Günlük yaşantımızda, bulunduğumuz ortamlarda, arkadaşlıklar arasında sevgi saygıyı sürdürmek, dostluğun devamı anlamına gelen vefa duygusunu gün geçtikçe aramaktayız. Zamanla bağların kopması, kişisel menfaatlerin araya girmesi ile bazı duyguların körelmesine neden oluyor.
 
Toplumsal sorunların getirdiği koşullara göre kendi özümüzden uzaklaşarak ben, ben değilmişim gibi davranarak etrafımızdakileri de bir yönlü endişelendiriyoruz. Daha düne kadar muhabbet edilen kişilerle şimdi iş yoğunluğu bir bahane şart sunularak kendimizi kaybetme yoluna giriyoruz.
 
Oturulan apartmanlarda kim kaç kişiyi tanıyor ki? Kim komşuyu tanıyıp evine ziyaret etmeye giderek komşuluk ilişkilerini güçlü tutmaya çalışıyor. Önce kendimizle oluşan sorunun, bina içinde çözülemeyen bir sıkıntının dışarıya yansıtılarak toplumsal bir sorun haline gelmesi, kimin kabahati. Kimseye kabahat bulmayınız, herkes üstüne düşen vazifeyi yapsa inanın bu tür sıkıntıların oluşmasına neden olmaz. Birbirimizi çekememe, üstün kurma psikolojisi ile bazı yargıları başkasından bekleyerek asıl yaraların böyle oluştuğunu unutmayalım.
 
Sadakat ve vefada imtihan oluyoruz. Güzel tavırlar sunup, güzel sözler söylemek önemlidir. Kötü söze ya da kötü davranışa güzellikle karşılık vermek vefanın bir parçasıdır.
Bugün, büyüklerine sevgi ve saygı duyan, vefalı, şefkatli, merhametli, Allah’tan başka kimseden korkmayan, birisi çirkin bir söz söylediğinde, söyleyeni uyaran, sevdiklerini koruyan insanların sayısının artmasına ihtiyaç vardır. Bu tür bir şeyle karşılaştığımız zamanda daha çok görmemezlikten gelmek daha kolayımıza geliyor.
 
İnsanı dost yapan, güvenirliği, sevgililiği kazanmaktır vefa. Bir misafirlikte ki kırk yıl hatırı olan kahvenin dostları nerde. Artık ulaşılmaz mı oldu o dostlara yoksa nesli mi tükendi.