Karın yağışıyla yaşattığı güzelliği göremeyenlerin yaşama bakışlarında sorun var demektir. Karın “işkenceye” dönüştüğünü ima edenlerin geçmişi bilmeme ve öğrenmeme sorunları var. Bugün yaşadığımız sıkıntıların bir kısmı geçmişin mirasını, yaşananlarını gelecek nesillere aktarmamaktan kaynaklanıyor. Bizler hem geçmişten hem de yaşadıklarımızda biliyoruz ki kar sayılamayacak kadar mağduriyet yaşatmıştır bizlere. Ona rağmen anın mutluluğunu yaşamak insanları anlık yaşamaya itmemiştir. Haftalarca yolları açılmayan, elektrikleri yanmayan, suları akmayan hatta hastalarını bile sallarla taşıyan insanlar isyan etmiyorlardı. Dün, mahrumiyet isyankârlığa bir gerekçe olmuyordu.
Son iki yıldır gerek bölgemizde gerekse ilçemizde geçmişi hatırlatan kar yağışları yağıyor. Hızlı tüketmeye alıştığımız için en ufak mahrumiyetlerde isyanlara oynuyoruz. Yollar kapanınca hemen telefonlara sarılıyor, en önce benim yolum açılsın istiyoruz. İlk önce bize hizmet gelsin de ne olursa olsun anlayışıyla olmayacak yalan ve sudan sebeplerle görevlilerin işlerini doğal olarak yapmasını engelliyoruz. İşin doğası gereği herkese yetişilemeyeceğine göre birileri mağdur olması normal karşılanmalıdır Asıl önemli olan her kar yağışında aynı kişilerin mağduriyet yaşamamalarıdır. Her şeyi bırakıp anı yaşayıp görevlilere yardımcı olmaya çalışsak hem mutluluğumuz hem de yolların açılması daha kolay olacaktır.
Geçmişten yaşadıklarımızdan ders çıkarmayı başarırsak çok fazla sıkıntı yaşamayacağımız göreceğiz. Bu seneki kar yağışında genel olarak halkın daha anlayışlı davrandı desek yanlış olmaz. Karne tatilinin olması, elektriklerin kesilmemiş olması da genel mağduriyetlerin yaşanmasına etki yapmıştır elbette. Bunun haricinde tez canlılar, her şeylerinin kendi istedikleri gibi olmasında ısrar edenler ise hemen telefona sarılıp sistemin genel gidişatına olumsuz etkilerde bulunmuşlar maalesef. Acil derecede hastalık yaşayanlar, cenaze gibi zor durumları olanların ya da çok acil derecede işi olanların dışında insanların fantastik isteklerle üst makamları arayarak, onların işlerini de zora sokanlar bilmelidir ki meşru olmayan isteklerin de bir kul hakkı gerektirdiği gerçeğidir. Vatandaş olarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyenlerin hizmet beklentisinde olmasını anlayışla karşılamak mümkün değildir.
Yanlışları, eksiklikleri söylemeyecek miyiz? Tabi ki söyleyeceğiz. Yanlışları söylemek başka, herkesin isyanlar içinde ilk hizmeti kendine layık görmesi başka. Öncelikli olarak kârın çok yağmış olması Of Belediyesinin krizi iyi yönetememesinin mazereti değildir. Kriz nedir? Nasıl yönetilir? Neyi iyi yaptık, neyi eksik yaptık diye bir muhasebe yapılmalıdır. Bunun haricinde asıl yapılması gereken ise belli bir kural ve önceliklerin belirlenip onların üzerinde krizi yönetmek olmalıdır. Her gelen telefonla kararlar delinirse sistem uygulanamaz ve çalışmalarda istenilen sonuç elde edilemez. Unutulmamalıdır ki herkesi mutlu etmeye çalışan ne herkesi mutlu eder ne de herkesin işini halledebilir. Karla mücadele ekipleri bir güzergahta çalışırken öyle anlar oluyor ki yolu açmak için değil yolu açmadı desinler diye yol açıyor. Vatandaşa hizmet için ayağına giden iş makinesi öyle oluyor ki açtığı yol tekrar açmaya muhtaç oluyor. Bunun yanında açılan yola ara ara cepler yapılarak muhtemel karşıdan gelecek araçlara yol verecek genişlik yapılmamasını bir türlü anlamış değilim. Yahu bu insanlar kendileri de vatandaş, kendileri de araç kullanmıyor mu? İş makinesinin üzerine çıkınca her şey unutuluyor mu? Lütfen, nerede olursak olalım birazcık empatiyle yaklaşalım işimize ve insanlara.
Hızlı tüketen, anı yaşamadan anlık yaşayan bir toplum için tüm söylediklerimiz çok şey ifade etmese de bizler söylemekten geri durmayacağız. Kar güzelliktir kısa süreliğine mağduriyetler yaşatsa da. Allah’a şükredip acil hastalık ve ölüm haricinde sabırlı olup olayı akışına bırakıp bu güzelliği yaşamaya bakmalı. Belki öyle zamanlar gelecek ki bu güzelliği istesek de yaşayamayacağız. Anı yaşa andan mutlu olmaya bak temennisiyle yaşadıklarımızdan ders çıkarmayı da öğrenelim artık.