Her yıl olduğu gibi bu sene de bir eğitim ve öğretim yılını geride bıraktık. Tabi ki eğitim sadece okulla sınırlı olan bir kavram değildir. Doğumdan ölüme kadar devam eden bir süreçtir eğitim. Okulda olan kısmı öğretim boyutunun içinde olan planlı yani formal yanıdır eğitimin. Öğrendiklerimiz sadece okulda olmadığına göre okul dışındaki hayatımızı da zapt raptı altına almak gerekir. Böyle çok boyutlu olmayınca hayatta kesintiler ve arızalar meydana gelmesi pek tabiidir.
İnsanlar bazı şeyleri tercih edebilirler, bazı şeyleri ise tercih isteseler de edemezler. Tercihlerinde tesiri olmadığında kimseye bir kınama, aşağılama, ya da ceza öngörülmez. Bu en azından ilahi kanunda böyledir. Kimse kız, erkek, beyaz, kara, Alman, Türk, Doğulu, Batılı diye alay konusu edilemez. Çünkü insanoğlunun kendi tercih edemediği şeylerdendir bu unsurlar. Yalnız insanoğlu inanç ve itikadı tercihlerinde serbest bırakılmıştır. Serbest bırakıldığından yani özgürlük tanındığından sorumluluk sahibi olmuştur. Bu sorumluluğun gereğini yapması için yaptırımlarla sorumlu tutulmuştur..
Sosyal hayat din ile büyük bir ilinti içerisindedir. Dinsiz bir sosyal hayat tasavvur dahi edilemez. Gerçi kimi kendini dinin yerine koyan sosyal kuramcılar; dini toplumlardan çekip almak istediler. Ancak bunun yerine bir şey koyamadıklarından toplumlarında büyük buhranlar yaşadılar. Allah; dini ve dini duyguyu kişinin doğasına yerleştirmiştir. Kısacası kişinin mayasında din ve inanç sistemini koymuştur. Bu olmazsa insan sistemi arıza verir. Bu arızalar da toplumlarda kitlesel vukuatlara neden olmaktadır.
İşte insani olan bu din gerçeğinden toplumu uzun sure uzak tutulamaz. Tutulduğunda ise topyekûn zararlara sebep oluyor. Ülkemizde bizi bir arada tutan en güçlü bağımız din bağıdır. Üstelikte ayrıştırma politikalarının ayyuka çıktığı bu ortamda din bağımızın ne denli kuvvetli olması gerekliliği bir kez daha anlaşılmıştır. Zaten terör örgütü bunun farkında olacak ki en son çare olarak halkın dini duygularına el atmayı seçmiştir. Öğrendiler ki en kuvvetli bağ olan din bağını koparmayınca amacımıza ulaşamayız Aradaki yaraları sarmanın en kestirme yolu dini bağın güçlendirilerek devam ettirilmesinden geçtiğine inanıyorum.
Maalesef üzülerek söylemeliyim ki ülkemizde din ve dini eğitim çok tartışıldı. Halkın dini duygularından korkan halka yabancı yöneticiler bu yolun önünü kesmek istediler. Bu nedenle din eğitimine hep yasakçı zihniyetle yaklaştılar. Zannettiler ki dini eğitimin yasaklanması dinden insanları uzaklaştıracak. Halk bu ihtiyacı bir şekilde gidermek için çeşitli yollara başvurmak zorunda bırakıldı. Madem yaşlı ve orta yaşlı insanları bu davalarından vazgeçiremiyoruz. Öyleyse bundan sonra gelecek neslin önünün kesilmesinin planları yapıldı ülkemizde. İmam Hatip Okullarının orta kısmının kapatılması bu yüzdendi. Zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılıp hafız yetiştirilmesinin önüne geçildi. Bu sayede bir anda Kuran eğitiminde büyük boşluklar meydana geldi. İmam hatip liseleri ve Kuran kursları kapanma noktasına getirildi. İlköğretim 8. Sınıfı bitirmeyenlerin kurslara kayıt olamaması bu yolda hala sıkıntı oluşturuyor. Bu daha makul bir yolla çözülmelidir. Bu işe gönül veren veliler kanun dışına çıkmayı göze alarak çocuklarına dini eğitimini vermeye çalışıyor. İnsanları sıkboğaz ederek bir yere varılmaz. Halkın talepleri göz ardı edilmeden kanuni bir düzenleme ile bu talep yerine getirilmelidir.
Eğitime karşı çıkmak olsa olsa yobazların, geri kafalıların işi olabilir. Eğitimden kasıt sadece okulda olan değil elbette. Bu manada zorunlu eğitim ister 8 olsun ister 12 olsun fark etmez. Lakin bunun uygulaması muhakkak ki gözden geçirilmelidir. Temel eğitimden sonra yönlendirme yoluna gidilmelidir. 8 yıl boyunca hiçbir şey öğrenemeyen çocuk mezun olduktan sonra sanayide çıraklığa başlıyor. Bu yaşta başlayanlardan da istenen verim alınamıyor. Biliyoruz ki eğitimde davranışların kazanıldığı kritik dönemler vardır. Bu dönemler geçince kişi sonradan o davranışı ya kazanamaz ya da kazansa da aynı beceri ile kazanamaz. Hedef dini eğitimin önünü kesmekti. Bunu yaparken diğer alanlarda da toplumun önü kesilmiş oldu.
Muhakkak ki yaz dönemi kurslar bu noktada çok büyük önem kazanıyor. Yeterli olmasa da toplum bir nefes alıyor bu kurslar sayesinde. Hiç olmasa da temel dini bilgileri ve Kuran okumayı burada öğrenmeleri gerekir çocukların. Bu dönemlerde namaz kılmayı, namaz surelerini ve diğer dini bilgileri öğrenme imkânı olan çocukları veliler teşvik etmelidir. Teşvikle beraber takip ve motive etmelidir. İpin ucunu kaçırınca çok vahlanılır. Yarın geç olmadan hiç olmazsa çocukların temel dini bilgilerini almak için onlara destekleyelim. Din görevlisi arkadaşlar da bu tatilleri fırsat olarak görmelidir. Usanç göstermemelidir. Yoksa bu toplumun ve bu dinin vebalinden kurtulamazlar.2 ay yetersiz olsa da imkânlar madem bunu gerektiriyor bunu iyi değerlendirmek lazımdır. Hocalar camide heyecanla ganimet bulmuş gibi hazır beklemelidir. Hadi kolay gelsin.