Dini bayramların günleri “kameri takvim“e göre hesaplandığı için, şu an kullanılan takvimde her yıl aynı tarihe rastlamaz. Her yıl onar günlük gerilemeyle gelen Ramazan ve Kurban Bayramları böylece değişik mevsimlerde kutlanabilmektedir. Ramazan Bayramı Kameri takvime göre Şevval ayının ilk üç günü, Kurban Bayramı ise Zilhicce ayının onuncu gününden itibaren dört gün süreyle kutlanır. Bu bayramlar halk geleneklerinde eskisi kadar olmasa da hala canlı bir şekilde varlıklarını sürdürmektedirler.
 
Bayram günleri barış ve sevinç günleridir. İnsanoğlu dünya hayatının getirmiş olduğu sıkıntı ve yoğun iş temposundan dolayı zaman zaman duygularına kapılarak insanları incitebilmekte, aralarındaki sosyal ve manevi ilişkilere zarar verebilmektedirler. Bu nedenle manevi duygularımızın kabardığı bu müstesna günlerde yüce yaratanın yardımıyla nefsanî duygularımızı ikinci plana atmakla beraber, Hz peygamberin tavsiyeleri arasında olan “Müminler birbirleriye üç günden fazla dargın durmamalıdır” ilkesini hayatımıza yansıtabiliriz, yapmış olduğumuz bu hatadan vaz geçebiliriz.
 
Bayram günleri kimsesizlerin hatırlandığı günledir. Aslında kimsesiz ve yardıma muhtaç olan insanlarımızı her zaman, hayatımızın ve varlığımızın ayrılmaz parçası yapmalıyız. Üzülerek ifade etmeliyiz ki dünya hayatına olan düşkünlüğümüz bu manevi sorumluluğumuzdan bizleri uzaklaştırmaktadır. Bayramları fırsat bilerek onlarla beraber olmak, onların hal-hatırlarını sormak, gücümüz yettiği nispette ihtiyaçlarını gidermek bir nebze olsun bayramı gerçek anlamda yaşamamıza vesile olacaktır.
 
Bayram günleri geçmişlerimizi hatırlama günlerimizdir. Ölümü unutmamak, onu her an aklımızdan çıkarmamak için gerekli önlemleri almamız ve hatırlatıcı davranışların yerine getirmemiz gerekmektedir. Aslında kendi işimizi kendimiz yerine getirmemiz gerekmektedir. Hali vaktimiz yerindeyken kendi adımıza yapacağımız yatırımlar öldükten sonra kimseye muhtaç olmamamıza yardımcı olacaktır. Ancak bizlerin bayramlarda yapacağı kabir ziyaretleri, hem ölülerimiz açısından faydalı olacak hem de ölümü hatırlama noktasında bizleri bilinçlendirecektir.
 
Özelde bayram günlerinde genelde ise hayatımızın her aşamasında yapacağımız bu ve benzeri davranışlar bizlerin gerçek anlamda kul olmasına katkı sağlamakla beraber toplumun bilinçlenmesine ve huzurlu yaşamasına sebep olacaktır.
 
Unutmamalıyız ki yapacak olduğumuz her davranış bizleri örnek alan insanlar tarafından titizlikle izlenmekte ve hisseler alınmaktadır. Yapacağımız her müspet davranışın getirisi olacağı gibi her olumsuz davranışında bir götürüsü olacaktır.
 
Bayram günlerimizi kendimize dönüm noktası yapalım. Geçmişimize sünger çekip yapmış olduğumuz hatalardan ders çıkarmak suretiyle geleceğimizi Kur’anın ve sünnetin çizgisinde inşa etmeye çalışalım.
 
Yüce yaradan bizleri, bayramları gerçek anlamda yaşayan zümreye ilhak eylesin.