Dün Cuma namazı öncesi Cuma vaazında emekli bir müftümüz konuşma yapıyordu. Vaazın sonuna doğru çok ilginç bir araştırmadan bahsetti. Özel bir şirket tarafından yapılmış olan bir araştırmada on yıl önce insanlarımızdan yüzde yirmi beşi beş vakit namaz kılarken bugün gelinen noktada yüzde on iki civarında insanımız beş vakit namazlarını kılıyormuş. Araştırmanın devamında bugün yüzde otuz civarında insanımız ise sadece Cuma namazlarını kılmaktaymış.

İşin başkaca bir boyutu da camilerimizin içler acısı durumu. Camilerimizde sabah namazları iki üç kişiyle diğer vakit namazları ise beş on kişiyle kılınmakta. Cami cemaatlerimizde yaş durumuna baktığımız zaman ise yetmiş seksen civarında gençlerimiz camilerimizin yolunu bile bilmemekte.

Namaz; Kuran ve sünnette onlarca hatta yüzlerce yerde emredilmiş olan farz bir ibadettir. Namaz ibadeti bizlere farz olduğu gibi geçmiş ümmetlerde yerine getirilmesi gereken farz bir ibadettir. Farzıyetiyle ile yüzlerce ayetten birinde Kuran Kerimde Bakara süresi 2. Ayet ; “…O Müminler namazlarını kılarlar…” Yüzlerce hadisten birinde de “ Namaz imanın yarısıdır.”

Namaz kılınması bir yönüyle dünya menfaatleri sağlar bir yönüyle de ahiret menfaati vardır. Hadislerde namaz kılmanın dünyevi faydası dünyevi işlerimizin gerçekleştirmesi sağladığı hatırlatılmaktadır. Uhrevi faydası ise ahirette kişinin cennete gitmesine imkan tanıdığı hatırlatılmaktadır.

Hadislerde namaz kılınması ile kılınmaması arasında da bir fark ortaya çıktığı belirtilmektedir. Yukarıda alıntıladığımız hadisin manevi şahsında namaz; namaz ile küfrün alameti farikası olduğu da önemle ortaya çıkmış durumdadır. Hatta konu o kadar önemlidir ki bazı mezhep imamlarımız namaz kılmamanın kişiyi dinden çıkartabileceği de önemle belirtilmektedir. Tabi benim bu yazıyı kaleme almamın amacı insanlarımızı dine daha çok bağlamak yada dinden çıkmalarına sebebiyet vermemek için korkutmak gibi bir niyetim yoktur. Ama eğer Müslümansak Müslümanlığımızın gereklerini de yerine getirmemiz gerekli olduğu da ortaya çıkmaktadır.

Nasıl ki dünyanın en aşırı Fundamentalist yani aşırı dincileri Yahudiler ve Hıristiyanlar kendi dinlerinin gereklerini yerine getiriyorlarsa bizlerde kendi dinimizin gereklerini yerine getirmemizde daha hassas olmamız gerekli olduğunu düşünmekteyim. Burada şöyle bir sıkıntı ortaya çıkmaktadır; Elin ehli kitabı yani Hıristiyanlar ve Yahudiler kendi dinlerini bihakkın yerine getirmede hassas davranıyorlar biz Müslümanlara gelince dinimizi ve diyanetimizi medyalarında basın yayında dizilerinde uzak durulması ve öcü gibi göstermeleri yüzünden de dinimizin zor ve kişiyi sıkıntıya sokacağı izlenimi verilmeye çalışılmaktadır. Bu propagandalar yıllar içerisinde sonuç vermeye başladı ve insanlarımız hakiki Müslümanlık yerine kimlik Müslümanlığı yaşamaya başlamış durumdadır. Yani ne namaz ne oruç ne hac nede zekat ve diğer farz olan ibadetler hayatımızdan çıkmaya başlamış durumdadır. Bakınız yapılan araştırmaya göre bu seksen Milyonluk ülkede sadece yüzde on iki civarında insanımız farz olan namaz ibadetini yerine getirmeye çalışmaktadır. Diğer insanlarımızın hayatında namaz diye bir şey olmadığını anlamaktayız. Bu durum daha çok sabah namazında ortaya çıkmaktadır. Sabah namazına kalkıp camiye gitmek için yola revan olduğumuzda evlerimizin hemen hemen hiçbirinde ışıkların yanmaması beni derinden üzmektedir.

Namaz kişinin dünya ve ahret mutluluğu için yerine getirilmesi farz yani Allah’ın emri olan bir ibadettir…