“Sahipsiz milletin batması haktır sen sahip çıkarsan bu millet batmayacaktır.” diyor Mehmet Akif Ersoy. Bugünün sıkıntıları dünün ihmallerinden kaynaklandığını düşündüğümüzde, yarın yaşamak istemediğimiz sıkıntılar için bugünden yarını ihmal etmemeliyiz. Sıkıntı büyük olabilir ancak çözümsüz değildir. Toplum için bir kişinin yükleneceği yük  bir kişiye ağır olabilirken toplumun herkesimi tarafından yüklenmesiyle  bu yük  hafifleşir.

 

Gençlik, geleceğimizdir, başımızın tacıdır deriz. Fakat ne yazık ki oradan çok da ileri gitmeyiz. Yani her şeyde olduğu gibi bu sözün içine doldurmadan hamasi konuşup, geçeriz. Ülke olarak genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahibiz. Bu dinamizmi iyi kullanırsak hızlı bir şekilde yükseliriz. Yok, eğer bu dinamizmi iyi kullanmazsak kendini yok eden alet gibi kendimizi infaz ederiz. İddialı olmak iddiasındaki şeylerin başarısı için ortaya konulan çalışma ile ilgilidir. Ortaya koyduğunuz iddia çalışmadığınızda iddiadan öteye gidemez.

 

Gerek ülkemiz geneli için söyleyelim gerekse yaşadığımız şehir Of özeli için söyleyelim  sonuç çok da değişmez. Hedefsiz ve sahipsiz bir gençlik yarın için enkaza dönüşmüş bir gelecek demektir. Yarına sahip çıkmak için bugünden bir şeyler yapılmalıdır. Şehrin kıyısında, köşesinde ne için yaşadığını bilmeyen, sahip çıkılmayan yarınlarımız duruyor. Yarınlarına sahip çıkmayanların yarın ağlayacak ne vicdanları ne hakları olabilir.

 

İnsan nerede olursa olsun, hangi yaşta, hangi makam ve mevkide olursa olsun değer görmek, değerli olduğunu hissetmek ister. Onu bulamadığı ortamdan uzaklaşır, onu bulduğu ortama yaklaşır. Özellikle gençler ve gençliğe yeni adım atanlar için kabul edilmek, değer verilmek çok önemlidir. Maalesef eğitimle bunu başaramadık. Eğitimin süresini uzatmakla bu iş olmaz. Zorunlu eğitimi 12 yıla değil 16 yıla da çıkarsanız anlayışınızı değiştirmezseniz aynı girdapta döner durursunuz. Evde anlaşılmayan, okulda anlaşılmayan, sokakta anlaşılmayan insanı anlayan birileri çıkar elbette. Sokakların karanlık dehlizlerinde de insanlara ihtiyaç vardır. Önce bir sosyal çevre, sonra basit bir statü daha sonra da istediğin alanda kullanabileceğin bir militan. Bu ihmaller  toplum için en temel sorunlar haline geliyor. Ülkemizde tedrisat öğretim boyutundan eğitim boyutuna dönüştürülmeden çektiğimiz sıkıntılar artarak devam edecektir. Kaybettiğini başka yerde aramaktır bu. Ne kadar ararsak bu mantıkla bulamayız.

 

Geçen hafta çarşıda dolaşırken gördüğüm manzara karşısında bu şehrin bir bireyi olarak üzüldüm. Şans oyunlarının önünde ortaokulu çağında 5-6. Sınıf öğrencileri ve bir lise çağında çocuğun bir arada ellerinde kupon hareketli bir şekilde kaynaşmış bir durumda görünce şaşırdım. Yaklaşınca ne yaptıklarını sorunca tedirgin oldular. Lise çağındaki gence para verdiklerini saklayıp, tüyo verdiklerini söylediler. Sözümona bir koyup yüz alacaklar. Bu sadece bir örnekti. Birçok okulun çevresi sanki haşhaş çekme yerine dönüşmüş durumda. Evde ve çevrelerinde değer verilmeyen, okulda da başarısızlıkla kendilerine yer bulamayanlar kendilerine buldukları yeri sorgulamadan kabul ediyorlar. Bu gruplardan toplum hayatına dair olumsuzluklar meydana geliyor.

 

Ülke olarak büyürken, büyümeyi düşlerken küçük dünyalarda büyük travmalar yaşatırsanız başarı sağlayamazsınız. Her şey kolluk kuvvetleriyle halledilemez. Kaldı ki o bile yetersiz kalıyor Of için. Şimdi sürekli rahatsızlığını yaşadığımız toplumsal sıkıntılara müdahale edecek Sosyal Müdahale Timi diye bir gönüllü oluşum kurulmalı bu şehirde. Tamamen koşulsuz kabul ve saygı  öncelikli bir gönüllü hareket olmalıdır bu oluşum. Sanki sivil toplum kuruluşu gibi ancak en büyük gönüllülük zamanın ve gönlün paylaşılması olmalıdır. Çat kapı yapıp şehrin herhangi bir yerine herhangi bir zamanda gidip orada kendini fark ettirmeli. Belki yabancı karşılanacak, belki istenilmeyecek bu varoluş fakat yılmadan geri adım atmadan az da olsa devamlı ileri gidilmelidir. Tıpkı Anadolu fütühatında öncü fatihler, gönül erenleri gibi olmalı. Dünyaları fethetmek için önce gönül dünyalarını fethetmeli insan. Belki bir alanda başlayacak lakin bir süre sonra toplumu ilgilendiren tüm kesimler için gönüller ortaya konulacak. Zamanında birileri yanmazsa bu ateşte ileride tüm toplum yanacak belki de…