Dönem sonları toplumun hemen hemen tüm kesimleri için en renkli, en heyecanlı anlarını oluşturuyor. Özellikle öğrencilerin bir kısmı açısından dönem içinde gösterilmeyen gayretler dönem sonunda gösterilmeye çalışılır. Bu dönemlerde birbirinden komik, bir o kadar da ilginç gerekçelerle öğrenciler sonuçların değiştirilmesini ister ve beklerler. Hatta duygu sömürüsü hat safhaya ulaşır neredeyse vicdani ajitasyonla gerçekten ben nerede yanlış yaptım deme noktasına gelirsiniz.

 

Değer yargılarımız adaletten sapmadıkça kanaatlerimizin tartışılıyor olması bizleri yıldırmamalıdır. Önemli olan elimizden geleni yaptıktan sonra bir daha geriye dönmemektir. Asıl kaçırılmaması gereken şeylerden birisi de kötü niyetli olmamaktır. Niyetin kötü olduğu yerde vicdanın sükûnete ermesi mümkün değildir. Bu minvalde söylenen; niyet hayır, akıbet sözü daha anlamlı oluyor.

 

Tartışılması gereken işlerin başında aslında notun öğrenci hayatında bu kadar önemli hale getirilmesidir. Adeta olmakla ölmek arasında bir çizgiye getirilen notun amacına hizmet etmesi nasıl düşünülebilir? Bu çizgide bir değerlendirme ile ne başarı ne de gerçek anlamda performans sergilenir.  Ülkenin önünü açmak için yeniden düşünce ve bakış açımızı değiştirmeliyiz. Notun dayatmasıyla da olmuyor notun boş verilmesiyle de olmuyor. O manada sistem toptan elden geçirilip değer yargıları acilen değişmelidir.

 

Yanlışlar üzerine bina edilen bir düzenden muhakkak ki kimse hoşnut olmaz. Tüm öğrencilere aynı müfredatı sunan, herkesin her şey olabileceğini  farz eden, öyle ön kabulle yola çıkılan bir sistemde yeteneklerin ortaya çıkarılması neredeyse imkansızdır. Varsa yoksa soru çözüp net sayılarını artırıp yüksek puanlarla başarı üzerine kurulan bir sistemde insani değerlerden de bahsetmek çok da olanaklı değildir.

 

Böyle bir sistemde ne kadar idealist olunabilirse o kadar idealist olunuyor maalesef. Ülkeye çok şeyler katabileceğine inandığım;  Resim, Müzik, Beden Eğitimi gibi dersler angarya olarak görüldüğü sürece geleceğimiz olan çocuklarımıza çok yazık ederiz. İlgi ve kabiliyetlerin yönlendirilmesinin yapılmadığı bir ortamda bu sistemle yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Tıpkı bile bile hastalığa razı olmak gibi. Böyle yaşadıkça hep acılardan bahsedeceğiz ama asla tedavi için çare aramayacağız, tedavi olmayacağız. Bu şartlar altında da maalesef notun önemi hâlâ devam ediyor ve bu derslerden notu  esirgemek de öğrencilere haksızlık oluyor.

 

Elbette ki not sadece sayılardan ibaret değildir. Onun da dili ve anlattıkları olmalıdır. Lakin; not asla  silah olarak  silah olarak kullanılmamalı, asla kişiliğin zaafa uğratılmasına fırsat vermemelidir. Öyle olunca gerçek anlamını kaybeder. Farklı amaçlar için kullanılır. Sevgi, saygı ve başarma inancı kaybolur. Yaptıklarımızın sonuçları tespit etme amacı olan bir işte yanlış yönlendirmelere kapı aralarız da farkına varamayız.

 

Yukarıda Resim, Müzik, Beden Eğitimi gibi derslerin önemli olduğunu söyledim. Üstelik bunların gerçek kimliklerine kavuşturulmasından yanayım. Lakin bugünkü sistemde yeteneklerin ortaya konulması değil herkesin zorunlu olarak aldığı dersler haline getirilmişse bu derslerde yetenekleri olmayanlara da ille de tutup sen bunu başaracaksın demek de gayri tabiidir. Diğer derslerde tüm notların yüksek olması yetenek derslerinin düşük olması bu sistemde anlaşılabilir değildir. Öğretmenlerimiz için idealistlik açısından değerlendirilmesi normal olsa da bütün ülkede aynı uygulamalar olmuyor. Bir yerde yüksek puanlar verilirken başka bir yerde idealistlik adına öğrenciler kurban yapılmamalıdır.  Yani akademik başarı sağlayan öğrenciler mağdur ediliyorsa buna da fırsat verilmemelidir.

 

Evet, gelin bu sistemi değiştirelim. İlgi,  yetenekler içerisinde; ülkesine, milletine, dinine, diyanetine ve dünyaya daha faydalı  ve mutlu bireyler yetiştirecek bir sistem kuralım. Bunun dünyadaki örneklerini inceleyelim, tartışalım ve en doğrusunu getirelim. Bu getirilmediğinde yapacağımız değerlendirmelerde insanları mağdur etmeye devam ederiz. Bari bu çarpık sistem içerisinde akademik olarak başarılı olan öğrencilerimizi yetenek derslerini başaramıyor diye mağdur etmeyelim. İdealist eğitimci hassasiyetine evet,  mağdur edecek öğretmen anlayışına hayır. Son söz olarak demek istiyorum ki notuna kurban öğretmenim ne olur biraz insaf.