Bir kaç gün önce okul bahçesinde Öğretmen arkadaşlarla güzel bir sohbet fırsatı bulduk. Arkadaşlardan biri geçen bir sene içerisinde yaklaşık iki yüz on beş bin çiftimiz boşanmış dedi. Devamında da eskilerde yuvalar ölünceye kadar devam ederken günümüzde evli çiftler evlendikten sonra birkaç ay içerisinde basit meselelerden boşandıklarını söyledi.

Dünya hakları arasında Türk aile yapısı hayırla bahsedilirken günümüzde yuvalarımız sarsıntı yaşamaya başlamış durumdadır. Bizler yabancılarda aile yapısı çöktü derken gerek içerimizde ve gerekse ülke dışı yabancı eller dolayısıyla bizlerinde aile yapımız sarsılmaya başlamış durumdadır.

Elin yabancıları biz Türklerin aile yapımızı yıkmak adına kendilerine bağlı kişiler ve kurumlar vasıtasıyla öyle bir çalışmanın içerisine girmiş durumdalar ki bugün gelinen noktada kirli ilişkilerden dolayı aile yapımız imdat diye bağırmaktadır.

Yabancılar içerimizde ki elleri vasıtasıyla özellikle magazin televizyonlarıyla geleneksel ailemizi yıkmak için son derece sistemli bir çalışmanın içerisindeler. Bakınız yabancı ellerin kuklası olan televizyonlar yapmış oldukları dizi ve filmlerde her daim evlilik dışı ilişkileri özendirmekteler. Ben öyle magazin dizilerine bakmak ama bu yazıyı kaleme almak için hepsine bir miktar göz gezdirdim de ne gördüm biliyor musunuz?! Ben söyleyeyim. Bu dizilerde ya koca hanımını aldatıyor ya karı kocasını aldatıyor ya kadın kocasını amcasının oğluyla aldatıyor ya koca başka kadından çocuk yapmış durumda. Bu ahlaksız iş o boyutlara ulaştı ki bu ahlaksız bombardımanın etkisinden dolayı insanlarımız arasında ahlaki bozulmalardan dolayı yakın akraba ilişkilerine rastlamaya da başladık. Aslında bu konuyu bir başka yazımda inşallah yazacağım yani kız dayısıyla kaçmalar, yada oğlan ablasının kızıyla ilişkiye girmeler vb. gibi daha burada yazmaktan ar ettiğim durumlarla karşılaşmaya başlamış durumdayız. Sizin anlayacağınız durum ciddi boyutlara ulaşmış durumdadır.

Bu magazin dizilerinde özelikle aşırı lüks bir hayat işlendiğinden bu dizi ve filmlerden etkilenen kız evlatlarımız bu hayatı elde etmek için ar damarlarını bırakarak bu hayata kavuşmak için olmadık işler yaptığını basına düşen haberlerden öğrenmiş durumdayız. Kötü yola düşen kızlarımızla yapılan konuşmalarda genellikle bu yola düşen kızlarımız dizi ve filmlerden etkilenerek zenginlik uğruna yuvalarını bırakarak kötü yola düştüklerini söylemektedirler.

Eski dönemlerde karı ve koca ölünceye kadar sevgi ve saygı dairesinde kalarak hayatlarını devam ettirirlerdi. Ben dedem ninem, anne ve babamdan bilirim onlar yuva içerisinde az çok mutlu olabilmek için saygı ve sevgi dairesinde kalarak yuvalarını devam ettirmişlerdir. Bu duruma sizlerde şahitsinizdir eminim. O yüzden eskilerde bu kadar boşanma olmazdı. Koca karısının eksiğini görmezden gelirdi kadın kocasının eksiğini görmezdi. Yuvada neşeli günleri de üzüntülü günleri de sevgi ve saygı dairesinde karşılar beraberce yuva içerisinde kalarak mutluluklarını daim kılarlardı. Hiçbir zaman birbirlerinin eksiğini yüzlerine vurmaz varsa bir hata tatlı dile karı kocasına koca karısına söylerdiler. Ben annem ve babam arsında öyle aşırı bir ters laf söylendiğine şahit değilim.

Yuvalarımızın selameti için televizyonların mutlaka dizi ve filmlerine bir çeki düzen vermeleri lazım gelmektedir. Eğer bu tuhaf yapımlar devam ederse yakın bir gelecekte aile kavramının kalmamasından korkum olduğunu açık olarak yazmak isterim. Zaten gençler arasında evlilikle aile olmaktansa evlilik dışı ilişkilerle ihtiyaçların görülüp aile sorumluluğunu almamaya çalışan gençlerimizin de hiçte az olmadığını yazmak isterim.

Aile Bakanlığımız ne iş yapar bilen varsa bir gelsin…