Tebdili mekanda ferahlık vardır

Ata sözleri atalarımızın hayatlarındaki tecrübeleri sonucunda söylemişler. Tecrübe ürünü olduğu için de değer kazanmış yüzyıllardır önemlerini yitirmeden kalıcılıklarını devam ettirmişler. “Tebdili mekanda ferahlık vardır” sözü bize nerede olursanız olun süresine bakmaksızın yaşadığınız alanı bir süreliğine terk edin tavsiyesinde bulunan güzel bir atasözüdür. Biz de her zaman yapamazsak da fırsat buldukça fırsatı kaza etmemeye çalışıyoruz.

 

Bu düşünceden hareketle bu sene kısa süreliğine de olsa Aksaray merkezli bir seyahate çıktık. Belki biraz zorunluluktan yaşanan bir seyahat olsa da sonuçları itibariyle ülkenin değişen hayatına bakış açısı bakımından güzel oldu. Öncelikle ülkenin geneli hakkında ve değişim hakkında daha sağlıklı bilgi sahibi olunuyor.

 

Yol medeniyettir. Geçen haftaki yazımızda yolun önemi hakkında yazmıştık. Geçen hafta olumsuzluklardan bahsetmiştik. Bütün geçmiş ve gelişmiş medeniyetler geçiş yollar üzerinde kurulmuş. Yani gelişen medeniyetler yollarla birbirine bağlanmış. Yolu olmayanın medeniyeti de olmuyor. Bu gerçekten hareketle bizim geri kalmışlığımız ya da geri bırakılmışlığımızın bir nedeni de ülkenin birbirine bağlayan ulaşım ağının yetersiz kalmasıdır da diyebiliriz. Hatta PKK yeni yapılan yollara karşı çıkarak kendilerine tehdit olarak görmüş. Ülkenin her şeyiyle değiştiğini ve dönüştüğünü görebildik. İnsanların yaşam standartlarının değiştiğini, konfor ve rahatlık alabildiğine özgürlükler gibi insanların kanına girdiğini söyleyebiliriz.

 

Uzungöl’ü birlikte kurtarmalı

Uzungöl hepimizin ortak değeri olmalıdır. Onu gözümüz gibi korumalıyız. İlk önce orada yaşayanlar ve özellikle oradaki işletmeciler Uzungölü korumalıdır. Aksaray’da sanayide yaşadığım bir olayda çaresiz kaldık. Vatandaşların fahiş fiyatlardan bahsetmesi ne diyeceğimizi şaşırdık. Bu minvalde geçtiğimiz günlerde basına yansıyan olumsuzlukları daha önce hepimiz yaşadık ve bundan şikayetçi olduk. Bunun yanlış olduğunu söyledik. Gerek yerli gerekse yabancı turistlerden gelen şikayetlerle Trabzon Büyükşehir Belediyesi zabıta ekipleri harekete geçti.Genel incelemeler yaptılar. Umalım ki bu bir düzelmeye neden olur ya da o yönde iyi niyetle adım atılmasını sağlar. Yoksa altın yumurtlayan tavuğu keseriz de bir daha onu bulamayız. Ayağına kurşun sıkmak en çok kişiye zarar verir.

 

ÇAYKUR yine vatandaşı insafsızlığa mı terk ediyor?

Üçüncü sürgün çay sezonu başladı. 1. Sürgündeki hümanist yaklaşım yani vatandaşın yanında gözükme, vatandaşı anlama anlayışı terkedildi malesef. Bu hümanistlikte  en büyük etken seçimin olmasıydı. Fakat gerekçe  olarak çayın rekoltesinin yüksek olması nedeniyle ÇAYKUR kotaları yükselttiğini açıkladı. Halbuki 2. Sürgün çay daha yüksek rekolteye sahne oldu. Fakat bırakın kota artırmayı kotalar eskisi gibi düşürüldü. Özel sektör de bunu istediği gibi kullandı. Fiyatlar düşürülmekle kalmadı . Ödeme vadelerini de uzattı. Adeta çiftçi insafsızlığa terkedildi.3. sürgün çay alımlarının başladığı şu günlerde ÇAYKUR aynı anlayışı sürdürmekte olduğu görülürken, seçim kararının alınması üzerine kotaların bir nebze de olsa artırılması gündeme geldi. Yani vatandaşın zekasıyla alay eder gibi; “Şartların uygun olması nedeniyle kotalar artırıldı.” diye bir açıklama yapılırsa şaşırmamalıdır. Aslında vatandaş da işin farkında ama elinden çok bir şey gelmediği için sinesine çekiyor.

 

Bu gidişle bir gün bu topraklar Gürcülere kalır

Vatandaşımız rahatın ve konforun düşkünlüğünde işin çılgını çıkardı. Çayın toplanmasında abartılı olmaz sanırım yerli halkın katkısı 1/3 oranına kadar düştü sanırım. Geri kalan kısım Gürcülere toplatılıyor. Onlar da işin kaytarmasında, çalışmadan kazanmanın derdine düşmüşler. Yevmiye işinin yanında kilo ile çay kesme işi revaçta bu aralar. Arazisi ve çaylığı güzel olan yerler önceden tespit edilip kilo ile kesim işine geçiliyor. Yoksa arazi düzgün değilse yevmiye usulüne dönülüyor. Yevmiye işinde ise hedef sadece akşamı edip yevmiyeyi tamamlamaktır. Çay az olmuş çok olmuş önemli değildir onlar için. Sahip çıkılmayan toprakları işleyenler bir gün sahibi olur mu olmaz mı onu zaman ve insanların tutumu gösterecek. Gidemediğin yer senin olmadığı gibi işlemediğin yer senin nasıl olur?