Eğitim hayatımızın bütününü kuşatmadıkça eğitimi konuşma sevdasından vaz geçmeyeceğiz. Belki hep aynı şeylerin üzerinde durur gibi olsak da muradımız bir gerçeği usanmadan, sıkılmadan hayatımızın parçası yapmaktır. Usanmadan, sıkılmadan eğitim diyeceğiz. Herkes bu işin önemini fark edene kadar devam edeceğiz. Peki kaç kere? Olana kadar devam edeceğiz.

 

Dünün ihtişamını yaşayan bir medeniyetin evlatları olarak geldiğimiz noktada kaybetmişliğimizin yegâne sebebi eğitim algımızdaki kaybettiğimiz değerdir. Artık dünün ihtişamının hülyalarını sayıklayıp vakit geçirmenin ya da bugünün geri kalmışlığına küfretmenin kimseye faydası yoktur. Bugün bizler ne yapabileceğimize bakmalıyız. Öncelikli olarak işin adını doğru koymalıyız. Eğitim midir gerçek amacımız yoksa öğretim yapıp bunu eğitim diye pazarlamak mıdır? Dikkat etmek gerekir ki öğretim eğitime hizmet etmiyorsa harcanan emekler boşunadır.

 

Düşüncede bir değişim yaşamak gerekir. İlk olarak yapılması gereken iş ülkenin evrensel bir eğitim felsefesinin olmasıdır. Gelgitlerle, acabalarla, günü kurtarmalarla eğitimde başarılı olunmadığını gördük yaşadıklarımızla. Eğitimde başarılı olunmazsa ülkenin genelinde de başarı sağlanmaz. Yıllarca kendini evraklar arasında kaybedenlerin eğitim yaptığını sandığı bir ülkede yaşadık. Bugün bundan tamamen kurtulabildik mi? Elbette ona da hayır. Düşünmeyen, düşündürmeyen, üretmeyen ürettirmeyen, sevgi, merhamet ve kardeşlik ortaya koyamayan uğraşın adını eğitim koysanız da onun kendisi eğitim olmaz. Değerlerden uzak bir anlayış, toplumsallıktan ve evrensellikten kopuk bir anlayışın adına varın siz karar verin.

 

Evet, bu ülkenin her dönem korkuları oldu. Bu korkuların kimi gerçek korkular olmuş kimi suni korkular olmuş maalesef.  Böyle endişelerden dolayı günün kurtarmanın derdine düşüldü. Yapılanlar kimseyi tatmin etmedi. Ülke kendi eliyle kendine düşmanlar, hainler, haramzadeler, Allahsızlar, milliyetsizler... bir sürü ne idüğü belirsiz hatalı ürünler yetiştirdi. Şimdi bunları günübirlik düşüncelerle düzeltemeyiz. Köklü reformlarla, köklü felsefi dönüşümlerle yapmalıyız.

 

Köklü değişimin uygulayıcısı idareci ve öğretmenlerdir. Bunların ayak dirediği değişimlerle felsefeniz ne kadar mükemmel olursa olsun başarılı olunamaz. Günü kurtarmanın, koltuğu sağlama almanın derdinde olanlarla eğitim de yapılmaz eğitim de konuşulmaz. Haddini bilmek güzeldir. Maalesef eğitim adına haddini bilmezlikler içinde bulunan, kendini eğitimin her yerinde görebilme hadsizliğine sahip kişiler toplumun önünü tıkıyor. Eğitim bir şey yapmış olmuş görünmek değildir.

 İdealleri olmayan, vizyonsuz, kısır düşünen bırakın yarını bugüne bile gelemeyen eğitim kadrosuyla değişim olmaz. Gönül olacak, inanç olacak, ufuk olacak, aşk olacak, dert olacak ondan sonra da başarı olacak. Hayatı eğitim olmayanın eğitim hayatında işi olmamalıdır. Eğitimde fren görevi yapanlara karşı bir yaptırım olmalıdır. Bu da yapılamıyorsa oturup ilahi adaleti bekleyelim. Allah’ım sen bizi vizyonsuz, ufuksuz, mefkûresiz, seni anlayamayan "eğitimcilerden" koru. Niyet hayır akıbet hayır inşallah.