Ara sıra biz nerede yanlış yaptık diye sorarız kendi kendimize. Toplum olarak güzel hasletlerimizi nasıl bu kadar hoyratça harcadık böyle. Yaşlıların huzur ve mutluluğu bir toplumun geçmişi ve gelecek nesilleri ile bağının sağlamlığı hakkında bilgi verir bize. Geçen hafta okuldan bazı öğretmen arkadaş ve öğrencilerimizle birlikte Trabzon’a huzurevinde yaşlılarımızı ziyaret ettik. Okulda gezi fikri oluşunca tereddütsüz ilk katılacaklar arasında olmak istedim. Öğrencilerin de gönüllü olarak seçilmesi maksadın hasıl olmasına imkan verdi.
 
Herkes yarına başına ne geleceğinin muhasebesini yaparak aile içindeki yaşantısına iyi baksın. Yetiştirdiğimiz insanların sadece maddi dünyalarını doyurursak onlar için sadece maddi çıkar için bizi yanlarında tutacaklarını bilmeliyiz. Maneviyattan yoksun bıraktığımız çocuklarımız bize katlanmanın sadece maddi bir sıkıntı olacağını düşünürler. Manevi yaşamın maddi yaşamdan geri kalmaması gerektiğini belki de bir adım ileride olması gerektiğini öğrettiğimiz çocuklarımız bize katlanmanın bir ceza değil ödül olacağını bilirler. Materyalist dünyada bize dayatılan maddi refah olduğu için, bununla mutlu olacağımızın propagandasına kaptırdık kendimizi. Bugün babasını, annesini huzurevine bırakıp onlardan kurtulduğunu düşünenlerin yarın başlarına daha büyük felaket gelmeyeceğini kim söyleyebilir?
 
Maddi miras bırakmak için uğraştığımız kadar manevi miras bırakmaya uğraşmazsak maddi varlığımızı yiyecek neslimizden küfür ve hakaretten başka bir şey duymaz insan. Biz Müslüman Türk Milleti olarak inançlarımız ve geleneklerimizin öğretilerinden yaşlılarına hürmeti, hizmeti ibadet saymışızdır. Cennet anaların ayakları altında diyen bir Peygamberin medeniyetinde yetişmişiz. Bu medeniyetten bağımızı koparınca işte aslımızdan, gerçeğimizden koptuk. Kopuşumuz da bizi kendimizden kopardı. Kendimize yabancı olduk vesselam. Böyle giderse kendine ve tarihine yabancı toplumun daha çok görecek sıkıntıları vardır.
 
Eğitimin göz ardı ettiğimiz yanlarından birisi de duyusal davranışlardır. Bu noktada yapılacak en iyi yöntem eğitsel içerikli gezilerdir. Siz Çanakkale’yi ne kadar anlatırsanız anlatın. Onun yaşandığı ortam ile desteklerseniz bu duyguyu kalıcı şekilde kazandırabilirsiniz. Yaşlılara saygıyı ve onlar için aile saadetinin önemini öğretmenin bir yolu da yaşlıların hayatları ile ilgili hayat tecrübesinin olmasıdır. Bu bakımdan öğrencilerle yaptığımız huzurevi ziyaret öğrencilerin duygularında kalıcı etki yaptığına inanıyorum. Bunu öğrencilerin konuşmalarından anladım. Bunu öğrencilerin o insanların yaşadığı manevi yoksunluktan duydukları acı ve gözyaşlarından anladım. Önce gelmekte isteksizliklerinden pişman olup iyi ki geldik söylemelerinden anladım. Hepsi bir yana güzel bir iş yapmanın verdiği gönül huzuruyla geri dönmeleri vardı.
 
Şuna da şükretmek gerekir ki devletin sosyal devlet olması gereği huzurevleri ve yaşlı bakım evlerinin olmasıdır. Keşke buna ihtiyaç olmasa ancak ihtiyaç olduğu için bu kurumları en iyi şekilde olmasıdır. Türkiye’nin değişik yerlerinde değişik hikâyelerle gelen insanlarla bir arada olmak insanlığımızı hatırlatması için iyi oldu. Her okulun ya da vatandaşın bu kurumlara gidip ziyarette bulunması fayda mülahaza ediyor. Bu ziyaret empati yapmak için yerinde bir ziyaret olmuştur.
 
Yaşlılarını kendileri için yük, angarya olarak gören nesli nasıl yetiştirdik ona bakmalıyız. Bu sorunun çözümü çağdaş muasır medeniyete giderken ihmal ettiğimiz medeniyetimizin damarındadır. Başkası gibi olmak yerine biz olarak başkalarına örnek olmalıyız. Yaşlısını başına tac edeni Allah iki dünyada abat eder.