İsraf; herhangi bir konuda aşırı gitmek, doğru ve gerçek olandan sapma, meşrû sınırların ötesine geçme; imkânları ve sahip olunan değerleri, gerekli görülen yerler dışında veya gereğinden fazla harcama anlamına gelmektedir. Cimrilik ise; imkan olduğu halde gerekli harcamayı yapmamak demektir.
 
İhtiyaçlarımızı gidermek için edindiğimiz şeylere genelde “Mal” terimi kullanılır Sözlükte mal, kişinin malik olduğu eşyanın hepsini ifade eder. Edindiğimiz mallar yığınına da “Servet” adını vermekteyiz. İslâm inancına göre, evrendeki her şey Allah’a aittir. İnsanların elde ettiği mal ve mülkün hepsi onundur. Nitekim yüce Allah“Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olan Allah ne yücedir!” (Zuhruf, 43/85) âyeti bu hususu dile getirmektedir.
 
İnsan âdeta Allah’ın mülkünün emanetçisidir. Bu nedenle o, Allah’ın mülkünde başkalarına zarar vermeden meşrû yollardan kazanacak ve elde ettiği serveti harcarken de topluma zarar vermeyecek şekilde meşrû ölçüler içinde sarf etmeye özen gösterecektir. 
 
İslâm’da insanlara her ne kadar özel mülkiyet hakkı tanınmış ise de, kişiler mülklerinde veya sahip oldukları değerlerde sınırsız tasarruf hakkına sahip değillerdir. Başka bir ifade ile kişinin, “nasıl olsa mülk bana aittir, sahip olduğum maddî ve manevî değerleri, gerek fert gerekse toplumsal bazda fayda ve zararı gözetmeden kullanma hakkına sahibim ” deme özgürlüğü yoktur. Bu noktada İslâm’ın iktisadî hayata belli ölçüler çerçevesinde müdahale ettiğini görmekteyiz. Şu kadar var ki hemen her toplumda sahip oldukları mal veya servetlerde insanlara getirilen bazı yükümlülükler, hoş karşılanmamış ve itirazlara mahal olmuştur
 
“Allah’ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı aklı ermezlere (beyinsizlere) vermeyin ” (Nisâ, 4/5) âyetleri ile servetin, ölçüsüzce değil meşrû şekilde harcanması, onun değerini bilmeyenlere verilmemesi emredilmektedir. Sahip olunan değerlerin, hiçbir şekilde zayi edilmesi tasvip edilmediği gibi bu tür davranışlar yasaklanmıştır. 
 
“Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz; çünkü Allah israf edenleri sevmez. ” (A’râf, 7/31) âyeti israfın haram olduğunu açıkça dile getirmektedir
 
Hz Peygamber (s a s ) de “Kibirsiz ve israf etmeden yiyiniz, içiniz, giyiniz ve sadaka veriniz ” sözü ile israfın yasaklığını ifade buyurmuştur.
 
Bir defasında Hz Peygamber (s a s ) Sa’d’e uğradı. Sa’d bu esnada abdest alıyordu. Resûlullah (a s ), (onun suyu aşırı kullandığını görünce); "Bu israf nedir"? diye sordu. Sa’d de,"Abdestte de israf olur mu?" dediğinde Hz Peygamber (s a s) de “Evet, hatta akmakta olan bir nehirde abdest alsan bile” şeklinde cevap verdi.
 
İsraf, sadece fertlerin değil toplumların çöküşünde de en önde gelen etkenlerden birisidir. Bu bağlamda İslâm, mensuplarını kendilerine gerek fert gerekse toplumsal bazda verilen değerlerin israf edilmemesi konusunda uyarmıştır. İslâm’da mal yığmayı düşünen ve servetlerini tembelce ellerinde tutanlar da tasvip edilmemişlerdir. Zira böyle bir tutum, malların âtıl durumda kalmasına ve dolayısıyla da kaynak israfına sebep teşkil etmektedir. İslâm, israfın önlenmesi için kişileri manevî yönden de motive etmiştir. Verilen her nimetten sorguya çekilme yaptırımı, israfın önlenmesinde önemli bir etkendir.