksel veya zihinsel yetersizlikleri olabilir. Hiç kimsenin iki dakika sonra bir araba tarafından çarpılıp veya bir felç geçirip bu durumla karşı karşıya kalmayacağının bir garantisi yoktur. Hal böyleyken insanlar kendilerinin bu derece yakın olduğu bir meseleye biraz empatiyle yaklaşmaları olaylar karşısında sorumsuz kalmasına sebep olabiliyor.
 
Engelli bireylerimizin ülke nüfusuna oranları bu kadar fazlayken bunlardan az bir kısmı eğitim imkânından faydalanabilmektedir. Oysa avrupada engelli bireylerin tamamı eğitimin bütün olanaklarından faydalanabiliyor olması, hatta gerektiğinde eğitim imkânının ayaklarına kadar götürülmesi onlara bakış açısının ne kadar ilerlediğinin göstergesidir.
 
Engelli bireylerimizi topluma kazandırmak ve hayatlarını kolaylaştırabilmek için inanın küçük büyük bütün bireylerin yapabileceği pek çok şey vardır. Örneğin çevre düzenlemelerinin engelli bireylere uygun şekilde yapılması, günlük yaşamımızda sürekli kullandığımız alışveriş merkezlerinin engelli bireylere uygun olarak dizayn edilmesi, trafik ışıklarına kurulan sesli düzeneklerin yaygınlaştırılması engelli bireylerimizin hayatlarını bir nebze de olsa kolaylaştıracaktır.
 
Engelli bireylerimize yardımcı olmak istiyorsak, onlara acıyarak yaklaşma yerine ünlü düşünürün dediği gibi onlara balık verme yerine, balık tutmayı öğretmeliyiz. Engellilerin beceri ve yetenekleri doğrultusunda iş imkânı sağlayarak onları üretken ve verimli hâle getirebiliriz.