Dünya döndükçe,  zaman ilerledikçe dünyayı yönetmeyi kendine hak olarak görenlerin iştahı daha da kabarıyor. Canavarın avının üzerine saldırdığı gibi yeryüzünde kendini hâkim güç olarak görenler de ekonomik çıkar için saldırmayı kendilerine hak görüyor. Ekonomik çıkar için kârından başka bir şey tanımayan vahşi emperyalistler, yeryüzünü kendi hegemonyalarında görürler. Her daim para neredeyse, çıkar neredeyse, menfaat neredeyse orada gördüğümüz emperyalist canavar bugün İran’da kendini göstermesi sürpriz değildir.

 

 

Değişen dünya dengelerinde hiç değişmeyen güç merkezi Ortadoğu’ya bugün alabildiğine saldırılıyor. Ortadoğu’yu kontrol demek hem ekonomik, hem siyasi, hem de sosyal olarak dünyayı kontrol etmek olacaktır. Onun için Ortadoğu’yu kontrol için Ortadoğu’yu bölmek, parçalamak kontrol etmenin en iyi yoldur. Bu uğurda yapılacak her şer meşru görülecektir. Sözüm ona demokrasi adına Ortadoğu’ya özgürlük getireceğini söyleyenler bu cafcaf sözlere inandırdıklarını düşmanın değirmenine su taşıttılar. Sonunda görüldü ki bu da emperyalist kapitalizmin niyetinin ortaya çıkarılmasıydı. Tunus’ta Yasemin Devrimiyle başlayan Arap Baharında gelinen nokta; Irak, Suriye, Mısır, Yemen, Katar, gibi ülkelerdeki yaşatılanlar ve iç savaş girişimleri hep buraları bölmek ve kendileri için rahatlıkla yönetmek gayesiyle oluşturulmuştur.  Özellikle burada en önemli üç ülke olan Mısır, İran ve Türkiye’dir. Mısır’da Mursi’yi alaşağı ederek Sisi’yi başa getirmeleriyle şimdilik önemli bir kaleyi ellerine geçirdiler. İnanıyorum ki çok uzak olmayan zamanda Mısır Sisi gibilerin tahakkümünden kurtulacaktır.

 

Türkiye üzerinde oynanan oyunların hiçbirinin tutmadığına şahit olduk. Geçmişe dönük olarak Türkiye üzerinde oynanan oyunların istenen sonuçları doğurmaması ve her seferinde Türkiye’nin bir şekilde ayağa kalkma emareleri göstermesi üzerine daha büyük oyunlar sahnelendi Türkiye üzerine. Tüm güçleriyle yerli işbirlikçilerle bir olup Gezi Olaylarıyla Türkiye’de kontrolü ellerine geçirmek isteyenler başarılı olamayınca terör örgütlerine daha çok destek verip Türkiye’yi diz çöktürmek istediler. Her geçen yıl tazyikini artırarak gelen saldırıların en hain, sinsi ve yıkıcısı 15 Temmuz Darbe Girişimi olmuştur Türkiye’de. Bu hain girişim Allah’ın yardımı, devlet adamlarımızın dirayeti, milletimizin cesareti ile sonuçsuz bırakılmıştır. Her ne kadar sonuçsuz bırakılsa da ülkenin bu zamana kadar kendi eliyle yetiştirdiği, emek verdiği, para harcadığı, umut bağladığı bir nesil düşmanın emelleriyle ittifak ederek kendilerinin ve ülkenin geleceğini kararttılar. Şükürler olsun ki onlar kaybetti fakat onlarla beraber ülkenin geleceği de çok şey kaybetti. Bu mücadele bitmedi çeşitli oyunlarla yine gelecekler, hep hazırlıklı olmalıyız. Bizler çok çalışıp, birlik, berabrelik içinde uyanık olmalıyız.

 

 

Şimdi saldırı sırası İran’da. İran’ı diz çöktürmeye çalışıyorlar. İran’da yaşananların bizdeki Gezi olaylarına benzerliği saldırının kimler tarafından yapıldığının ipucunu veriyor. Bu Türkiye’ye de, Rusya’ya da bir gözdağıdır. Bugün İran karıştırılmaya çalışılıyor. Bir ateş yakıldı buradan yanardağ oluşturulmaya çalışılıyor. Yanardağ oluşursa çevresindekileri de yakacak. Emperyalistler öyle ahlaksızlaşmışlar ki artık niyetlerini gizlemiyorlar. Gerek ABD gerek İsrail, gerek S.Arabistan ve avenesi bu işten memnunlar. Güya destekleri özgürlük için, güya demokrasi için, bütün amaç dünyanın patronlarının iktidar güçlerini kaybetmemeleri için Allah’ın izniyle sarsıntıya uğrayan bu emperyalist gücün tesisinde tüm argümanları ortaya koyup başarmak isteyeceklerini biliyoruz. Lakin biz yine biliyoruz ki İran’ın tarihi derinliği olduğundan öyle kolay kolay yenilemeyeceğidir. Her ne kadar yerli işbirlikçiler bulunsa da oyunun bir reformist sorunu olmadığını, ekmek davası olmadığını İranlılar gördüklerinde bu iş başarılı olmayacaktır. Meselenin devletin ve milletin bekası olduğunda oyun bozulacaktır. Türkiye, İran’ın kaybetmesinin kendisinin de kaybetmek olduğunu bilmelidir. Bu olaylarda geç kalmamalı, pozisyonunu ona göre almalıdır. Ben inanıyorum ki emperyalist akıl kaybetmenin verdiği hırçınlıkla daha çok saldıracak, daha çok hata yapacaktır.

 

Bölümlü’de  kolej gibi bir okul

 

Yorucu, meşakkatli bir o kadar da değerli olduğuna inanıp da başlattığımız “Okullarımızı Tanıyalım” projemizde yeni güzellikler görüyor, siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz. Bu hafta yoğun işlerimiz arasında üşenmedik ama bir güzellik olduğuna inandığımız için Bölümlü’ye çıktık. Bölümlü Şehit İhsan Yıldız Ortaokulu’nu tanıtmaya gittik. Bugün Özel Kolejlerde neler varsa onu burada bulabilirsiniz. Bahçeye adım attığınızda zaten bir farklılık olduğunu hissediyorsunuz. Temiz, kullanışlı, geniş bir bahçe. Anasınıfı değil sanki özel bir anaokulu. Üstelik öğleden sonra anasınıfında Kuran eğitimi de veriliyor. Her  okulda olan birimler burada olsa da özellikle; Fen Labaratuvarı, Bilişim Sınıfı, Kütüphane, Spor Salonu, hatta merkezi okulların çoğunda bile olmayan Konferans Salonu hemcinslerine göre çok önde yer alıyor. Ortaokul öğrencileri bilişimde önemli artılara sahip olarak temel bilgisayar becerilerinde epeyce öndeler. Akademik başarını yanında spor ve kültürel başarılar da okulun önceliği arasında yer alıyor.

 

Okul Müdürü Mahmut Bektaş okulda sadece müdürlük yapmıyor, başarı için ne gerekiyorsa fazlasıyla yapıyor. Yeri geldi bir inşaat ustası gibi çalışıyor. Yaz tatilinde okulda yapılan tadilatlarda, kalebodur döşemede ve diğer ustalık işlerini yaparak okula önemli güzellikler kattığını duyduk. Yaptıklarını da gördük. Okul Aile Birliği Başkanı Ahmet Danışman da okul için önemli bir şanstır. Eğitim gönüllüsü olan Başkan Danışman okulun ihtiyaçlarını ikiletmiyor. Adeta idarenin eli ayağı oluyor ihtiyaçları giderme noktasında. Böyle güzel çalışmalar nedeniyle Mahmut Bektaş müdürümüzü tebrik ediyorum, başarılar diliyorum. Allah kolaylıklar versin. Tüm bu güzellikler içinde bir tehlike görünüyor ki çözülmezse herkes üzülecek. O tehlike de okulun her geçen gün öğrenci sayısının azalması. Eğitim adına bu kadar güzelliklerin yaşandığı okul inşallah hep adından söz ettirir.