Bu dünyanın fani oluşunu birçok vesileyle görür ve idrak ederiz. Ağaçlar yeşerir, sonra sararır ve yapraklarını döker. İnsanlar doğar, yaşar ve ölürler. Ölüm gerçeği her canlının başına gelecektir. Allah Teala: “Her nefis ölümü tadacaktır” ayet-i kerimesi ile bunu hatırlatmakta ve bir gün huzuruna çıkacağımızı bize haber vermektedir.
Ölüm bir yok oluş değil, fani hayattan ebedi hayata geçiştir. Dolayısıyla ölüm, aslında bir dirilmedir. “Ölüm günüm, doğum günümdür” diyen Mevlânâ, Rabbine kavuşacağı ve ebedi vuslata ereceği anı, “düğün gecesi” anlamına gelen “şeb-i arûs” olarak nitelemiştir.
Şair de: “Ölüm güzel şey, budur perde arkasından haber.
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?” demiş.
Ölüm bize bu kadar yakın iken yapmamız gereken, oturup beklemek veya zamanı gelişigüzel harcamak değil, o güne hazırlık yapmaktır. Peygamber Efendimiz (sav): “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini arzularına tâbi kılan ve Allah’tan boş temennilerde bulunup duran ve bunu yeterli görendir” buyurarak bizleri ahirete hazırlıklı olmaya çağırmaktadır.
Dirilere karşı olduğu gibi ölülere karşı da birtakım görevlerimiz vardır.
Son nefesini alıp veren bir Müslüman kardeşimizin yanında “La ilahe illallah” veya Kelime-i şehadeti tekrarlayarak onun da söylemesine yardımcı olmalıyız. Ölümünü usulüne uygun bir şekilde ilan etmeli, ölümden sonra en kısa zamanda defnetmeye gayret göstermeliyiz.
Ölenin arkasından dua etmek, Kur’an okumak, onun adına hayır hasenatta bulunmak yapabileceğimiz en güzel iyiliklerdendir. Ölen kişi adına hayır yapmak veya dua etmek için yedisi, kırkı, elli ikisi gibi belirli günleri takip etmek şart değildir. Ölen kişi için ağlamak caiz olmakla birlikte bağırıp çağırmak, isyan etmek ve ağıt yakmak yasaklanmıştır. Cenaze sükûnet ve saygı ile taşınmalıdır. Bu esnada yüksek sesle tekbir getirmek, alkış tutmak, bağırıp çağırmak, müzik çalmak uygun değildir, dini örfümüze aykırıdır.
Ölen kişinin yakınlarına taziyede bulunarak onların acısını paylaşmak gerekir. Cenazenin defninden sonra varsa borçlarını ödemeli, meşru vasiyetlerini yerine getirmeye çalışmalıyız.
Kabirleri sık sık ziyaret ederek hem geçmişlerimize fatihalar göndermeli hem de ölümü hatırlayarak ibret almalıyız. Peygamber efendimiz (sav) bir Hadis-i Şeriflerinde “Kabirleri ziyaret edin, çünkü o size ahreti hatırlatır” buyurmuşlardır.
Allah Teala geçmişlerimize rahmet eylesin, bizlere de sıhhat ve afiyet içerisinde, rızasına uygun bir hayat nasip eylesin.