Geçmişi iyi yaşamak geleceği iyi kurgulamak demektir. Zengin bir geçmişiniz varsa umutlu bir geleceğiniz olur. Sığıntı bir geçmişle parlak bir gelecek yazılamaz. O nedenle hem insanlar için hem toplumlar için yaşantı zenginliği önemli bir hazine hüviyetindedir. Adeta geçmiş yaşantılar bugünkü yaşantılardaki muhtemel sıkıntılarda kapalı kapıları açacak birer anahtar vazifesi görür. Kapılar ne kadar güçlü olursa olsun yeter ki onu açacak anahtarınız olsun.

 

Son günlerin en meşhur sözlerinden biri oldu Osmanlı Tokadı. Kulağa hoş gelen, ruhu okşayan, belli ağırlığı olan ama herkesin kullanamadığı bir dövüş tekniğidir de diyebiliriz Osmanlı Tokadına. Savaşlarda Osmanlı öncü birliklerinden olan, düşmana ani ve hızlı saldırıp adeta düşmanın savaş düzenini bozan Azap askerlerinin küçük yaştan itibaren talim görmesiyle elde ettikleri bir meziyettir Osmanlı Tokadı. Vurduğunu en iyi ihtimalle sakat bırakan öldürücü bir darbedir bu. Yeniçeri Ocağına alınınan gürbüz çocukların mermer döve döve ellerini çelikleştirip ortaya çıkardıkları bir tarzdır Osmanlı Tokadı. Savaş meydanlarında gerek düşmana, gerekse düşman atına aşk edilince sonuç ya ölüm  ya da sakatlıkla biterdi. Yani ölümcül bir tokattır yiyene.

 

Son günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan kullanınca yeniden gündeme geldi Osmanlı Tokadı. Üstelik uluslar arası polemiklere de neden oldu. En azından Amerikalılar da öğrenmiş oldular Osmanlı Tokadını. Aslında bu bir kararlılığın, geri dönülmez bir gözü karalığın ifadesidir. Bugünlerde kullanılması da kararlılık gösterisi bakımından anlamlı olmuştur. Her zalime, her haksızlığa sebep olana, her haramiye, her hak ve adaleti kendi çıkarları doğrultusunda kullanana bir daha aynı cürümü işlememek için indirilmelidir Osmanlı Tokadı.

 

Aslında düşmana karşı kullanılan bireysel bir savunma stratejisi de olsa bugün içimizdeki bizden görünen düşmanlar için de kullanılsa hiç de fena olmaz. İçimizde ne kadar adaleti kendi çıkarları ve ihtirası için kullana varsa indirmeli alnının tam ortasına bir Osmanlı Tokadı. Yeter ki kendi kazansın da millet sel sefil olsun umurunda olmayanlara da aşk etmeli Osmanlı Tokadını. Dinde münafık, milliyetçilikte münafık, Atatürkçülükte münafık, sağcılıkta münafık, solculukta münafık kısacası kendi olmayıp olduğundan farklı kendini tanıtan bu yolla yol bulmaya çalışanlara indirmelidir en okkalısını. Kısacası tüm zalimlere inmelidir Osmanlı Tokadı.

 

İçerideki birliğimiz dışarıdaki gücümüzü artırır gerçeğini unutmadan hayatımızı ikame etmeliyiz. Köşeleri kapmaca, köşe dönmece oynayıp da milletin ruhunu okşayıcı birkaç ağdalı söz söylemekle her şeyi hallederim şark kurnazlığı bırakılmalıdır. Ne olacaksa özünde o olmalıdır insanın. Birileri vatan için, millet için alışacak, gece, gündüz demeyecek hayatını ortaya koyacak birileri de bundan nemalanacak. Yok, öyle bir hayat. Bu en büyük ahlak erozyonudur. Ahlaken kaybetmiş bir insanın kazandığı ne ola ki. Ahlaken kaybeden hiç kazanmamıştır, kazanamayacaktır. Kötü bir yüzü iyi bir maskeyle gizleyebilirsiniz ama kötü bir ruhu hiçbir maskeyle gizleyemezsiniz. Zaman gösterecek ki maskeler de düşecek. Kötü ruhlarla beraber kötü yüzler de ortaya saçılacaktır.