Son günlerde, iktidar cephesinden gazetelere yapılan eş zamanlı asılsız iddialar sonucu gözaltı ve tutuklamalara şahitlik eden Türkiye, özgür basın anlayışının gerisinde kalmış odağı hâlâ üzerinden atamamışken, Of'ta buna benzer oldukça ayıp, basın ihlali yapılması hiçte şaşırtıcı gelmedi. Fakat basın ihlalinden kastımız; basına, üyelerine çalışanlarına yapılan ihlallerdir. 


Of Belediyesinin Of Medya Derneğini tanımamazlıktan gelme çabasını acaba ne ile bağdaştırabilriz. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü yemeği Of Belediyesi tarafından tasarlanırken ve uygulanırken her şey güllük gülistanlıktı. Ta ki Of Belediyesinin resmi web sayfasında ; "Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Kenan Akcebe’nin de hazır bulunduğu yemeğe aynı zamanda Basın İlan Kurumu Trabzon Şube Müdürü Muharrem Mermertaş, Of Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ömer Lütfü Saral de katıldı." diye bir haber yer alana kadar. 


Oysa Of Medya Derneği sayın Yüksel Yaşar Bey'in derneğini temsilen o yemekte yer almasına rağmen bu haberin eksiktili olması biz medya çalışanlarını açıkça rahatsız etmiştir. Başarılı kamu görevlisi - gazeteci Yüksel Yaşar Bey'e ve dernek üyelerine çok büyük bir ayıp, buna istinaden haksızlık edildiğinin altını çizmek istiyorum. Buna rağmen bu esasta belediyemizin hiçbir şekilde düzeltme veya özür gibi bir ibaresi olmadığını da değerli kamuoyuna beyan edep , siz değerli kamuoyunun vicdanına bırakıyorum. Of'ta medyanın tarafsızlığını savunurken belediyenin medyamıza (genel) karşı tavır almasını hiç de münasip görmüyorum. Aslolan belediyenin medyayla uğraşmak yerine alt yapı ve halk sorunlarına kulak vermesi gerekirken bu durum hiç de tenasüp değil.


Of Belediyesinin Gazeteciler Günü için düzenlemiş olduğu yemeğe "kaş yaparken göz çıkarmak" derim. 

Gazeteler üzerinde bu baskı pekte sınırlı değil, örneklerini gördüğümüz Türkiye geneli basın özgürlüğü zedelenmesi halkın basına olan güvenini sarsılması, provokatif oyunlar düzenlenerek medyanın yönetim üzerindeki etkisinin yok edilmesine olanak sağlanması, başı boş yönetim adamlarının rahatça oturdukları yerden para kazanmalarına yeter sebep.


Hedeflenen yine yancılık mı? Yine çıkar, akraba ilişkileri mi? Sadece para kazanmak ve kazandırmak mı yöneticilik anlayışı? Yoksa seçmeninin düşlediği o kutsal siyaset adamı kimliğine gizlice kendi medya servislerinle bürünmek mi? Notumu düşeyim sevgili okur "genel" olarak söylüyorum. 


Ve genel olarak yineliyorum, siyasi düşünceler değişse dahi bu zihniyetler değişmediği sürece bu tarz kaosları Türkiye uzunca bir süre yaşayacak. Tâ ki yeni umutlar yeni gelecekler olan bizlerin ilerde müdavimi olacağımız koltuk sırası gelene kadar. 


Of'ta medyaya yapılan bu haksızlığa karşı bilmukabele üsulu ile yaklaşılmayacak bunu bilmenizi tüm samimiyetimle rica ediyorum. Medya çalışanının, dürüstlük ilkesi olan; "olanı olduğu gibi yazma" prensibiyle yolumuza devam edeceğiz. Bu olay bu büyük medya çalışanlarına ne dokunur ne de itibarlarından eder. Sadece yapılan büyük bir yanlışı komu oyu bilgisine sunarak halk vicdanına bırakıyorum. Tadtir sizindir sevgili kamuoyu.