Bazen yoğun gündem arasında hangi konuyu yazsam diye düşünürken bazen de tam yazı yazma aşamasına gelince aklımıza hiçbir konu gelmez. Acaba ne yazsam diye düşünürüz.
 
Aslında ertelediğimiz ve bir türlü yazamadığımız çok sayıda konu var. Ancak şimdi aklıma gelen bir güncel konuya değinmek istiyorum.
 
EPDK yeni bir uygulama başlatmış. Basında da yer aldı. Özellikle köylerde yaşayanların daha çok bilgi sahibi olduğu bir konu. Sokak lambaları sökülüyor. Şimdilerde köylerde kimse olmadığı için aslında çok fazla da ses çıkmıyor. Yaz gelince millet köye çıkınca sökülen sokak lambalarını arayacaklar. Aslında sadece köylerde değil, şehir merkezlerinde de çok sayıda lamba sökülmüş durumda.
 
Öncelikle şunu belirtmekte yarar var. Herkeste bir kafa karışıklığı var. Bu özelleştirme nedeniyle bu işi özel sektörün yaptığı sanılıyor. Durum böyle değil. Devlet kendi işletirken elemanlarını çalıştıramıyordu. Çalışan personel görevini yapmıyordu. Özelleşince herkes görevini yapmaya başladı.
 
İşte sorun da bu sayede patlak verdi. Devlet kendi yapamadığını özel sektöre yaptırıyor. Nasıl yaptırıyor? Ceza yöntemiyle…
 
Hepimizin bildiği ismi ile TEK olan Türkiye Elektrik Kurumu, birkaç parçaya bölündü. Üretim, İletim ve Dağıtım olmak (Yani bu kadar olur. Olmak cümlesini yazmışım ve o an elektrikler kesildi. Bunlar yazarken bile bizi izliyorlar galiba) üzere ana gruplara ayrıldı.
 
Üretim olan HES’ler, yap işlet devret modeliyle özel sektör tarafından inşa edilmeye başlandı. İletim olan TEİAŞ henüz devletin elinde. Dağıtım ise bakım, onarım, arıza ve tahsilat olarak özelleşti.
 
Bu işin biz tüketicileri ilgilendiren ayağı ise son kısmı, yani dağıtım kısmı. Arıza ve tahsilat bölümü biz vatandaşları ilgilendiren kısımdır. Bu bölümü de Karadeniz Bölgesinde olduğu gibi Of’ta da Aksa Çoruh Elektrik Dağıtım AŞ aldı.
 
TEK’ten sonra TEDAŞ (Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ) olan muhatabımız artık AKSA ÇEDAŞ (Çoruh Elektrik Dağıtım AŞ) dir.
 
Artık bir özel sektör olan bu kurum devletten aldığı elektriği biz vatandaşlara satıyor. Devletin belirlediği fiyata kar ve masraflarını da ekleyerek bizlerden tahsil ettiği paradan devlete olan borcunu ödüyor.
 
Buraya kadar herhangi bir sorun yok. Asıl sorun buradan sonra başlıyor. Aylık düzenli olarak ibraz edilen faturanızı son ödeme gününe kadar ödemediğiniz takdirde ortalama bir hafta içerisinde size ihtar geliyor. Akabinde 3-5 gün içerisinde yine ödeme yapmazsanız elektriğiniz kesiliyor. İşin en karlı tarafı burası olsa gerek. Bu ücret özel sektöre gidiyor sanırım. Kesme bağlama KDV’si ile 20 lira. Yani Faturanızı bir hafta geçirdiğinizde 20 lira Hava parası ödüyorsunuz. Gecikme zammını zaten ödüyorsunuz.
 
İşte benim aklımın almadığı taraf burası. Arkadaş, elektrik artık temel ihtiyaç maddesi olmuş. Hayatımız ona bağlı. Bazılarının yaşam kaynağı olmuş adeta. Makineye bağlı yaşayan insanlar var. Yani siz o elektriği kestiğinizde o insanı öldüreceksiniz. Bu nasıl bir anlayıştır.
 
Vatandaş faturasını geciktirerek ödüyorsa gecikme cezasını da ödüyor zaten. 3-5 fatura beklersin. Bakarsın ki bu adam ödemiyor verirsin icraya. Bu alacağı tahsil edersin. 3 gün faturasını geciktiren bir insanın elektriği kesilir mi? Adamın hastası olmuştur, alacağını tahsil edememiştir, bir aylığına il dışına çıkmıştır falan. Nitekim bizim insanımızın yarısı köyleri kışın boşaltıyor. Birçoğu Of’ta belki ama birçoğu da İstanbul’da, Ankara’da… Tüketimi 5-10 lira, ama gidip kesiyorsunuz elektriği, sonra bağlama ücreti 20 lira…
 
Doğu’da bırakın kesme yapmayı, elektrik bedellerini tahsil edemeyen Devlet, Karadeniz insanını sabır testinden geçiriyor anlaşılan. Ama bu kadar da değil. Karadeniz insanı köşeye fazla sıkıştırılmayı sevmez. Bir gün gelir ve sabrı tükenir…
 
Tamam, herkesin evinin kapısına takmış olduğu 2-3 sokak lambasının bedelini diğer vatandaşlar ödememeli. Onları sökün, ya da saatlerine bağlayın. Ama bırakın da birer tane kalsın. Köylerin ana güzergahlarındaki direklerdeki ampüller yansın. Şehir merkezlerindeki cadde ve sokaklar aydınlansın. Okul bahçelerindeki ampüllere varıncaya kadar sökmeyin.
 
Son sözümüzü de vatandaşa söyleyelim. Asla yanlış anlamayın. Kimseyi galeyana falan getirme gibi bir niyetimiz yok. Ama hakkımızı da aramaktan çekinmeyelim. Kapınıza gelen ekmek parası için mücadele eden gençlere, ya da ilçedeki görevlilere tepki göstereceğinize, bu işin çözüm merkezi olan siyasilere gösterin tepkilerinizi. Onlara anlatın derdinizi. Onları rahatsız edin ki soruna çözüm üretsinler.
 
Yoksa yakında el fenerleriyle dolaşacağız cadde ve sokaklarda…