Yazıma iki önemli olayla başlamak isterim. Bunlardan biri fakülteden Hadis Hocam Prof. Dr. Ramazan AYVALININ anlattığı bir diğeri de benim yaşadığım bir olay.

Ramazan Hocam Ankara’ya konferansa gider. Konferansta tanıştığı bir Müslümanla sohbet etmeye başlar. Sohbette tanıştığı bu Müslüman bir soru sorar. “Ramazan Hocam bizler bir grup oruçlarımızı Mart ayında tutuyoruz. Hocamız bize bu daha iyi olur. Hem havalar daha serin olur hem de vakit kış olduğundan daha az zaman diliminde oruç tutmuş olursunuz” der. Sorusu Hocam bu oluyor mu?!...

Bana sorulan soruda daha bir ilginç! Soru şu; “Hocam Cuma günleri Cuma namazı açısından bayağı sıkıntılı olmakta. Bundan dolayı Cuma namazını Pazar günü kılsak ne olur?! Bunda dini açıdan herhangi bir sıkıntı olmaması lazım gelmektedir” der.

Acaba gerçekten öyle mi?!

Her şeyden önce ibadette vakit farzdır. Yani ibadetlerin vakti aranmadığında ibadetlerimiz geçersiz sayılmaktadır. İstersek milyarlarca sayıda yapmış olalım ibadetin vakti aranmadığında Allah katında herhangi bir geçerliliği yoktur. Çünkü ibadetlerde vakti Rabbimiz koymuştur.

Şimdi sorulan sorulara geçelim;

Oruç hicri ikinci senesinde farz olmuştur. Peygamberimiz orucun farz oluşundan ölünceye kadar yaklaşık sekiz sene farz olan orucu tutmuştur. Oruç ibadeti hicri takvimle tutulduğundan ve hicri takvim Peygamberimizin hicreti başlangıç kabul edildiğinden yaklaşık sekiz sene her sene on gün geri giderek tutulmuş olduğu hadis kitaplarında kayıt altındadır. Bunda herhangi bir sorun yok. Ayrıca bu noktada da herhangi bir bilgi eksikliği yoktur. Şimdi durum böyleyken cemaatine her sene Mart ayında oruçlarınızı tutabilirsiniz diyen bu aciz Hocamızın yaptığı nasıl kabul edilebilir?! Yada şöyle sorayım bu Hocamızın yaptığı işi nasıl olurda saf ve masum olarak kabul edebiliriz?!

Yada bana sorulan ve ayrıca bu konuda destek isteyen Hocamız nasıl olurda masum olarak kabul ederek kendilerine destek verebiliriz?!

Bakınız Cuma namazı Peygamberimiz 622 yılında Mekke’den Medine’ye hicret ettiğinde Kuba mevkiinde farz olmuştur. Günlerden cumadır. Peygamberimiz burada hemen Cuma namazını eda etmiştir. Peygamberimiz yaşadığı zaman diliminde yani yaklaşık on yıl Cuma namazlarını Medine’de Cuma günlerinde kılmıştır. Ayrı bir vakit içerisinde kıldığı vaki değildir.

Durum böyle iken nasıl olurda ibadetlerde ki vakit farziyetini kaldırıp kafamıza göre ibadet edeceğiz diyenlere inanın bana şaşırıp kalmaktayım.

Dini kafamıza göre yorumlayarak yaşamaya çalışalım diyen her kim varsa mutlaka bunda bir şüphe vardır. Bundan dolayı bu insanlara mutlaka mesafeli olmalıyız. Bakınız bizler ibadetlerimizi Kuran ve sünnette ki gibi yapmaya çalışmaktayız. Kuran da ve sünnette olmayan bir şey mutlaka sakat ve hastalıklıdır. Yukarıdan beri vermeye çalıştığım şeyler hastalıklı olduğundan önemle uzak durulması yani haramdır. Yani mutlaka kaçınılması lazım gelmektedir.

İbadetlerimizi Kuranda ki ve sünnette ki gibi yapmamız İslamcılığımızın gereğidir. İbadetlerde kafamıza göre bir takım buluşlar! yaparak katmak yada çıkarmak dinen haramdır.

İbadetlerimizi aslına uygun olarak yapmak dileğiyle…