Eşkıyalar Taksim meydanını bir yandan yakıp yıkıyorlar ,öte yandan ise konuşanlar sadece onlara hak veriyorlar.
 
Hırsızın hiç mi suçu yok meselinde olduğu gibi,sadece başbakan ve polise yükleniyorlar.
 
Bu milletin evlatları olarak bizler, iyi sınav veremedik bu olaylar karşısında.Bu belayı bir daha gelmemek üzere def edemedik.
 
Peki ya o susanlar…
 
Ölüm sessizliğine bürünenler.
 
İşte kızdıklarım ve öfkelendiklerim onlar…
 
Üst üste üç defa seçildikten sonra bir daha seçilemeyecek olanlar,Parlamenter elbisesini sadece öldükten sonra kefen giyecekken çıkartmayı düşünenler, milletvekillerine sunulan imtiyazları terk etmek sendromuna girenler bu olaylar karşısında Başbakan’ı yalnız bırakarak sustular.”Acaba bu toz ve dumandan bir daha seçilmek için ,değişik bir durum ortaya  çıkar mı?” sessizliğine gömüldüler.Herkes konuştu ama onlar sustular.Herkesin bu olayları ,onların yönetimden gitmesi ile oluşacak zaafa bağlayacağını umut ederek beklediler.Çok şükür öyle olmadı.Gitmelerine onay çıktı.Gidiyorlar ve gitmeliler…
 
Anadolu sermayesi olduklarını iddia edenler,hükümetin kendilerine sağladığı maddi imkanları alıp tıkınanlar, ya bu hükümet giderse sendromuna girip ,bari gelenle sorunlu hale düşmeyelim hezeyanına kapılıp, Askon dışında hemen hepsi sustular.Herkes konuştu ama onlar yok.”Gelecekte kim?” sorusu üzerinde yorumlarda bulunmaya başladılar.Bu tutumları ile,zengin olununca, Tüsiad’la Müsiad arasında hiçbir farkın olmadığını nasılda ispat ettiler.28 şubat’ın Tüsiad’ı kadar olamadılar.Onlar haksızlığı ve dayatmayı savunurken ,Müsiad yüksek sesle adalet ve hakkın yanında yer alma riskini üstlenememiştir.Yazıklar olsun onlara!
 
Bu ülkede dini alanda çalışmalar yaptıklarını söyleyenler,dernekler,sivil toplum kuruluşları,cemaatler neden sustular birden bire? Herkes konuşuyor ama onlar suskun.Neden?Ya mevcut giderse…!.Yerine gelecek kişi ile şimdiden neden sorun yaşayalım hezeyanına sürüklendiler.Gitti eskisi, yaşasın yeni kral moduna girdiler..Milletimizi, Başbakan olayların hemen ardından Türkiye’ye dönünceye kadar anlayamayanlar.Ne zaman ki Başbakana milletin sahip çıktığını gördüler dilleri çözüldü onların da.Yazıklar olsun sizlere de…Güya adalet tesisi için, orta noktada durarak,bazen yıkıp yakanları,bazen de Başbakan’ı hedef alarak, ne şiş yansın ne kebap siyaseti güdenler sizlere de yazıklar olsun.
 
 
Hükümette yanlış olmaz mı? elbette ki olur ve olacakta.Ancak bu durum farklı. Eylem kararında olanlar şu hakikati bilmiyorlar mı?Türkiye seçimle idare edilen bir ülkedir.Yüzde ellinin üzerinde oy alan bir parti koşulsuz yönetme hakkı elde eder.İktidarı böyle bir durumda ele geçirmek için,ya yıkarak yakarak halkı sindirerek bu yapılabilir (ki bu mümkün olmadı)ya da Ak Parti’nin içinden bir kısım insanları ayartmakla bu olabilirdi.Yukarda anlattığım sebepler ümitlerini artırdığından olacak ki eylemlere devam kararı aldılar.
 
Bu durumda ben,yakıp yıkana veya onlara destek olanlara değil de, bu olaylar karşısında Ak Parti içerisinde oldukları halde yeşil ışık yakılmasını bekleyip susanlara kızmaktayım.Çünkü eylemciler tahrip ederek zaten mayalarında olan ve kendilerine yakışanı yapmaktadırlar.
 
Peki  ya Ak Parti içindekilere ne demeli! 
 
Bu eylemler neden devam ettirilmektedir ? Anlasana…!
 
Ömer ALÇEP